19 : ) SATRANCIN TARİHÇESİ KURALLARI VE OYNAMA ŞEKLİ NEDİR...? / 11-05-2012
SATRANÇ 'IN
TARİHÇESİ....?
| Oyun | |
| Oyun Süresi | Sınırsız |
| Yöneten | |
| - Oyuncu Sayısı | 2 |
| - Zaman | Sınırsız ya da süreli |
| Web Site | http://www.fide.com |
Satranç,
iki oyuncu arasında satranç tahtası ve taşları ile oynanan bir masa oyunu.
Dünya çapında turnuvaları düzenlenir ve bir spor dalı olarak kabul edilir.
Bu oyun satranç tahtası denilen 8×8'lik kare bir alan üzerinde 32 adet satranç taşıyla oynanır.
Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur.
Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir.
Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur.
Bunlar bir şah, bir vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur.
Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir
Tarihçe
M.Ö. 2000'li yıllarda satrancın oynandığına dair bulgular Mısır'da piramitlerdeki kabartmalarda vardır.
Satranç,
MS 6. yüzyılda Hindistan'da ortaya çıktı.
MS 10. yüzyıla gelindiğinde tüm Asya'ya, Ortadoğu ve Avrupa'ya yayılmıştı.
En geç 15. yüzyıldan itibaren Avrupa'da soylular arasında çok popüler bir oyun haline geldiğinden
"kraliyet oyunu"
Olarak anılmaya başlandı.
Kurallar ve dizilişler zaman içerisinde çeşitli değişiklikler gösterdi ve 19. yüzyılda bugünkü standart halini aldı.
20. yüzyıl Avrupası'nda toplumun entelektüel üst tabakaları arasında yayıldı ve dünyanın en popüler oyunlarından biri haline geldi.
Oyunun icadı konusunda birkaç efsane mevcuttur.
Bunlardan biri Sissa ibn Dahi, buğday tanesi efsanesidir.
6. yüzyıldan beri satranç Îran'da bilinmektedir.
Buradan 7. yüzyılda İslam'ın yayılışıyla birlikte Orta Doğu'da ve Kuzey Afrika'da yayılır.
Ve
Rusya yoluyla oyun,
9. ila 11. yüzyıllar arasında
Avrupa'nın diğer yerlerine yayılır.
Burada bir yandan şövalyelerin yedi yiğit erdeminden sayılırken diğer yandan kilise tarafından uygun bulunmuyordu.
15. yüzyılda oyun kuralları belirleyici şekilde değişir. Bu yüzyıldan sonra bugün oynanana benzeyen modern satrançtan bahsedilebilmektedir.
İspanya (16. yüzyıl),
İtalya (16./17. yüzyıl),
Fransa (18./19. yüzyıl),
İngiltere (19. yüzyıl)
ve
Rusya (20. yüzyıl),
Sırayla satrançta
Avrupa'nın önder ülkelerinden oldular.
19. yüzyılın ortasından beri düzenli satranç turnuvaları yapılmaktadır.
İlk resmî Dünya şampiyonu Wilhelm Steinitz'tir.
1924'te Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) kurulmuştur.
Bilgisayarların icadı ile birlikte 20. yüzyılın sonunda iyi satranç oynayabilen satranç programları piyasaya çıkmıştır.
Bu programlardan bazıları günümüzde dünya şampiyonları seviyesinde oynayabilmektedirler.
Hafızalara yer etmiş olan en iyi örnek Garri Kasparov ile Deep Blue (IBM) arasında oynanmış olan satranç maçlarıdır.
Temel kavramlar ve oyunun hedefi
Oyunun amacı rakip şahı mat etmektir.
Bunun anlamı rakip şahın bulunduğu karenin tehdit altında bulunması ve tehdit altında
Olmayan bir kareye kaçış ya da tehdîdi engelleyecek başka bir hamlesinin olmamasıdır.
Bu da rakîbin diğer taşlarını alarak onu güçsüz bırakma ilkesine dayanır.
Ayrıca satrançta hızlı gelişim de önemlidir.
Hızlı gelişim göstermek için yapılan en önemli adım gambit, yani piyon fedasıdır.
Bu daha fazla taşın merkeze rahatça açılmasına olanak sağlar.
Eğer bir oyuncunun şahının bulunduğu kare tehdit altında olmadığı
Halde bu oyuncunun kalan tek taşı şahı ise ve şahının tehdit altında
Olmayan bir kareye yapabileceği bir hamlesi yoksa oyun pat olur, yani berabere biter.
Ayrıca oyun herhangi bir anda oyunculardan birinin yenilgiyi kabul etmesi veya bir oyuncunun
Beraberlik teklif etmesi ve diğerinin de bunu kabul etmesiyle de sona erebilir.
Oyun sırasında taşları avantajlı yerlere yerleştirerek rakîbin hareketini kısıtlamak ve rakîbin taşlarını almak yoluyla gücünü azaltmak esastır.
Her taş, kurallara göre ulaşabileceği bir karedeki rakip taşın bulunduğu kareye yerleşerek,
Yerinden ettiği taşı oyun dışı bırakma gücüne sahiptir, buna taş almak denir.
Alınan taş oyuna bir daha geri dönemez, ancak bulunduğu hattın son karesine varan bir piyon,
Oyun haricinde bulunsun bulunmasın,
Arzu edilen piyondan değerli, şahtan değersiz başka bir taşla değiştirilebilir.
Oyunun kuralları
Satranç tahtası,
Sekiz satır (1-8)
Ve
Sekiz sütunda (a-h) bulunan
Yarısı açık
Ve
Yarısı koyu renkte 64,kareden meydana gelir.
Oyun başlarken satranç tahtası, her zaman beyaz taşlarla başlanır.
Beyaz oynayan oyuncunun sağında açık renk h1 karesi bulunmalıdır.
Satranç tahtasında oyun başında toplam 32 taş bulunmaktadır.
Bunların 16'sı beyaz (veya açık renk),
16'sı da siyahtır (veya koyu renk).
Oyuncuların her birinin (kısaca beyaz ve siyah) şu 16 satranç taşları vardır:
- Sekiz figür:
- Sekiz piyon.
Satranç tahtası, oyuncular arasına oyuncu perspektifinden bakıldığında sağ alttaki kare beyaz olacak şekilde yerleştirilir.
Taşlar, resimde gösterildiği gibi satranç tahtasının iki tarafına yerleştirilir.
