07 : ) FUTBOL TARİHİ ....? / 17-03-2012
FUTBOL
TARİHÇESİ .....?
"foot" ("ayak")
Ve
"ball" ("top")
Kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan
"football" kelimesinden geçmiştir.
İngilizcede "football" adını taşıyan diğer futbol sporlarından ayırmak amacıyla,
Modern futbolun ilk kurallarını belirleyen kurumun adı olan
Futbol Birliğinden (İngilizce)
The Football Association yola çıkılarak
"Association football"
("birlik futbolu") ifadesi kullanılmaktadır.
"Football association"
ifadesindeki "soc" hecesine -er eki getirilerek oluşturulan ve İngilizce konuşan
Bazı ülkelerde futbolu tanımlamak için kullanılan "soccer" kelimesinin çıkışı 1880'lere denk gelir
Günümüzde, İngilizce konuşan ülkelerin bazıları
Futbolu tanımlamak için yalnızca "football" ifadesini kullanırken
Bu kelime diğer bazı dillere değişerek girmiş ve bu şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
Bazı dillerde futbolu tanımlamak için özgün kelimeler kullanırken bazılarında ise
"foot" ve "ball"
Kelimelerinin o dillerdeki karşılıkları kullanılarak
Bu kelimeler birleştirilmiş ve futbol ifadesi bu şekilde yer edinmiştir.




Tarih
Kökenleri
MÖ 300-200 yıllarında Çin'de askerî eğitim amacıyla oynanan cuju'ya dayandığını belirtmektedir.
FİFA
Futbola benzeyen ve bilimsel kanıtlara sahip olan ilk oyunun,
Kıl ve tüyle doldurulmuş deriden yapılan bir topun,
İki bambu kamışıyla sabitlenen 30–40 cm yüksekliğindeki
Bir kaleye sokulmasını amaçlayan bu oyunda;
Topa el ve kollar dışındaki her yerle temas etmek mümkündü.
Birkaç yüzyıl sonra
Japonya'da, cuju'dan izler taşıyan ve varlığına
İlk kez 644 yılında rastlanan kemari adlı oyun ortaya çıktı.
Cuju'nun aksine rekabete dayalı olmayan kemari'de amaç,
Dairesel bir alan içerisinde yer alan oyuncuların topa ayaklarıyla vurarak
Topu yere düşürmeden birbirine göndermesine dayanmaktaydı.
AVRUPA'DA
İse futbola benzer bilinen ilk oyun,
Antik Yunanistan'da oynanan episkiros adlı oyundur.
Vücudun her yeriyle temasın serbest olduğu oyunda oyuncular
İki takıma ayrılmakta ve her takım oyuncuları,
Topu paslaşarak veya atarak rakip takıma ait alanın sonunda yer alan
Çizgiden geçirmeye çalışmaktaydı.
Bu oyunun bir benzeri daha sonraları Roma İmparatorluğu döneminde harpastum adıyla oynandı.
Orta Çağ
9. yüzyıla ait Nennius'un Historia Brittonum adlı eserinde rastlamaktadır. Avrupa'sında topla oynanan bir oyuna dair ilk ifadelere,
Galler'in kuzey kısımlarında yazılan eserde,
Bir grup çocuğun top oynadığından bahsedilmektedir.
İngiltere'de
Komşu kasaba veya köyler arasında oynanan ve güruh futbolu adı verilen oyunda amaç,
Topu rakip takımın kasaba veya köyünde belirlenen bölgeye göndermekti.
Hemen hemen hiçbir kuralın olmadığı
Bu oyunda oyuncu sınırlaması yoktu ve yüzlerce kişi mücadele edebilmekteydi.
Bu etkinlikler sırasında meydana gelen karmaşayı ve yaşanan olayları gerekçe gösteren
Kral II. Edward tarafından 13 Nisan 1314'te ülkede futbol oynanmasını yasaklanmış,
Bu yasak sonrasındaki hükümdarlar tarafından da sürdürülmüş ve ülkede
Futbol oynanması 300 yıl kadar yasaklı kalmıştı.
İngiltere'deki
Güruh futboluna benzer bir oyunun varlığına
Fransa'da da rastlanmaktadır. Soule, cholle veya choule adıyla anılan bu oyun hakkındaki bilinen ilk veriler 1147 yılına aittir.
1319 yılında V. Philippe,
1369 yılında ise
V. Charles tarafından Fransa'da bu tip oyunların oynanması yasaklanmıştı.
İtalya'da ortaya çıkan ve kökenleri daha eskiye dayansa da kuralları
16. yüzyılda oluşturulan calcio fiorentino adlı sporda ise amaç, topu karşı takımın kalesine göndermekti.
