48 : ) SEMBOL NEDİR VE TARİHÇESİ.....? / 13-06-2015

 

 

SEMBOL NEDİR 

TARİHÇESİ.....? 

 

 

KAM DAVULU ve ÜZERİNDEKİ SEMBOLLER… | TARİH TÜRKLERDE BAŞLAR...

En temel anlamı ile bir simge yoluyla bir kavramın uzlaşımsal olarak betimlenmesidir; bir düşünceninnesneninniteliğinniceliğin vb. ruhbilimsel ve düşünbilimsel açıdan,

Tüm kavramlar doğaları itibarı ile simgesel olup, betimlemeleri simgesel bir anlam taşıyan yapay belirtilerdir.

Dizgel (sistemik) görüngeden, örneğin haritalardaki kullanımları ile,

Simgeler ayrıca iletişim görevini de yerine getirmektedir:

Çizgisel, yazılı veya somut bir nesne olarak bir diğer, daha karmaşık, somut veya soyut nesneyi veya onun özelliğinin betimlemesi olabilirler.

Bunun dışında, ayrıca mecazi kavrayışlarda da kullanılırlar.

 

Simgelerin başlıca uygulama alanları dillermatematik ve bilişsel bilimlerdir.

Örneğin konuşulan dil, simgesel kavramları (sözcükleri) betimlemek için kullanılan işitsel belirtilerden oluşur.

 

Aşkın Simgesi Ne Anlama Gelir? Bu Simgenin Matematiksel Formülü Nedir? -  Evrim Ağacı

 

 

Sözcük kökeni

 

Simgenin Latince karşılığı olan "symbolum"

Sözcüğünün Grekçe'deki kökeni, συν- (sin) yani "birlikte" ve βολή (voli) yani "atış" köklerinden türemiş olup, anlamı "birlikte atmak" anlamına gelen

 Yunanca σύμβολον (simvolon) sözcüğü ya da

“bir araya getirmek, birleştirmek, birlikte tartışmak, birlikte birleştirmek, bütün haline getirmek, bir arada toparlayıp bağlamak, birbiriyle karşılaştırmak, açıklamak" ”

Anlamlarına gelen

"syn" ve "ballein"

Sözcüklerinden oluşan sumbalein (symballein) fiilinden türetilmiş sumbolon sözcüğüdür. 

Sumbolon, bir nesnenin kırık iki parçası idi.

Bu kırık parçaların mükemmelen bir araya getirilmesi kökenlerinin ortak olduğunun ispatlanmasını gösteriyordu ki, bu da

“çok emin bir şekilde bilmenin işareti” demekti.

Yazılı olarak ilk kullanımına Homeros'un Hermes adına yazdığı ilahide rastlanmaktadır.

Tam olarak, Hermes'in kaplumbağaya rastladığında "συμβολον ηδη μοι" yani "bana bir sevinç simgesi" dediğinden söz eder.

 

Pi sayısı - Vikipedi

 

 

Sembolün genel açıklanması

 

 
 

Sembol sanatta, özellikle resim ve 

heykeltıraşlıkta çok kullanılır. Örneğin arslan kudretin sembolüdür. Heykeldeki küre dünyayı temsil etmekte ve heykelde imparatorluk gücünün tüm dünya üzerindeki uygulanması simgelenmektedir.

Sembol, antik Yunan kültüründe, asli ve özel anlamıyla, kilden yapılma olup,

İki parça halinde kırılmış bir kabın antlaşmış iki kişi arasında pay edilen kırık parçalarını ifade etmekteydi.

Antlaşmanın geçerli kılınması için,

Antlaşmış ya da hak sahibi iki kişiden her birinin iki kırık parçayı birbirine mükemmelen oturtması gerekiyordu.

Mecazi anlamda sembole, aynı anlamın iki ayrı temsilini birbiriyle irtibatlandıran bütün de denebilir.

Buradan yola çıkılarak, sembol kavramı, içerdiği gizli anlama bağlı olan işitsel ya da görsel öğeye indirgenmiş bulunmaktadır. Sembol, göstergebilimde (semiyoloji) anlam taşıyan bir temsildir, bir tasvirdir. Bu, yananlamın, benzerliğin ifade edilmesini gösteren bir sistemdir. Ayrım, ilişki veya birleştirme işlemleri birey ya da bir topluluk için bir anlam oluştururlar. Sembol, böylece, beş duyu ile algılanan görünür realiteden yola çıkılarak, görünmez realitelerin keşfini sağlar. Sembolün simgelediklerinin (anlamlarının) birliği birbiri içinde erime veya karışım tarzında değil, üst üste eklenme (sumbolh) tarzındadır. Görünür unsur ile görünmeyen unsur bir bütün oluştururlar ve biri olmadan diğeri anlaşılamaz. Georg Friedrich Creuzer sembolü “biçim ve varlık arasında ya da ifade ile fikir arasında” aracı olarak görür. ( R. Alleau, De la nature des symboles, Paris, Pont-Royal, 1964, sayfa 20)