Sondan bir önceki sırada piyonlar yer alır. Son sıraya da figürler yer alır.
Bunların sırası
(beyaz için soldan sağa, siyah için ters yönde)
Şöyledir:
Kale, at, fil, vezir, şah, fil, at ve kale. Vezir,
bu arada her iki tarafta oyunculara verilen rengin rengini taşıyan kare üzerindedir.
Latinceden gelen bu konudaki kural:
Lua hatası 62 satırında Modül:
Dil: attempt to index field '?' (a nil value).
Ya da
Vezir (karenin) rengi(ni)
Belirler' dir.
Oyuna beyaz başlar ve oyuncular sırayla bir taşla oynarlar
(İstisna: rok).
Böyle iki kişinin arka arkaya birer kere satranç taşlarından birin hareket ettirmelerine hamle denir.
Bununla beraber satranç notasyonu, her zaman bir beyaz ve bir siyah taş hareketine bir sayı eşlemekte ve buna bir hamle demektedir.
Bu bağlamdan genelde ne ifade edilmek istendiği anlaşılmakla beraber bazen bir oyuncunun yaptığı harekete yarı hamle de denir.
Satrançta hamle sırası geldiğinde sıra gelen oyuncunun oynama zorunluluğu vardır (Alm.İng. Zugzwang (okunuşu [tsug tsvang])).
Bir karede en fazla bir taş durabilir.
Taş, o alanda durduğu sürece bütün diğer taşlar için o kareyi kendi taşları için bloke eder.
Karşı tarafın taşları için bu böyle değildir.
Bir taşın gitmek istediği hedef karesinde rakibin bir taşı durmaktaysa bu taş,
Kendi taşını o alana koymak isteyen oyuncu tarafından önce tahtadan uzaklaştırılır,
Sonra böylece boşalmış olan bu alana kendi taşını koyar.
Buna satrançta karşı tarafın taşını almak denir.
Bir satranç taşı öbür hamlede vurulabilecek konumdaysa bu taş tehdit altındadır.
Eğer akabindeki yarı hamlede onu alan taşı da almak mümkünse bu taş korunmuştur.
Şahlardan biri bir hamleyle tehdit altına girerse bu durumu oluşturan oyuncu,
Karşı tarafa Şah! diyerek îkaz eder.
Eskiden karşı tarafı îkaz mecbûriyeti var idiyse de bugünkü turnuvalarda artık bu alışılagelmiş değildir ve FİDE kurallarında bulunmamaktadır.
Şah verilince karşı tarafın tedbir alması gerekmektedir.
Oyunun hedefi öyle bir pozisyon oluşturmaktır ki bu pozisyonda karşı tarafa şah verilmiş olsun ve o şahı korumak mümkün olmasın (şah mat).
Hamleler
Satranç taşları sadece bazı kurallar çerçevesinde yürütülebilir:
- Birbirlerinin üzerinden prensip olarak taşlar atlayamaz.
- (İstisnalar at ve roktur).
- Başka bir ifadeyle ancak kendi taşlarıyla işgal edilmemiş alanlarda
- Ya da düşmanın bir taşının bulunduğu bir kareye kadar hareket edebilirler.
- İkinci durumda oyuncu önce orada karşı tarafın taşını alıp tahtadan uzaklaştırır,
- Sonra da boşalan alana kendi taşını yerleştirir.
- Eğer bir şah, karşı tarafın bir satranç taşı tarafından tehdit edilirse
- (mesela der şahın sonraki hamlede alınma tehlikesi varsa) bu şah, şah tehdîdi altındadır.
- Böyle bir „şah tehdîdini“ kaale almamak yasaktır.
- Oyuncu, bu durumda ya şah veren taşı almak, başka bir taşı şah veren düşman taşıyla şahı arasına getirmek (at şah verince mümkün değildir)
- Ya da şahını tehdit altında olmayan bir alana çekmekle yükümlüdür. Şah verilmiş bir şahın kendini rok yaparak kurtarması yasaktır.
Şah
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Şah, her yönde bir kare gidebilir. |
satrançta karşı tarafın mat etmek istediği taş olduğundan en önemli taştır.
Mat etmek, karşı tarafın şah en az bir taşla öyle bir tehdit etmesidir ki,
Tehdit altında kalan şahın ne kaçacak tehdit altında olmayan bir karesi,
Ne ona şah veren taşlar arasına sokabileceği bir taşı, ne de şah veren taşı vurma imkanı kalmıştır.
Bu durumda oyun hemen son bulur.
Satrancın karakteristiklerinden biri, satranç tahtasında mat edilen karşı tarafın şahını uzaklaştırmadan oyunu öylece bitirmektir.
Bu özelliği, muhtemelen oyunun îcat edildiği zamanlardan kalan kralın haysiyetinin dokunulmazlığından kaynaklanmaktadır.
Yenmenin bir jesti olarak mat edilen kralı devirmek mümkündür.
Mümkün hamleleri: Şah, her yönde bir kare gidebilir.
Her iki şahlar, birbirlerini tehdît edecekleri ve şahın da tehdît edilmiş bir kareye gitmesinin yasak olmas
ından dolayı hiçbir zaman yan yana duramazlar.
Rok: Rok, satrançta bir yarı hamlede iki taşın, yani şah ve kalenin hareket etmesine izin verilen tek hamle çeşitidir.
Rok yapılabilmesi için her iki taşın daha önce hareket etmemiş olması gerekir.
Şah, rok yapacağı taraftaki kaleye doğru iki kare gider ve o kale de şahın üzerinden geçerek
Şahın üzerinden geçtiği karede yer alır. Detaylı açıklama için roka bakınız.
Açılışta genelde şahı ona bir an önce rok yaptırarak daha emin bir pozisyona götürmek amaca uygundur.
Rok pozisyonunda bulunan piyonlar, mümkün olduğunca hareket etmemiş olmalıdır.
Oyunun ortasında da şahın emin bir pozisyonda korunulmasının önemi vardır.
Oyunun son safhasında şahın etkisi büyük olabilir.
Bu safhada şaha aktif ve oyunun kaderini tayîn edecek bir rol düşer.
Bunun yanında çoğu zaman şahı satranç tahtasının ortasında bir yerde tutmak gerekir.
Bilhassa bir piyonlu oyun sonunda şahın pozisyonu sonucu belirleyicidir.