Topu kontrol etmek, takım arkadaşına pas atmak ve kaleye göndermek için el ve ayak kullanmak serbestti.
FIFA, futbola benzeyen tüm bu sporların günümüzdeki futbol ile doğrudan bir bağlantısı olmadığını belirtmektedir.
Futbol, on birer oyuncudan oluşan iki takım arasında,
kendine özgü küresel bir topla oynanan takım sporudur.
21. yüzyıl itibarıyla 200'ün üzerinde ülkede 250 milyonu aşkın oyuncu tarafından oynanmakta olup dünyadaki en popüler spordur.
Futbol maçları dikdörtgen şeklindeki, yapay veya gerçek çimle kaplı sahada oynanır.
Sahanın kısa kenarlarının ortalarında birer kale bulunur.
Oyuncuların amacı, temelde ayak olmak üzere vücudunun belli kısımlarını kullanarak (eller ve kollar hariç) topu karşı takımın kalesine sokarak gol atmaktır.
İstisnai olarak her iki takımın kalesini koruyan kaleciler,
Ceza alanı olarak adlandırılan kendileri için belirlenmiş alanların sınırları dahilinde topa elle müdahale edebilmektedirler.
Topun; sahanın uzun kenarlarından saha dışına çıkması durumunda
Taç atışı (topa son olarak hangi takım oyuncusu temas etmişse karşı takım kullanır),
Kısa kenarlarından dışarı çıkması durumunda ise köşe (bir oyuncunun,
Topu kendi kale çizgisi dışına çıkarması durumunda
Karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan kullanılır)
Veya aut atışı (topun, hücum oyuncuları tarafından kale çizgisi dışına vurulması sonucunda
Ceza sahası içindeki kale sahasından vuruşu yapılarak top oyuna sokulur) ile oyun yeniden başlar.
45'er dakikalık iki devreye ayrılan 90 dakikadan oluşan maçlarda karşı takımdan
Daha fazla gol atmayı başaran takım galip gelirken atılan gol sayılarının eşit olması durumunda maç berabere tamamlanır.
Bazı organizasyonlardaki kurallara göre normal süresi berabere tamamlanan maçlarda
15'er dakikalık iki devre halinde oynanan uzatma dakikaları,
Eşitliğin bu sürede de bozulmaması durumunda penaltı atışları sonucunda galip gelen taraf belirlenir.
MÖ 300-200 yıllarında Çin'de ortaya çıkan ve günümüzdeki futbolla benzerlikler taşıyan cuju,
Oynanış bakımından futbola benzeyen ilk oyun olarak kabul edilmektedir.
Yıllar boyunca dünyanın farklı yerlerinde futbola benzeyen oyunlar oynansa da modern futbol kuralları
İlk olarak 1863 yılında Futbol Birliği tarafından sistemleştirilmiş olup günümüze kadar birçok değişikliğe uğramıştır.
Futbolun uluslararası alandaki yönetim teşkilatı Uluslararası
Futbol Federasyonları Birliğidir
(FIFA).
Modern Futbolun ortaya çıkışı
Ve
Yayılması
19. yüzyıl ortalarında, İngiltere'deki özel okullarda farklı kurallarla oynanan futbol biçimlerine dayanmaktadır.Modern futbolun kuralları
Eton, Harrow, Rugby, Winchester ve Shrewsbury adlı eğitim kurumları temsilcilerinin katılımıyla
1848 yılında Cambridge Üniversitesi'nde
Oluşturulan ve ilk yazılı futbol kuralları olma niteliği taşıyan
Futbol ve benzeri sporların gelişiminde etkili oldu.
Bu kurallar kullanılarak bazı maçlar yapılsa da büyük bir topluluk tarafından kabul görmedi.
1850'lerde, İngilizce konuşan ülkelerdeki çeşitli kulüpler,
Bağlı oldukları okul veya üniversitelerden ayrılarak
Bağımsız bir kuruluş olarak faaliyet göstermeye başladı.
Bunların bazıları kendi kurallarını oluşturarak bu kurallara göre futbol oynamaktaydı.
1857 yılında,
Eski öğrenciler tarafından kurulan
1867 yılında Sheffield Futbol Birliğinin kurulmasına önayak oldu.
Uppingham School öğrencisi John Charles Thring de 1862'de bazı kurallar hazırlamıştı.
26 Ekim 1863 günü gerçekleştirilen bir toplantı sonrasında kurulan
(İngilizcesi "The Football Association",
Kısaca "FA") tarafından aynı yılın
Ekim ve Kasım ayları arasında düzenlenen beş toplantı sonucunda futbol için ilk kapsamlı kurallar hazırlandı.