Giderek sembol, örtülü benzeşim yardımıyla, çağrıştırdığı mevcut bulunmayanlarla, daha doğrusu soyut olanlarla birlikte tüm realiteyi belirtir hale gelmiştir. Sembol böylece, mevcut bulunmayanın ve ne algılanabilir ne kavranabilir olanın bir temsili, bir tasviri durumuna gelmiştir. Böylelikle, tüm sembolik sistemler fikirleri, kavramları ifade etmeye çalışırlar. Düzgünün (code) tekanlamlı olmasının aksine, bulunduğu temsiller sistemine göre anlaşılabilen sembol, çokanlamlıdır. Freud’çü psikanalizde bu sistem, özellikle oidipus kompleksiyle yapılanmış bireysel geçmişteki eğretileme kurallarının uygulanmasından ve bilinçdışının düzenlenmesinden hareketle işler. Carl Gustav Jung’un kolektif bilinçdışı denilen evrensel bilinç ya da ortak hafıza varsayımına göreyse, bireysel semboller kolektif bilinçdışının varlığını gösterirler, kolektif bilinçdışı yoluyla evrensel olur ve bu yolla arketipler haline gelebilirler.

Bir sembol iki öğe arasında bir bağ kurar. Sembol, sembolik sistemin ve simgelenenlerin benzeşim unsurlarına sahip olabildikleri zihinsel temsil yoluyla “işaret eden” rolünü oynar, Güneş-Ay ikilisinin erkek-kadın, ışık-karanlık, doğru-yalan, hakiki olan-sahte olan ikilisini temsil etmesi örneğinde olduğu gibi.

Sembol, günümüzde, iki öğenin arasındaki uygunluk bakımından, kimi zaman, alegori (istiare), mecazı mürsel, amblem, işaret, ikon ve fetiş ile hemen hemen eşanlamlı olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Gözleri bir kumaş parçasıyla örtülmüş, terazi taşıyan kişinin “adalet” anlamına işaret etmesindeki istiare buna örnek olarak gösterilebilir.

Sembol terimi 1380’de ortaya çıkmıştır. Sonradan, giderek, lisan ve mimik dili gibi soyutlama biçimleri taahhüt, mukavele, antlaşma, vaat, kontrat, barış gibi bazıları mühürle yapılan temsil etme gibi işlevlerinde nesnelerin yerlerini aldılar (örneğin, el sıkışmanın anlaşma anlamına gelmesi).

Şu halde, bu anlamda bir sembol, soyut ya da doğaüstü bir realiteyi temsil etmeye yönelik olan algılanabilir bir nesnedir. Sembol görünür ve görünmez olan ifadelerin arasındaki kıyaslamada görünür olan ifadedir.

Geniş bir kullanım alanı olan semboller çeşitli şekillerde sınıflandırılırlar. Niteliklerine göre, biçimsel semboller, sayısal semboller, renklerle ilgili semboller, doğadaki canlı sembolleri, cansız nesnelerden oluşan semboller, kişi ve kişiliklerle ilgili semboller ve olaylarla ilgili semboller olarak sınıflandırılır. Alanlarına göre sınıflandırılmaları halinde çok geniş bir yelpaze oluştururlar (dinî semboller, sanatsal semboller, siyasi semboller, bilimsel semboller, ezoterik semboller, askerî semboller,trafik işaretleri vb.).

Bilimlerde kullanılan semboller genellikle ölçüyü ifade etmeye yararlar. Bir değeri, bir varlığı ifade etmeye çalışırlar. Dolayısıyla tekanlamlı olan bilimsel sembollerin alamet kavramıyla karıştırılmaması gerekir. Bilimsel semboller tür ve sayı olarak değişmezler ve asla kısaltılamazlar. Fizikteki semboller özel bir isimden türetilmedikleri takdirde küçük harfle yazılırlar.

 

Simgelerin doğası

 

 
 

Asa ve taç, iktidar sembolleri

 

Bir simgenin doğası ve onun simgeleşme süreci, sinir dizgemiz ile ileri derecede bağıntılıdır. Bu dizgenin bilinçdüşünce ve öznellik ile olan bağı henüz tam olarak anlaşılamamış olmakla birlikte, bölümsel açıklamalar sunan kuramlar geliştirilmiştir.

Örneğin bir hükümdar asası, krallık simgesidir. Elle tutulan somut bir nesnedir, ancak simgesel amacına ancak bir hükümdar tarafından kullanıldığında ulaşır.