Şahın düşmanın son hattına (beyazda 1. satır, siyahta 8. satır) erişmesi oyunu leyhine çevirir.
Vezir
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Vezir, her yönde istediği kadar kare gidebilir. |
Satranç taşlarının en kuvvetlisidir.
Pratikte bir vezir, kale, fil ve atla beraber güçlü bir saldırı kuvveti oluşturur.
Değeri 9 veya daha fazla (satranç ustası Larry Kaufman'a göre 93⁄4) piyon birimidir.
Mümkün hamleleri:
Vezir, her yöndeki her boş kareye
(çapraz, yatay ya da dikey olarak)
Başka taşların üzerinden atlamamak şartıyla gidebilir.
Dolayısıyla kendinde bir kale ve filin özelliklerini toplamaktadır.
Böylece vezir çok hareketli bir taştır.
Vezir, benzer pozisyonlarda duran iki kale kadar kuvvetlidir.
Kelimenin kökeni Farsça: وزيرdır.
Türkçeye de geçmiş olan bu ad,
Hint-Avrupa dilleri'nde kullanılan Queenden daha uygundur.
Satrançtaki ikinci kuvvetli taştır.
Muhtemelen Îran'da eski zamanlarda oynanan satranç oyunlarında kale,
Herhalde birkaç kez çentiklenmiş bir tahta parçası şeklinde canlandırılan bir savaş arabasıydı.
Bu sembolü Îranlılardan satrancı gören
Avrupalılar, bir kule olarak gördüler.
İngilizcede kaleye rook (Farsça: رخ) denmektedir.
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Kale, sağa sola, yukarı ve aşağıya boş olan kareler kadar satır veya sütun boyunca hareket edebilir. |
Temel pozisyonda ve açılışta vezir tarafı ve şah tarafı kaleleri ayırdedilir.
Vezir tarafı kaleleri, beyaz tarafta a1, siyah tarafta a8 karesindedir.
Şah tarafı kaleleri de beyaz tarafta h1, siyah tarafta h8 karesindedir.
Mümkün hamleleri:
Bir kale, satır ve sütunlarda her tarafa doğru istediği kadar gidebilirse de başka taşların üzerinden atlamasına izin yoktur.
Tek istisna roktur. Burada aynı yarı hamlede şahla kale hareket eder,
Dolayısıyla bir yarı hamlede iki taşın oynayabileceği tek hamle budur.
Kalenin uzanabileceği kareler, ancak satranç tahtasının kenarlarınca sınırlanır.
Tahtanın her karesine erişebilmektedir.
Sadece kale ve şahla karşı tarafın şahını mat etmek mümkündür.
Diğer bakımlardan eşit şartlarda kale, bu yüzden bir at ya da filden hatırı sayılır ölçüde daha kuvvetlidir.
Fakat roktan önce pek hareket etme imkanı olmadığından oyunun başında pek etkili değildir.
Çok kuvvetli olmasına rağmen bir kale, bir at ve bir filin toplamından biraz daha zayıftır.
Kale gibi bir taşla at veya fil arasındaki değer farkına kalite denir.
Bir kaleyi bir at ya da fil feda ederek almaya kalite artışı,
Bile bile başka bir menfaat için daha kıymetli bir taşı vermeye kalite fedası denir.
At veya file karşın kale, satranç tahtasındaki pozisyonundan
Bağımsız olarak boş bir tahtada hep 14 kareyi tehdît eder.
Fil
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Fil, çaprazlar boyunca boş kareler boyunca istediği gibi hareket eder. |
Partinin başlangıcında her iki tarafın beyaz ve siyah alanlarda giden birer fili vardır.
Bunlara vezir tarafı fil ve şah tarafı fil de denmektedir.
Genelde bir fil üç piyon biriminden daha değerlidir (Larry Kaufman'a göre 3¼ piyon birimi).
Fakat genelde biraz daha düşük olan üç piyon birimi değeri verilir.
Açık pozisyonlarda, yani engel olan piyonlar yokken çok etkili olan fil çiftidir.
Genelde bir fil çifti, beraberce hareket edebildikleri ve birbirlerini
Hiçbir zaman bloke etmediklerinden bir at çifti ya da bir fil ve bir attan daha etkilidir.
Larry Kaufman'a göre fil çiftini yarım piyon birimiyle değerlendirmek mümkündür.
Bu îtibarla iki fil, neredeyse bir kale ve iki piyon gibidir.
Oyun sonunda bir şaha karşı şah ve fil çifti olursa ikinci taraf kazanır.
Filler, uzaklara kolaylıkla erişebilen taşlardır ve bir hamlede satranç tahtasının bir yanından öbür yanına gidebilirler.
Farklı renkli filler dendiğinde taraflardan birinin beyaz, diğerinin siyah çaprazlarda giden birer fili var demektir.
Bunlar birbirlerini tehdit edemezler.
Kötü fil,
Kendi piyonlarınca çevrilmiş olup pek hareket edemeyen bir fildir.
Mümkün hamleleri: Filler, üzerinde durdukları renkteki çaprazlar üzerinde istedikleri kadar hareket ederler.
Başka satranç taşları üzerinden atlamalarına izin yoktur.
Filler, genelde çok sayıda kareyi tehdit ederek merkezi kontrol ederlerse etkilidirler.
At
At iki düz bir çapraz, sembolik olarak "L" şeklinde gider.
Atın en dikkat çekici özelliği taşların üzerinden atlayabilmesidir.
Başlangıç pozisyonu kalelerin hemen yanıdır. At aynı zamanda ortadaki 4 karede çok fazla güç kazanır
(Bu bütün taşlar için geçerlidir ancak atta daha belirgindir).
Piyon
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Beyaz piyon ya siyah kaleyi vurabilir, bir kare ilerler ya da siyah atı vurur. |
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Geçerken almak: Siyah piyon iki adımla c7'den c5'e yürümeye başlayıp tehdit altındaki c6 karesini geçtikten hemen sonraki yarı hamlede beyaz piyon c6'da bir taş varmış gibi vurup c5'teki piyonu tahtadan uzaklaştırabilir. |
Her oyuncu partinin başında sekiz piyona sahiptir. Bunlar, diğer taşların önünde bir duvar oluştururlar.
Sınırlı hareket imkanından dolayı piyon, satrancın en zayıf taşıdır.
Diğer taşlar gibi geriye doğru hareket edemez.
Fakat parti sürdükçe piyonların karşı tarafın
En son sırasına erişerek şah hariç daha değerli bir taşa dönüşebileceğinden önemi gitgide artmaktadır.
Mümkün hamleleri:
- Başlangıç pozisyonunda piyon, önündeki alanların boş olması şartıyla bir veya iki kare gidebilir.
- Piyon başlangıç pozisyonunda değilse
- (2. ila 7. sıra)
- Her hamlede (bir düşman taşını almadığı sürece)
- Üzerinde bulunduğu sütunda sadece bir kare ilerleyebilir.
- Piyon çapraz olarak düşman taşını alır.
- Böylece normal hareketiyle bir taşı alırken yaptığı harekete farklı olan satranç tek taştır.
- Piyon, hareket ettiği zaman ancak ilerleyebilir.
- Böylece daha önce durduğu alana dönemeyen tek satranç taşıdır.
- Piyon en passant olarak düşman piyonu alabilir.
Bir piyon karşı tarafın en dipteki satırına geldiğinde
(beyaz piyon için 8., siyah piyon için 1. satır)
Bu yarı hamlenin bir parçası olarak kendi renginde
Bir vezir, kale, fil ya da ata dönüştürülmek zorundadır.
Bu dönüşüm vezirden başka bir taşa olmuşsa değer kaybı olan bir dönüşümdür (Alm. Unterverwandlung).
Piyon oyundan çıkarılıp bu kareye yeni taş konur.
Yeni taşın özellikleri hemen etkisini gösterir ve îcabında hemen şah mata götürebilir.
Dönüşüm, bu taşın oyun esnasında önceden alınmış olup olmamasına bağlı değildir.
Dolayısıyla bir oyuncu dönüşümle aynı taştan başlangıç pozisyonunda olduğundan daha fazlasına sahip olabilir.
Genelde dönüşüm veziredir. Bazı maçlarda bir vezir yerine tahtaya ters bir kalenin konması,
Turnuvalarda kurallara aykırıdır.
Gerekirse başka oyun taşlarından bir vezir alınması gerekmektedir.
Satranç literatüründe taşların değerini sözde piyon birimiyle ölçülmesi yaygındır.
Buna göre bir piyonun değeri bir piyon birimi olarak tanımlanır.
Îran oyununda bir piyona Farsça: پیاده نظام denilmiş ve o şekil verilmiştir.
Piyonlar şu şartlarda bilhassa kuvvetlidirler:
- Hareketli olup özellikle aynı sütünda karşı tarafın piyonlarıyla önlenmeyip bunun yanındaki
- sütunlarda düşman piyonlarınca alınma tehlikesi olmadığında (Alm. Freibauer).
- Grup olarak hareket edip karşı tarafın bir taşını kovalayıp birbirlerin koruduklarında (piyon çift veya piyon zinciri).
- Çok ilerlemiş olup dönüşüm potansiyeli yüksek olduğunda.
Terfî
Terfî, satranç tahtasının karşı kenarına (son sıraya) ulaşan piyonların arzu edilen bir taşa
(vezir, kale, at veya fil)
Dönüşmesidir.
Örneğin karşı kenara ulaşan siyah bir piyon, siyah bir vezire (oyuncunun veziri olsa dahi) dönüşebilir.
Yaygın olarak yanlış bilinen bir kural piyonların sadece kaybedilmiş (eksik) taşlara dönüşebileceğidir.[4] Teoride bir oyuncu 9 vezire sahip olabilir.
Notasyon
Satrançta taşların konumları ve hamleleri genellikle cebirle gösterilir.
Satranç tahtasında düşey sütunlarda birer harf (a, b, c, d, e, f, g, h) ve yatay sütunlara birer sayı (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ) ile gösterilir.
- Hamleler
-
Yorumlar
- ! : Kuvvetli hamle
- !!: Çok kuvvetli hamle
- ? : Hatalı hamle
- ??: Büyük hata
- ?!: Şüpheli hamle
- !? : İlginç hamle
- □ : Zorunlu hamle
- İstisnalar
- Geçerken alma
- Bir Piyon, tehdit ettiği bir karenin üzerinden,
- ilk diziliş durumundan 2 kare ilerleyerek geçen rakip piyonu sanki tek kare ilerlemiş gibi alabilir.
- Ancak bu hakkını hamle sırası kendine geldiğinde hemen kullanmalıdır
- Yoksa ilerleyen hamlelerde söz konusu rakip piyonu geçerken alma hakkını kaybeder.
- Buna geçerken alma (en passant) denir.
- Dünya
- Satranç
- Şampiyonları
| Adı | Başlangıç | Bitiş |
|---|---|---|
| Wilhelm Steinitz | 1886 | 1894 |
| Emanuel Lasker | 1894 | 1921 |
| Jose Raul Capablanca | 1921 | 1927 |
| Alexander Alekhine | 1927 | 1935 |
| Max Euwe | 1935 | 1937 |
| Alexander Alekhine | 1937 | 1946 |
| Mikhail Botvinnik | 1948 | 1957 |
| Vassily Smyslov | 1957 | 1958 |
| Mikhail Botvinnik | 1958 | 1960 |
| Mikhail Tal | 1960 | 1961 |
| Mikhail Botvinnik | 1961 | 1963 |
| Tigran Petrosian | 1963 | 1969 |
| Boris Spassky | 1969 | 1972 |
| Robert Fischer | 1972 | 1975 |
| Anatoly Karpov | 1975 | 1985 |
| Gary Kasparov | 1985 | 2000 |
| Alexander Khalifman | 1999 | 2000 |
| Viswanathan Anand | 2000 | 2002 |
| Ruslan Ponomariov | 2002 | 2004 |
| Rustam Kasimdzhanov | 2004 | 2005 |
| Veselin Topalov | 2005 | 2006 |
| Vladimir Kramnik | 2006 | 2007 |
| Viswanathan Anand | 2007 | 2013 |
| Magnus Carlsen | 2013 | günümüz |
Satranç türevleri
Satranç türevleri satrancın değişik bir tahtayla,
Özel taşlarla ya da farklı kurallarla oynanan biçimidir. İki binden fazla yayınlanmış satranç türevi vardır.
Bunlardan en çok oynananı Çin'de xiangqi, Japonya'da ise şogidir
Satranç türevleri
Üçe ayrılabilir:
- Satrancın öncüleri:
- caturanga ve şatranj.