Nesneler, doğabilimsel ve kimyasal özelliklere sahiptirler. Bu durumda, bir asanın özellikleri nedir? Uygulama açısından, süslemeli bir değnektir; fakat asa olarak kabul görmüş herhangi bir şey bu amaçla kullanılabilir.

Leslie White'a göre: ekinsel bir nesnenin özü, simgeleşme sürecinde olan bir belirti olmasıdır. Dolayısı ile, simgeleri, simgeleşme sürecinin ürünleri olarak tanımlamıştır. Bu durumda, asanın krallık simgesi olması, simgeleşme sürecinin sonucudur; halbuki bu süreç öncesinde bu anlamından yoksundu.

Simgeleşme, asayı bir nesne olarak, önceden sahip olmadığı bir "güç" ile donatmaktadır. Alışılmış bir değneğin olağan insanlara herhangi bir etkisi yokken, bir asa için aynı şey söylenemez. Ancak bu "güç" sadece asada değil, onun konumunda, söz konusu hükümdarda, ve insanlarda olmak üzere bölünmüştür.

Özetle, insanoğlu simgeleri içerisinde yaşadığı dünyada yer alan güçleri tanımlamak ve kendi amacı doğrultusunda kullanmak için yaratmaktadır.

 

Dinsel sembollere örnekler

 

Religious syms.png

 
 

Çeşitli dinlerde çeşitli biçimler, resimler, sayılar ve objeler sembol olarak kullanılmıştır. Ayrıca bazı tarikatlarda ve ezoterik ekollerde sembollerle öğretimin yapıldığı bilinmektedir. Yanda çeşitli dinlere ait bazı biçimsel semboller görünmektedir.

 

Bilimsel sembollere örnekler

  • α, β, γ… açı
  • v…….... hacim,volt
  • t………. zaman
  • V …….....hız
  • m ……...metre
  • R........direnç,çap
  • I.....akım şiddeti
  • P -> güç
  • r..... yarıçap
  • d -> özkütle
  • m -> kütle
  • a -> ivme
  • F -> kuvvet
  • x -> konum
  • h -> zaman, yükseklik
  •  
  • Ezoterizm'de sembol

Bartolomeo Pinelli 001.jpg

 
 

Ezoterizm

okültizmmistisizm ve teozofideki sembol kavramı sembol sözcüğünün modern kullanımdaki anlamlarından yalnızca birini içerir: Bir şeklin göründüğünden daha farklı bir anlam taşıması, ezoterik bakımdan, bir sembol olarak nitelendirilmesi için yeterli değildir; ezoterik geleneğe göre, herhangi bir şeyi ifade etmek üzere kullanılan her simgeye, her temsile, her işarete, her tasvire sembol denilmez.

Örneğin bir bilgisayar şirketi, reklam için hazırladığı bir broşüre, bir kartvizite bir beyin ve bir klavye çizimini amblem olarak koyabilir; fakat bu bir amblemdir, sembol değildir, bir ilhama dayalı olarak oluşturulmamıştır ve içeriğinde hiçbir evrensel bilgiyi gizlememektedir. Evrensel hakikatlerin, evrendeki ilke ve yasaların keşfinde birer araç olan ve kişiye “doğaüstü” denilen âlemi anlama, kavrama olanağı sunan sembollerin hiçbiri keyfi olarak oluşturulmamış, keyfi olarak seçilmemiştir ve genellikle doğaya, doğal örneklere dayalıdırlar. Sembollere daha çok, eski uygarlıklara ait eserlerde çizimler, kabartmalarfreskler ve heykeller olarak,mitolojilerdemasallarda, inisiyatik ve kutsal metinlerde ise sözcük ve kavramlar olarak rastlanmaktadır. Sembol sözcüğünün kökeninin eski Mısır dilinden Grekçe'ye geçmiş symbolon sözcüğü olduğu ileri sürülür. Sözcük Latince'den Fransızca'ya ve oradan da Türkçeye geçmiştir.