- Xiangqi, şogi, janggi ve makruk gibi batıda oynanan satrançla aynı köklere sahip, geleneklere,
- Milletlere ve bölgelere özgü türevler.
- Taşların açılıştaki dizilişlerinin rastgele belirlendiği
- Satranç960 gibi çağdaş satranç türevleri.
- Bu tür türevler açılış hamlelerin ezberlenmesinin önüne geçmek için ortaya atılmıştır
I. Anlatım
Satrancın, zamanımızdan en az 4000 yıl önce Mısır'da oynandığına dair bulgular piramitlerdeki kabartmalarda bulunmaktadır.
Yine Çin'de, Mezopotamya'da ve Anadolu'da oynanmaktaydı.
Oyunun bugünkü adını alması, MS 3. - 4. yüzyıllarda Hindistan'da, oyuna ÇATURANGA denmesi ile başlar.
Satranç ile ilgili ilk yazılı belgeler Hindistan'dan kalmadır.
Daha sonra satranç İran'a, onlardan Araplara, Endülüslüler sayesinde de İspanya üzerinden Avrupa'ya yayılmıştır.
Arap ve Avrupa el yazması kitaplardan sonra,
İspanyol Lucena'nın ilk basılı satranç kitabında (1497) satrancın o zamanki yeni kuralları açıklandı.
O zamandan bugüne kadar, satranç oyununun kuralları değişmeden gelmiştir
İspanya'dan
Sonra,
İtalya,
Fransa,
Almanya,
Amerika Birleşik Devletleri
Ve
Rusya'da satranç hızla yaygınlaştı.
15. yüzyılda İspanyol Lucena,
17. yüzyılda İspanyol El Greco,
18. yüzyılda Fransız Philidor'un satranç kitapları vardır.
19. yüzyıl sonlarında satrancın büyük yıldızları belirdi: Anderssen, Morphy, Rubinstein ve Steinitz.
1850'lerden başlayarak, güçlü oyuncuların katıldığı turnuvalar yapıldı.
Sonunda, 1886'da o zamanın en kuvvetli iki satranç oyuncusu arasında,
ilk dünya satranç şampiyonluk karşılaşması oynandı
: Steinitz ve Zukertort. Steinitz bu maçı,
10 galibiyet,
5 beraberlik ve 5 yenilgi
(+10 -5 =5) alarak kazandı.
II. Anlatım
Satranç, bakış açısına göre ya inanılmaz derecede eski ya da dikkate değer şekilde yenidir.
Satranç kurallarının, 7. yüzyıldan günümüze kadar nasıl geliştiğinin hikayesi çok karışık ve şaşırtıcıdır:
Satrancın atası MS 600'de oynanan Çaturanga isimli oyundur.
Tarihçiler satrancın (daha doğrusu çaturanga'nın) din zulmünden kaçan budist rahipler yoluyla Çin'e götürüldüğünü düşünmektedirler.
Çin satrancı 8. yüzyılın sonunda ortaya çıkmıştır ve onu Japon versiyonu Şogi takibetmiştir.
Öteki yöne dönüldüğünde, satranç 625 yılları civarında
Pers ülkesine ulaşmıştır (Bugünkü İran). Persler bu oyuna Çatrang ismini vermişlerdir.
Araplar satranç hastalığına 25 yıl sonra yakalanmışlar ve Şatranc ismini vermişlerdir.
Emeviler İspanya'yı 700 yılında işgal ettiklerinde, yanlarında satrancı da getirmişlerdir.
Bizans İmpratorluğu ile de karşılaşma önemli bir dönüm noktasıdır.
Yüzyıllarca satranç yavaş stratejik bir oyundu.
1400'lü yılların sonunda iki uzun menzilli taşın (Fil ve Vezir) icadıyla oyun hareketlendi.
Oyun bu taşlarla beraber çok heyecanlı hale geldi ve bir süre sonra İspanya'dan tüm Avrupa'ya yayıldı.
Rok kuralı çok daha yavaş kabul edildi. Başta Şah istisnasız en fazla bir kare ilerleyebilirdi.
Ama Fil ve Vezirin oyuna dinamik bir şekilde katılımından sonra Şahın biraz yardıma ihtiyacı olduğu anlaşıldı.
Orta çağlarda bir süre rok hareketi iki hamlede gerçekleştirildi.
Ama 1600'lerin başında artık bir hamlede rok hareketi kural haline gelmişti.
Şah ve Kalenin rok hareketiyle tam olarak nereye yerleştirileceği ancak
17.yüzyılda belirlendi ve İtalyanlar kendilerine özgü rok hareketine 1900'lere kadar sahip çıktılar.
İlk resmi uluslararası satranç turnuvası 1851'de İngiltere
, Londra'da düzenlendi. Bu turnuvada İngiltere şampiyonu
Howard Staunton herkes için geçerli olması gereken
Satranç Kuralları'nın (rok, geçerken alma berabere kuralları,dokunulan taşı oynama kuralı vb.) onaylanma gerekliliğini tartışmaya açtı.
Ne var ki bu hayalin gerçekleşmesi ancak bugün FIDE
(Federation Internationale des Echecs)
İsmi altında bilinen uluslararası bir satranç federasyonunun kurulmasıyla mümkün oldu.
FIDE tarafından, internet üzerinden satranç, bilgisayar, satranç programları gibi gelişmeler doğrultusunda
"Satranç Kuralları" nın yeni düzenlemeleri yapılmaya devam edilmektedir.
Kaynak: Ankara Satranç İl Spor Temsilciliği
III. Anlatım
Yaygın bir inanışa göre, Brahman Sissa (Dogu kaynaklarında Dehroğlu Safa) adında bir bilge,
Boş zamanlarını tavla oynamakla geçiren hükümdarı
Balhait’i hem eğitmek hem de eğlendirmek için bir savaş oyunu buldu (M.S.5.yy). Bu oyunun yapısını aynen Hind ordusundan aldı.
O zamanki Hind ordusu 4 kısımdan oluşuyordu:
1-Filler
2-Atlılar
3-Savaş arabaları
4-Yayalar
Brahman Sissa, sankrit dilinde
“4” demek olan (çatur) sözcüğüyle “kısım” anlamına gelen (anga) sözcüğünü birleştirerek yeni bulduğu savaş oyununun adını koydu:
Çaturanga
Sissa, hükümdarına oyunun kurallarını öğreti. Taşlar aşağı yukarı şimdiki satranç taşlarına benziyorlardı.
En kuvvetli taş ordunun komutanı olan Şah yani Kral’dı. Vezir’de Şah’ın yanından ayrılmayan danışmanıydı, yalnızca çapraz birer kare oynayabiliyordu.
Hükümdar bu yeni oyunu o kadar sevdi ki;
Başka oyuna bakmaz oldu ve Sissa’yı ödüllendirmek istedi.
Sissa iki defa hükümdarın sağlığından başka bir dileği olmadığını söyledi.
Hükümdar’ın ısrarı üzerine “satranç tahtasının karelerini buğday ile doldurun, yeter” dedi.
Yalnız bir şartı vardı.
“Birinci kareye bir, ikinci kareye iki, üçüncü kareye dört, dördüncü kareye sekiz, beşinci kareye on altı…
Ta ki 64 kare bitinceye kadar bir öncekinin iki katı buğday konulsun!”
Hükümdar Balhait, bu kadar basit görünen arzunun derhal yerine getirilmesini emretti.
Hemen bir tabak buğday getirdiler. Daha 13. karede iken 4096 buğday tanesi gerekince, akılları başlarına geldi.
Oturup bir bir hesap edince gördüler ki; bütün Hindistan’ın buğdayları bile Sissa’nın isteğini karşılayamaz.
264-1 = 18 446 744 073 709 551 615
Dehroğlu Safa (Sissa) öyle bir istekte bulunmuştu ki değil
Hindistan’ın bütün dünyanın buğdayı bile bu sayıyı karşılayamıyordu.
Böyle akıllıca bir istek o zamana kadar ne görülmüş ne de işitilmişti.
Bu yüzden hükümdar, Dehroğlu Safa’yı daha çok takdir etti ve bulduğu savaş oyunu çaturangayı destekleyerek yayılmasına yardımcı oldu.
Başta ordu komutanları bu oyunu benimsediler.
Savaşta uygulamayı düşündükleri strateji ve taktiği, satranç tahtası üzerinde prova etmekten zevk almaya başladılar ve çözülmesi zor problemler düzenlediler.
İran’lı büyük şair Firdevsi ünlü”Şahname” adlı eserinde, komşu
Hind hükümdarının İran şahına kıymetli bir satranç takımı hediye ettiğini ve çözülmesi zor bir satranç problemi sorduğunu
İranlı bilginlerin bu problemi kısa bir sürede başarı ile çözdüklerini överek anlatır (M.S.6.yy).
Çaturanga İran’a girerken adını değiştirmiştir: Çatrang
Daha sonra Araplar İran’ı fethettiler. Bu arada satrancı da öğrendiler.
Böylelikle oyunun adı Şatranç oldu. Bizde de bir süre Şatranç olarak kullanılmıştır.
Arapların satranca önem vermesiyle, bir çok büyük satranç ustası yetişti.
Bunlar develerin üzerinde tahtayı görmeden (körleme) satranç bile oynayabiliyorlardı.
Arabistan dünya satrancının merkezi haline gelmişti. El Stamma’nın “boğmaca matı” o zamandan kalmadır.
Musa bin Nazır ve Tarık bin Ziyad’ın cesur askerleriyle İspanya’ya geçen satranç oyunu, kısa bir sürede bütün
Avrupa’ya yayıldı. Krallar, komutanlar, din adamları, şövalyeler, soylular bu oyuna büyük ilgi gösterdiler.
Örneğin 1062 yılında yazılmış bir belgede, şövalyelerde şu özelliklerin arandığı görülmektedir.
Ata binmek, yüzmek, ok atmak, kılıç kullanmak, avlanmak, şiir yazmak ve satranç oynamak.
Daha sonra Avrupa’da satranç en yaygın ve uluslararası şeklini bulmuş ve kuralları son ve kesin biçimini almıştır.
Bu oyun satranç tahtası denilen 8×8′lik kare bir alan üzerinde satranç taşlarıyla oynanır.
Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur.
Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir.
Oyuna ilk hamleyi beyaz taş yapar
Satrancın belirli bir oyun süresi yoktur (süresiz) Oyunun başında beyaz ve siyahların
16 taşı
Bulunur.
Bunlar bir şah,
Bir vezir,
İki kale,
İki fil,
İki at
Ve
Sekiz piyondan
Oluşur.
SATRANÇ TAHTASINI
VE
TAŞLARI
TANIYALIM
Sırasıyla satranç taşlarına söyle baktığımızda
En solda ŞAH,
Yanında VEZİR,
Yanında FİL,
Sağında KALE
Ve
Yanında PİYON
Şeklinde söyleyebiliriz.
Satranç taşarının dizilimine baktığımızda ise
Köşelerde Kaleler yanlarında at ve fil ortada ise vezir ve şah bulunmaktadır. Ön sıralarda ise piyonlar yer almaktadır.
Sayısal puanlarına baktığımızda
- PİYON : 1 puan
- AT : 3 puan
- FİL : 3 puan
- KALE : 5 puan
- VEZİR : 9 puan
- ŞAH : Sonsuz ..
- Kaybedilirse oyun biter
Satrancı kim buldu?
Pek çok ülke satrancı kendisinin bulduğunu iddia etmekteyse de, Hindistan’da keşfedildiğine inanılmaktadır.
Çünkü İran’lılar shatranj derler ve bu sözcük Sanskritçe’de yani eski
Hint dilindeki chaturanga’ dan türemiştir.
Daha sonra satranç Avrupa’ya da geçmiştir.
19. asırda ilk satranç turnuvaları düzenlenmiştir.
Ortaçağlarda satranç asillerin hatta kralların oyunu sayılırdı.
Satrancın mucidiyle ilgili hikaye:
HER KAREYE
BİR ÖNCEKİNİN
2 KATI PİRİNÇ
KONURSA NE OLUR?
Hindistan racası, satranç oyununu çok sevmiş ve mucidine 'dile benden ne dilersen?' demiş.
Adam mücevherler, paha biçilmez hediyeler, kumaşlar yerine, demiş ki, satranç tahtasının bir köşesinden başlayarak,
Bir kareye 1 pirinç,
İkinci kareye
İki katı yani 2 pirinç,
Olmak üzere,
Tüm karelere pirinç konularak kendisine hediye edilmesini istemiş.