 

Sembollerin çokanlamlılığı

Sözcükler bir sembolün anlamını ya da anlamlarını ifade etmek için gerekli olmakla birlikte, sembolün anlamını gerçek değeriyle ifade edemezler ve yapılan sözlü açıklamalar ve yorumlar sembolün tümüyle çözüldüğü anlamına gelmeyebilir. Zaten ezoterik ya da evrensel denilen "gerçek semboller" genellikle tek anlam içermezler. Bir sembolün çok anlamlılığı bir sözcüğün birbirine eş düzeydeki birçok anlama gelmesi gibi değildir; çok anlamlı bir sembolün içerdiği anlamlar aşağıdan yukarı doğru yükselen bir kademelenme, bir başka deyişle gitgide derinleşen bir derecelenme gösterirler. Semboller objektif olmakla birlikte, içerikleri bakımından büyük bir sübjektiviteye sahiptir. İnsanlar kavrayış, anlayış, zihinsel yapı, idrak, şuur ve seziş bakımından farklı farklı olduklarından bir sembolün anlamını idrak etme dereceleri de doğal olarak farklı farklıdır. Sembol ortadadır; fakat onu herkes o anki gelişim düzeyi oranında anlar. Kuşkusuz varlık geliştikçe o sembolün yüksek anlamlarının da farkına varacaktır. Başlangıçta ilk anlamıyla ya da en kaba anlamıyla tanıdığı sembol, kendisi geliştikçe, kendisine daha yüksek, daha derin sırlarını açıklayacak ve hakikate biraz daha yükselerek bakmasını sağlayacaktır. Zaten öğretilerdeki, kutsal denilen metinlerdeki sembolizmin nedenlerinden biri de budur; yani kişiyi fazla yük altında bırakmadan, onun kaldıramayacağı derecede yüksek, kavraması güç karmaşık bilgilerle ezilmesine, yıkılmasına yol açmadan, derece derece, yavaş yavaş, anladığı oranda yükselmesini sağlamaktır. Bu konudaki ünlü bir söz şudur: “Alışık olmayan göze ışık, alıştıra alıştıra verilir.”

 

Sembolizmdeki benzeşim ilkesi

Sembolleri çözmede bilgi ve akıl, göz ardı edilemeyecek etkenlerse de, asıl etken “sezme”dir. “Sezme”de sezginin rolü varsa da “sezme” sezgi değildir. Her sembol bir bütünün, büyük bir işaretin bir parçasını içerir.Her ne kadar bir sembolde görünenden yola çıkılıyorsa da, her sembol, görüneni değil, görünmeyen bir hakikati içerir. Okültizmdeki terimlerle, “görünür âlem”in ilkelerinin keşfi “görünmez âlem”in ilkelerinin keşfine yardımcı olur. Evrensel denilen semboller büyük ölçüde görünür âlem ile görünmez âlem arasındaki benzerlik, paralellik, daha doğrusu uygunluk üzerine kurulmuştur. “Görünür-âlem”de “görünmez-âlem”i gösterebilmek için doğaüstü (görünmez-âlem), kaçınılmaz olarak doğanın (görünür-âlem’in) araçları ve olanaklarıyla sembolleştirilmiştir. Görünür âlem ile görünmez âlem arasındaki benzeşme okültizmdeki ünlü “Yukarısı aşağıya, aşağıdaki Yukarıdaki’ne benzer” sözüyle ifade edilmiştir. Görünür âlemi görünmez âlemin tezahürü olarak kabul eden ve görünmez âlem ile evrendeki birtakım ilke ve yasaları görünen âlemden yola çıkarak anlamaya çalışan okültizme göre, insanın çevresi ve doğa da sembollerle doludur. Görünür âlem görünmez âlemin bir tezahürü, bir yansıması olduğuna göre, insanın beş duyusu ile algıladıkları, görünmez âlemin sembolleri durumundadır. Ama bu benzeşme prensibinde bir realite, bir “plan”, bir âlem kendisinden bir alt realite, “plan”, âlem ile simgelenebilmekle birlikte, bunun tersi olamaz. “Alt”, “üst”ü simgeler,”üst” “alt”ı simgelemez. Bir başka deyişle dış, içi simgeler; iç, dışı değil. Okültizme göre bir sembol daima, en azından bir “üst”ü ifade etmek için vardır ve varlık nedeni de budur.

 

Sembollerin masal ve mitolojilere geçiş nedeni

 
 

Pamuk prenses ve yedi cüceler masalı kimi yazarlara göre ezoterik içerikli masallardan biridir.

 

Bir sembol “açıklayıcı” niteliğinin yanı sıra “gizleyici” niteliğe de sahiptir. Eski çağlarda inisiyeler ezoterik bilgileri inisiyasyon topluluğu dışında kalanlardan tümüyle gizlemezlerdi. Ezoterik topluluklar, avam-ı beşer denilen dışarıdakilere hakikatleri sembolik kılıklara sokarak, birtakım benzetmelerle vermeye çalışırlardı. Örneğin eski Yunanistan’daki inisiyasyonlarda, zaman zaman halka açık olan inisiyatik törenler yapılır ve bu törenler sırasında ezoterik bilgiler, yer yer müzik eşliğinde, bir tiyatro eserini canlandırır tarzda sunulurdu. Başvurulan yöntemlerden biri de sembolik hikâyeler anlatmaktı. Avama hakikatlerin gereken kadarı, onların anlayabileceği düzeye indirgenerek hikâyelerle anlatılırdı. İnisiye bu anlatım sırasında, kullandığı sözcük ve işaretlerde, hitap ettiği zümrenin anlayış düzeyine göre değişiklikler yapardı. Bu hikâyeler, bu sözlü aktarımlar kısmen değişikliklere uğramışsa da günümüze kadar ulaşmıştır; halk masalları ve mitolojilerdeki efsanelerin hatırı sayılır bir kısmı, inisiyatik serüveni anlatır. Sembolizmin inisiyasyonlar, dinler ve rüya'lardaki nedenleri farklıdır.