Raja önce şaka yapıyor sanmış,
Halbuki bu şekilde son kareye gelindiğinde hesaplanamayacak kadar büyük bir rakam ortaya çıkıyormuş!
Hindistan'daki tüm pirinci bile verse, yetmeyecek bir sayı! Böylece satrancı bulan kişi dahiliğini tekrar kanıtlamış!..
Dünyanın ilk satranç şampiyonu kimdir....?
Wilhelm Steinitz.
2006 Dünya satranç şampiyonu kimdir? :
Veselin Topalov.,
Ünlü satranç şampiyonları arasında
Bobby Fischer,
Anatoly Karpov,
Garry Kasparov,
Nigel Short,
Vladimir Kramnik
Ve
Veselin Topalov’u
Sayabiliriz.
BİLGİSAYARA KARŞI YAPILAN SATRANÇ MAÇLARI!..
Bilgisayarların gelişmesiyle satranç oynayan bilgisayar programları da yapılmıştır.
1997 yılında ünlü satranç şampiyonu
Garry Kasparov, IBM Deep Blue isimli bilgisayarla satranç oynamış ve maçı Deep Blue kazanmıştır.
2006 Dünya Şampiyonu Vladimir Kramnik – Deep Fritz bilgisayarıyla maç yaptı ve bilgisayar kazandı.
2003’te Garry Kasparov – X3D : Maç berabere bitti.(Kasparov ucuz kurtulmuş)
2005 yılında bilgisayarlardan oluşan takım (Hydra, Deep Junior ve Fritz),
Çok güçlü satranççılardan oluşan (VeselinTopalov, Ruslan Ponomariov, Sergey Karjakin)
Takımla maç yaptı ve maçı bilgisayarlar kazandı!
Satrancın değişik tipleri de çıkmıştır.
Örneğin Glinnski’nin hexagonal satrancı gibi.
Uzay Yolu dizisinde Kaptan Kirk ve Mr. Spock üç boyutlu satranç oynardı.
Kadınlar arası ilk satranç şampiyonası ne zaman düzenlendi? 1927 ve Çekoslovakya’lı oyuncu Vera Menchik kazandı.
2006’dan bu yana Dünya kadın satranç şampiyonu Çin Halk Cumhuriyeti’nden Xu Yuhua’dır.
Ünlü kadın satranç şampiyonlarından bazıları:
Xu Yuhua, Antoeneta Stefano, Zhu Chen, Xie Jun, Susan Polgar..kadın satranç şampiyonlarında
Rus ve Çin’liler önde gelmektedirler
SATRANÇ TAHTASI TAŞLARIN YERLEŞTİRİLME ŞEKİLLERİ
Bu bir satranç tahtasıdır.
Üzerinde 8'er kareden oluşan
8 yatay
Ve
8 dikey
Vardır.
Hepsi toplam
64 karedir.
Karelerin yarısı bu tahtada gridir.
Tahtada daha açık renkte olan karelere
BEYAZ KARELER denir.
Karelerin diğer yarısı bu tahtada yeşildir.
Tahtada daha koyu renkte olan karelere
SİYAH KARELER denir.
Bu tahta doğru biçimde yerleştirilmiştir.
Sağ alt köşede beyaz kare
vardır.
Bir satranç oyuncusu bir ordunun komutanı gibidir.
Herkesin 16 askeri vardır.
Bir oyuncu Beyaz taşların komutanıdır.
Diğer oyuncu da siyah taşların komutanıdır.
Satranç oyunu sırayla oynanan bir oyundur.
İLK HAMLEYİ
HEP BEYAZLAR YAPAR
Satranç takımındaki kısa boylu, şişman taşlara KALE ismi verilir.
Her oyuncunun İKİ KALESİ vardır.
Kalelerin oyuna başlangıç kareleri köşelerdir.
At başlarına benzeyen taşlar ise AT ismini alır.
Gene iki beyaz ve iki siyah at vardır.
Oyuna Kalenin yanında başlarlar.
Sİvri uçlu attan biraz uzun taşlar FİLLERDİR.
İki beyaz iki de siyah fil vardır
Üzerinde artı işareti bulunan taşlar ŞAHTIR.
Uzun boyludurlar.
Bir beyaz bir de siyah Şah vardır.
Beyaz Şah, Filin yanındaki SİYAH KAREDE oyuna başlar.
Siyah Şah Filin yanındaki BEYAZ KAREDE oyuna başlar.
Şah dışında uzun boylu iki taş daha vardır.
Tepelerinde taç benzeri bir şekil vardır.
Buna VEZİR denir.
Fil ile Şah arasına yerleştirilirler.
BEYAZ VEZİR oyuna BEYAZ KAREDE başlar.
SİYAH VEZİR oyuna SİYAH KAREDE başlar.
Geriye dizilmek üzere ufak taşlar kalmıştır.
Bunlara PİYON denir.
8 beyaz ve 8 siyah piyon vardır.
Piyonlar oyuna öteki taşların önünde dizili olarak başlarlar.
Şahların ve Vezirlerin uygun bir biçimde yerleştirildiğine çok dikkat ediniz.
BEYAZ VEZİR BEYAZ KAREDE, SİYAH VEZİR SİYAH KAREDE olmalıdır
TAŞLARIN HAREKETLERİ
Satranç oyununda 6 adet farklı taş (şah, vezir, kale, fil, at, piyon) vardır.
Bu taşların hareket etme şekilleri birbirinden farklıdır.
Hiç bir taş "aynı renkte" başka bir taşın bulunduğu bir kareye gidemez.
Bir taş "rakip taşın" olduğu kareye giderse, rakip taş alınmış olur ve tahta dışına çıkarılır.
Taşların Hareket Etme Şekilleri
Şahın iki türlü hareketi vardır.
1.
Rakip taşlar
tarafından tehdit edilmemesi şartıyla birer kare olmak üzere her yöne hareket edebilir.
Yani sağa, sola, aşağı, yukarı, çapraz karelere gidebilir.
v Şah, bitişik karedeki rakip taşı alabilir.
v Şah, 8 yönde de hamle yapabilir. (Şekil 1/a)
V Şah, açılış pozisyonunda hareketsizdir.
Çünkü kendi taşlarının üzerinden atlayamaz.
v İki şah asla yan yana gelemez.
v Şah, Rakip taşların gidebileceği karelerde duramaz veya oraya gidemez.
2.
"Rok" yaparak hareket eder.