 

Sembolizmin inisiyasyonlardaki nedenleri

Sembolizmin inisiyasyonlardaki temel nedenleri şöyle açıklanır:

  • 1- Kimi hakikatlerin o hakikatleri öğrenme liyakatine ulaşmamış kişilerden gizlenilmesi gereği. Bunun üç temel nedeni şunlardır:
    • a- Gelişim düzeyi geri, dogmatik insanların hakikatlere ait bilgileri açıklayan hikmet sahiplerine karşı her devirde tehlikeli, tutucu tepkiler göstermiş olmaları.
    • b- Hakikatlere ait bilgilerin o bilgilere gereksinimi olmayanlardan, yani gelişim düzeyleri gereği, gelişim gereksinimleri henüz bu yolda olmayanlardan ve o bilgilerin taşıdığı enerjiyi kaldıramayacak olanlardan saklı tutulması. Çünkü hakikatlere ait bilgiler bir tür enerji gibidir ki, kapasiteleri uygun olmayanlar bu enerji yükünü kaldıramazlar ve bu yük onlara yarar değil, zarar getirir. Dolayısıyla hakikatlere ait bilgiler bu enerji yüklerini henüz kaldırabilecek kapasitede olmayanlardan, sembollere büründürülerek gizlenir.
    • c- Hakikatlere ait bilgilerin ehil olmayan ellere geçmesi tehlikesi: Hakikatlere ait kimi bilgiler bir tür silah gibidir, ehil ve iyi niyetli olmayanların ellerine geçmemesi gerekmektedir.
  • 2- Hakikatlere ait bilgilerin avam-ı beşer tarafından bilinmesi gereken kısmının, onların anlayabilmesi için, daha sade, daha basit kalıplara indirgenmesi.

 

Sembolizm

 

Gezinti kısmına atla

 

 

Arama kısmına atla

 

 

 
 

Carlos Schwabe tarafından yapılan "mezarcının ölümü" sembolist temaların görsel bir özeti olarak kabul edilir.

 

Sembolizm ya da simgecilik, en genel anlamıyla farklı anlamlara gelen ya da farklı öğeleri simgeleyen çeşitli sembollerin kullanımıdır.

Sembolizme sanatta, özellikle resimmüzik ve edebiyat alanlarında rastlanır.

 

 

Sanatta sembolizm

Sanattaki sembolizm 19. yüzyılda beliren, realizmi reddeden bir akımdır. Sembolizm akımlarına roman ve şiir alanlarında da rastlanır. Sanattaki sembolizm 1870 yılına doğru Fransa ve Belçika’da natüralizme ve Parnasse akımına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Akım daha sonra özellikle Valéry Brioussov vasıtasıyla Rusya’ya da sıçramıştır. Sembolizm genellikle Servet-i Fünun döneminde görülür. Ayrıca Ahmet Haşim bu akımın en büyük temsilcilerindendir.

 

Edebiyatta

19. yüzyılın ikinci yarısında parnasizme tepki olarak ortaya çıkmış bir akımdır. Parnasyenler insan duygularına, izlenimlere önem vermiyorlardı. Onlar için önemli olan gerçekti, düşüncelerdi. Sembolistler bu anlayışa karşı çıkmış, duygusallığa, insanın iç dünyasına yönelmişlerdir. Onlara göre somut varlıklar, dış dünya ile insanın duyuları arasında köprü kurmaya yarayan birer simgedir. Çünkü dış gerçek ancak insanın algılayış biçimiyle var olur. Yani insan onu nasıl algılıyorsa öyle değerlendirilir. Sembolistler, semboller aracılığıyla dış çevrenin insan üzerindeki etkilerini ve izlenimlerini anlatmışlardır.

Şiiri sessiz bir şarkı olarak tanımlamışlar ve müziği şiirin amacı durumuna getirmişlerdir. Onlara göre şiir düşüncelere değil duygulara seslenmelidir; çünkü şiir bir şey anlatmak için yazılmaz.

Şiirde anlam kapalı olmalıdır ve herkes kendince yorum getirebilmelidir. Sözcüğün anlam değerinden çok müzikal değeri önemlidir. Anlam kapanıklığı ve farklı çağrışımlar yaratabilme amacı, bol bol mecaz ve istiarelerin kullanılmasına yol açmış, dolayısıyla dil de ağırlaşmıştır.

Gerçeklerden kaçma, hayale sığınma, çirkinlikleri hayal yardımıyla güzelleştirme, bunlara bağlı olarak ortaya çıkan karamsarlık, sembolizmin en belirgin özelliklerindendir.

Durgun sular, ay ışığı, alacakaranlık, tan ağartısı, perdede gezinen gölgeler ve ölüm başlıca temalarıdır. Lirizm, bu anlayışın en önemli ögesi durumundadır.

Parnasyenlerin genellikle "sone" nazım biçimini kullanmalarına karşın, sembolistler daha çok serbest nazım biçimlerine yönelmişlerdir.

Türk edebiyatında roman alanında sembolist eserlere Mehmet Rauf'un Eylül romanı  örnek gösterilebilir

 

Ezoterizm'de sembolizm

Sembolizm ezoterizmde ise evrensel bilgi ve hakikatlerin basit ve sade öğelere indirgenerek ifade edilmesidir.

Sembol, kimi sözlüklerde “daha soyut bir şeyi anlatmaya yarayan daha somut şey” ya da “evrensel yasa, ilke, bilgi ve fikirleri açıklayan işaretler” olarak tanımlanır. Bir sembol, anlatmak istediği şeyi en kesin, en belirli, en sade, en doğal şekilde ifade eden işarettir. Sembol sözcüğünün kökeni, eski Mısır dilindeki symbolon sözcüğünün Grekçe’ye geçmiş hali olan symballein fiilidir, “birlikte tartışmak, birlikte birleştirmek, bir arada toparlayıp bağlamak” anlamlarına gelir. Latince’de symbolum biçimine dönüşmüştür.

 

Sembolizmin inisiyasyonlardaki nedenleri

Sembolizmin inisiyasyonlardaki temel nedenleri şöyle açıklanır:

  1. Kimi hakikatlerin o hakikatleri öğrenme liyakatine ulaşmamış kişilerden gizlenilmesi gereği. Bunun üç temel nedeni şunlardır:
    1. Gelişim düzeyi geri, dogmatik insanların hakikatlere ait bilgileri açıklayan hikmet sahiplerine karşı her devirde tehlikeli, tutucu tepkiler göstermiş olmaları.
    2. Hakikatlere ait bilgilerin o bilgilere gereksinimi olmayanlardan, yani gelişim düzeyleri gereği, gelişim gereksinimleri henüz bu yolda olmayanlardan ve o bilgilerin taşıdığı enerjiyi kaldıramayacak olanlardan saklı tutulması. Çünkü hakikatlere ait bilgiler bir tür enerji gibidir ki, kapasiteleri uygun olmayanlar bu enerji yükünü kaldıramazlar ve bu yük onlara yarar değil, zarar getirir. Dolayısıyla hakikatlere ait bilgiler bu enerji yüklerini henüz kaldırabilecek kapasitede olmayanlardan, sembollere büründürülerek gizlenir.
    3. Hakikatlere ait bilgilerin ehil olmayan ellere geçmesi tehlikesi: Hakikatlere ait kimi bilgiler bir tür silah gibidir, ehil ve iyi niyetli olmayanların ellerine geçmemesi gerekmektedir.
  2. Hakikatlere ait bilgilerin avam-ı beşer tarafından bilinmesi gereken kısmının, onların anlayabilmesi için, daha sade, daha basit kalıplara indirgenmesi.

ait bilgilerin toplanması arz edilir.

 

Sembolizmin amaçlı rüyalardaki nedenleri

Light dispersion conceptual.gif

 
 

Sembolizmin amaçlı ya da diğer adıyla haberci 

rüyalarda, vizyonlarda ve ruhsal tebliğlerdeki varlığı inisiyasyonlardakilere kıyasla az çok farklı nedenlere dayanır. Temel nedeni metapsişikçiler şöyle açıklar:

İnsanın imajinasyon yeteneği sembolleştirici bir role sahiptir. Ruhsal âlemde “anlamlar” halinde bulunan “tesirler” fiziksel alemde belirirlerken ister istemez madde âleminin özelliği olan imajlara bürünmek zorunda kalırlar ki, bürünecekleri imajları da “tesir”i alan insanın şuuraltı dağarcığından edinirler. Bir ruhsal tebligatın, bir vizyonun ya da bir haberci rüyanın alınmasında, tesir ne kadar yüksek bir varlıktan gelirse gelsin, alıcı kişinin kapasitesi, şuuraltı imajları, şuuraltı dağarcığı ve hatta sözcük dağarcığı -tesirin özgün halini kaybetme derecesi ve kısıtlanması bakımından- çok önemli bir rol oynar. Orijinal kaynağından “anlam” olarak inmeye başlayan ruhsal tesir onu alan insanın zihninde imaj olarak ve ağzında söz olarak belirene kadar geçirdiği bir sürü dönüşüm sırasında ister istemez özgün halini yitirmek, kabalaşmak zorundadır.