Rok, şahla aynı sırada bulunan aynı renkli kalelerden birinin ortak hareketidir.
Bu iki taşın hareketi tek bir hamle sayılır; şah bulunduğu kareden kaleye
Doğru iki kare ilerler ve ardından kale şahın üstünden atlayarak bir kare yanına (komşu kareye) konarak yapılır. (Şekil 1/b)
Vezir, bulunduğu karenin yatay, dikey ve çaprazlarında herhangi bir kareye gidebilir.
Vezir hem Kale gibi (yukarı, aşağı, sağa ve sola); hem de Fil gibi (çapraz karelerde) hareket edebilir.
Vezir, tahtadaki en güçlü taştır. Tahtanın merkezindeyken 27 kareye hareket edebilir. (Şekil 2)
Vezirin önünde aynı renkten bir taş varsa o taşın üzerinden geçemez.
Yani o yöne doğru hareket etmek isterse sadece o taşın olduğu yere kadar gidebilir. Rakip taşları ise hareket ettiği yönde alır ve aldığı taşın yerine oturur.
Vezir, açılış pozisyonunda hareketsizdir.Çünkü kendi taşlarının üzerinden atlayamaz.
Kale, bulunduğu karenin dikey ve yataylarında ileri, geri ,sağa ve sola istediği miktarda ilerleyerek herhangi bir kareye gidebilir.
Eğer yolu üzerinde karşı tarafın taşı varsa onu alabilir ve o taşın yerine oturur.
Kalenin yolu üzerinde kendi taşlarından biri varsa o taş kalenin yolunu keser ve üzerinden atlayamaz.
Bu durumda en fazla yolunu kesen taşın bir önündeki kareye kadar ilerleyebilir. Rakip taşları ise hareket ettiği yönde alır ve aldığı taşın yerine oturur.
3.
Kale, tahtanın merkezinde 13 kareye hareket edebilir. (Şekil 3)
Kale, açılış pozisyonunda hareketsizdir.
Çünkü kendi taşlarının üzerinden atlayamaz.
Fil, bulunduğu karenin çaprazlarında (diyagonal) hareket ederek herhangi bir kareye gidebilir.
Bir oyuncunun iki Fili vardır. Bunlardan biri sadece beyaz çapraz karelerde, diğeri ise sadece siyah çapraz karelerde hareket edebilir.
Bu, oyun sonuna kadar böyle devam eder.
ir oyuncunun aynı renkli karelerde iki Fili varsa hata yapmıştır.
Filin önünde aynı renkten bir taş varsa fil o taşın üzerinden geçemez.
Yani o yöne doğru hareket etmek isterse sadece o taşın olduğu yere kadar gidebilir. Rakip taşları ise hareket ettiği yönde alır ve aldığı taşın yerine oturur.
Fil, tahtanın merkezindeyse 13 kareye hareket edebilir.(Şekil 4)
Fil, açılış pozisyonunda hareketsizdir.
At "L" harfine benzer şekilde hareket eder.
Bu, iki kare yukarı veya aşağı, sonrada bir kare sağa veya sola; ya da iki kare sağa veya sola, sonrada bir kare yukarı veya aşağı hareketleriyle yapılır.
At, beyaz bir karedeyse siyah bir kareye, siyah bir karedeyse de beyaz bir kareye gitmelidir.
At, kendi ve rakip taşların üzerinden atlayabilen tek taştır.
At, tahtanın merkezindeyse 8 kareye hareket edebilir.(Şekil 5)
At, taş alırken sıçradığı karede bulunan rakip taşı alır ve o taşın yerine oturur.
Piyon, diğer taşlardan farklı olarak hareket eder ve taş alma şekli farklıdır.
Piyon,
4 türlü hareket edebilir:
1)
Bulunduğu dikeyde önündeki boş kareye doğru bir kare ilerler, yada
2)
İlk hareketinde, bulunduğu dikeyde önündeki iki karenin boş olması şartıyla iki kare ilerleyebilir, ya da
3)
Yan dikeylerde bir önünde bulunan (ön çaprazda) rakip taşı alarak bu kareye gidebilir.
Bir piyon eğer daha önce hareket etmişse oyun sonuna kadar sadece birer kare ilerleyebilir.
Geri hareket edemeyen tek taş "piyon"dur.
Bazı oyuncular piyonun pek işe yaramadığını düşünebilir.
Ama hiç de öyle değildir. Piyonun çok özel bir hareketi vardır.
Eğer piyon tahtanın en uç noktasına kadar ilerlerse terfi ederek Vezir, Kale, Fil, At gibi taşlardan birine dönüşür.
Bu durumda piyonu bulunduğu yerden kaldırarak yerine bu taşlardan istediğimiz birini koyabiliriz. 8 piyon da vezir yapılabilir.
4)
Bir piyon ilk hareketinde iki kare ilerleyip rakip piyonla yan yana gelirse,
Rakip piyon bu piyonu sanki bir kare ilerlemiş gibi kabul ederek alabilir.
Bu hak sadece ilk defasında yani iki kare çıkışı yapılır yapılmaz geçerlidir,
Bu harekete ‘geçerken alma’ (en passant) denir. (Şekil 6/b)
Yandaki şekilde koyu renkli piyon ilk hareketinde iki kare çıkmıştır.
Beyaz piyon bu piyonu sanki bir kare ilerlemiş gibi kabul ederek alabilir ve (X) harfiyle gösterilen kareye yerleşir.
Bu hak ilk fırsatta kullanmazsa daha sonra kullanamaz.
*
***
*********
*******************
********************************
''''''ÖNEMLİDİR'''''''
PAYLAŞIMLARIMIZ
GOOGLE VE DİĞER ARAMA MOTORUNDA YAYINLANMIŞ
ÇEŞİTLİ ÇALIŞMALARDAKİ ALINTILARDAN OLUŞMAKTADIR VE TAMAMEN BİZE İLGİNÇ GELEN KONULARIN
PAYLAŞIMINDA FAYDA SAĞLAYABİLECEĞİMİZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE ORTAYA ÇIKMIŞTIR
VE
TİCARİ DEĞİLDİR..
BİLGİ AKTARIMLARIMIZDA SAKINCALI VEYA PAYLAŞIMI İSTENMEYEN ALINTILAR OLURSA UYARILDIĞIMIZDA PAYLAŞIMLARIMIZDAN ÇIKARILACAKTIR...!!