Metapsişikçiler şuuraltının bu değiştirici ya da dönüştürücü etkisine “renkli cam etkisi” adını verirler. Nasıl beyaz ışık renkli bir camdan geçerken hem camın rengini alıyor, hem de bir miktar kırılmaya uğruyorsa, insanın aldığı metapsişik enformasyon ya da tesir de şuuraltı katmanından geçerken benzer şekilde, özelleşir, bükülür, kabalaşır, dönüşür, o ortamdaki malzeme neyse ona bürünür ve özgün halini az çok yitirerek dışarı (zihne) yansır. Yani, bir kaynaktan gelen, örneğin haberci bir rüya tarzında alınan tesirler, insan zihninde yer ederken, ister istemez o insanın şuuraltı dağarcığındaki imajlara dönüşürler ve bu dönüşüm sırasında birtakım sembollere bürünürler. Bu doğal ve zorunlu bir süreçtir. Metapsişikçiler sezgi kanalıyla alınmış metinlerdeki sembolik betimlemelerin nedenlerinden birinin de yine bu olgu olduğunu belirtirler.

 

Sembolizmin kutsal metinlerdeki nedenleri

Kutsal metinlerdeki sembolizmin temel nedenleri şöyle açıklanır:

  • İnsanlar arasındaki anlayış farklılığı: İnsanlar hakikatlere ait bilgilerin taşıdıkları enerjileri kaldırabilme konusunda farklı kapasiteler sahiptirler. Her bilgiyi her insan kaldıramaz. Derin bilgiler bazı insanları ilerletmek yerine, tökezletebilir, kargaşa içerisine sokabilir, hatta onların yoldan çıkmalarına neden olabilir. İnsanların zihinsel düzeyleri, anlayış ve duyuşları birbirlerinden farklıdır. Oysa bir kutsal metnin pek çok insana hitap edebilmesi için pek çok anlayış ve zihin düzeyine, tüm insanlara hitap edebilmesi için de tüm anlayış ve zihin düzeylerine hitap edebilecek şekilde indirilmiş olması gerekmektedir. O halde o metin öyle hazırlanmış olmalıdır ki, hem her anlayış düzeyindeki insan orada kendi anlayış düzeyine uygun ilerletici bilgiler bulsun, hem kendisini kargaşa içerisine sokucu henüz taşıyamayacağı bilgileri orada bulamasın, hem de zihin ve anlayış düzeyi yükseldikçe, idraklendikçe ve bilinçlendikçe, yani kendilerini kaldırabileceği dereceye geldikçe orada yeni durumuna uygun derin bilgileri bulabilsin... İşte bunu sağlayabilecek bir tek sistem sembolizm sistemidir. Sembolizm sistemi evrendeki “tedriç prensibi”ne (her gelişimin sıçramalar tarzında değil, derece derece oluşması) uygun olarak, insanların hakikatlere ilişkin bilgileri yavaş yavaş, sindire sindire öğrenmesine olanak veren bir sistemdir. Kutsal metinlerde bazı bilgilerin açık, bazı bilgilerin örtülü olarak verilmiş olmasının bir nedeni budur.
  • Dönemin koşulları ve gelişim düzeyi: Bazı hakikatlerin anlaşılabilmesi için o kutsal metnin indiği dönemin koşullarının ve gelişim düzeyinin yetersiz olması. Örneğin metnin indiği dönemde insanların bilim alanındaki bilgilerinin yetersiz oluşu. Fakat zaman geçtikçe ve bilim ilerledikçe elbette insanlar o metinlerde ilk bakışta göze çarpmayan hangi anlamların da ima ve ifade edilmiş olduğunu ve sembolik ifadelerin başka anlamlarını da keşfedeceklerdir, keşfedilmektedir de.
  •  
  • Sembolizmin farklı kullanımları
  • Sembolizm; (edebiyat) Sanat eserinin değerini, gerçeğin olduğu gibi aktarılmasında değil, duygu ve düşüncelerin, işaret ve biçimlerin uygunluk içinde düzenlenişinde gören, ayrıca kelimelerin müzik ve sembol değerine dayanılarak en anlatılmaz duygu inceliklerinin bile sezdirilebileceğini savunan edebiyat ve sanat akımı, simgecilik.
  • Politik sembolizm, politik amaçlar ve mefhumlar için kullanılan semboller sistemi, simgecilik.
  • Dini sembolizm, dini amaçlar ve mefhumlar için kullanılan semboller sistemi, simgecilik.
  • Ezoterik sembolizm evrensel sembollerin derin anlamlarıyla ilgilenir.
  • Rüyalardaki sembolizm rüya yorumu alanını ilgilendirir.
  •  
  • Sembolistler

 

Haberciler

 

 

Yazarlar

 

 

10 Spiritüel

Anlamları

Karmaşık ve derin anlamlara sahip olan bu semboller zihnimizde güçlü psikolojik etkiler yaratarak kendimizi bir şeylere bağlı, kimi zaman daha canlı ya da meraklı hissetmemizi sağlayabiliyorlar. Peki bu sembollerin anlamları ne?

2. Hayat Ağacı

 
Hayat Ağacı

Hayat ağacının dünya çapında çeşitli kültürler ve dinlerde birçok anlama sahip olduğunu biliyor muydunuz? Hayat Ağacı doğum, yaşam, ölüm ve yeniden doğuşu temsil etmektedir, yani kısacası yaşam döngüsü anlamına gelmektedir. Hristiyanlıkta, Adem ve Havva'nın yasak elmayı bu ağaçtan kopardıklarına inanılmaktadır. Genel olarak, hayat ağacının dünyadaki 4 elementin (toprak, su, hava ve ateş) arasında bağlantıyı sağladığına inanılır ve bu ağaç yaratılıştaki her şeyin sonsuzlukla ilişkilendirilmesinin bir temsilidir.

4. Horus'un Gözü

 
Horus´un Gözü

Antik Mısır'da Wadjet olarak da bilinen Horus'un gözü, her şeyi gören ve koruyan bir gücü sembolize etmektedir. Wadjet, papirüslerin ve firavunların koruyucusu olarak bilinmektedir. Mısırlı ve Orta Doğulu denizciler kendilerini güvence altına almak için gemilerinin başına bu sembolün resmini yaptırırlardı

6. Yin Yang

 
Yin Yang

Yin Yang, ikililiğin uyumunu sembolize eder. Aydınlık ile karanlık arasındaki dengenin anlamlı bir yaşam için bütünsel yaklaşımı sağladığına işaret etmektedir.

8. Caduceus

 
Caduceus

Sağlık kuruluşları tarafından kullanılıyor da olsa Caduceus aslında Hermes'i simgelemektedir. Mitolojiye göre Hermes'e, abisi Apollon'un verdiği bu asa, uyuşmazlık içinde olan herhangi iki şeyi uzlaştırma gücüne sahiptir. Hermes yeni asasını denemek için birbirlerine öfkeyle tıslayan iki yılanın arasına sokar. Yılanlar kavgalarını unutup, asanın etrafına sarılırlar ve o günden sonra hep asanın üzerinde kalırlar. Caduceus sembolü, aynı zamanda kendi ilkel yaşam gücü enerjimizin bir gösterimidir. Biri dişiliği diğeri erkekliği simgeleyen yılanlar, omurganızın tabanından yükselen Kundalini enerjisini temsil eder

10. Yaşam Çiçeği

 
Yaşam Çiçeği

Geometrinin başlıca sembollerinden biri olan Yaşam Çiçeği tüm yaratılış modellerini içermektedir. 7 veya daha fazla örtüşen simgeden oluşan bu çiçek, hayat türünün hemen hemen her antik kültüre dayandığını simgelemektedir. Ayrıca yaratılışın ortaya çıkardığı kutsal oluşumlardan biri olduğuna inanılmaktadır.

 

*

***

*********

*******************

********************************

''''''ÖNEMLİDİR'''''''

PAYLAŞIMLARIMIZ 

GOOGLE VE DİĞER  ARAMA  MOTORUNDA  YAYINLANMIŞ 

ÇEŞİTLİ  ÇALIŞMALARDAKİ  ALINTILARDAN OLUŞMAKTADIR  VE  TAMAMEN BİZE  İLGİNÇ  GELEN  KONULARIN 

PAYLAŞIMINDA  FAYDA SAĞLAYABİLECEĞİMİZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE ORTAYA  ÇIKMIŞTIR

VE

TİCARİ  DEĞİLDİR..

BİLGİ  AKTARIMLARIMIZDA  SAKINCALI  VEYA  PAYLAŞIMI  İSTENMEYEN ALINTILAR  OLURSA UYARILDIĞIMIZDA  PAYLAŞIMLARIMIZDAN  ÇIKARILACAKTIR...!!