Gerçekleştirilen son toplantıda,
Bir önceki toplantıdan çıkan topun ele alınarak
Koşulması ve koşuların rakibin bacağına vurularak
Engellenmesini öngören taslak hâlindeki iki kuralın kaldırılması kararının kabul görmemesi üzerine
Blackheath'i temsil eden kurumun ilk hazinedarı,
Kulübünün birlikten ayrıldığını belirtti.
Kalan on bir kulüp,
Ebenezer Cobb Morley başkanlığında futbolun ilk on dört kuralını oluşturdu.
Bu kuralların kullanıldığı ilk maç 18 Aralık 1863 tarihinde
Mortlake'te, Barnes ile birlik üyesi olmayan Richmond arasında oynandı ve golsüz beraberlikle sona erdi.
İngiliz kulüplerinin mücadele ettiği,
İlk futbol yarışması olan
FA CUP
1872 yılında C. W. Alcock tarafından kuruldu.
İlk resmî uluslararası futbol maçı 30 Kasım 1872 günü,
İngiltere ile İskoçya arasında Glasgow'da gerçekleştirildi ve 0-0 sona erdi.
1884 yılında, ilk uluslararası futbol turnuvası olan
British Home Championship düzenlendi.
Aston Villa yöneticisi William McGregor,
1888 yılında Birmingham'da kurduğu English Football League ile ilk futbol ligini kuran isim oldu.
Kurulan bu ligde 12 takım mücadele etmekteydi.
1870'lerde futbolda profesyonelleşmenin temelleri atılırken profesyonel futbolculuk
20 Temmuz 1885 tarihinde
Futbol Birliği tarafından tanındı.
Futbol Birliğinin kurulması sonrasında futbol,
Britanyalılar tarafından tüm dünyaya yayılmaya başladı.
Güney Amerika'da bilinen ilk futbol maçı 1867 yılında,
Arjantin'deki Britanyalı işçiler tarafından oynandı.
Aynı yıl Buenos Aires'te,
Güney Amerika'daki ilk futbol kulübü olan
Buenos Aires Football Club kuruldu.
1891 yılında ise Arjantin'de düzenlenen ulusal ligle birlikte kıtadaki ilk futbol turnuvası organize edildi.
Güney Afrika'da yaşayan
Britanyalılar ülkedeki ilk futbol hareketlerini
1869 yılında başlatırken
1884 yılında ülkedeki ilk futbol turnuvası düzenlendi.
1884 yılında oluşturulan
American Football Association tarafından aynı yıl gerçekleştirilen lig,
Amerika Birleşik Devletleri'nde Futbol Birliği kurallarıyla gerçekleştirilen ilk futbol yarışması oldu.
Japonya'da futbol oynandığına dair ilk bilinen veriler
1870'lere ait olup Britanyalı denizcilerin Yokohama'da futbol oynadığından bahsetmektedir.
Futbolun yayılmaya başlamasının ardından, futbol kurallarını belirleyen kuruluş olan
Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (kısaca IFAB);
Futbol Birliği,
Ve
İrlanda Futbol Birliğinin 1886 yılında Manchester'da gerçekleştirdiği bir toplantı sonrasında kuruldu.
Futbolun uluslararası alandaki en üst yönetim kuruluşu olan
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (kısaca FIFA) ise,
1904 yılında Paris'te kuruldu ve Futbol Birliğinin belirlediği kurallara sadık kalacağını belirtti.
1913 yılında FIFA temsilcileri de IFAB'a temsilci göndermeye başladı.
Futbolda profesyonelleşme süreci, dünyanın çeşitli yerlerinde 1920'ler ve 1930'larda hız kazandı.
21. yüzyıl itibarıyla 200'ün üzerinde ülkede 250 milyonu aşkın oyuncu tarafından oynanan futbol,
Dünyadaki en popüler spor konumundadır.
FIFA tarafından Mayıs 2007'de yayınlanan bir rapora göre dünya çapında
270 milyondan fazla kişi futbol oynamaktadır.
Yine bu rapora göre dünyada 301 binin üzerinde futbol kulübü,
1,752 milyonun üzerinde futbol takımı,
840 binin üzerinde futbol hakemi
Ve
113 binin üzerinde profesyonel futbolcu bulunmaktadır.
Temel oynanış
Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (kısaca IFAB) tarafından belirlenen Futbol,
17 temel kural çerçevesinde oynanmaktadır.
Maçlar, küre biçimindeki spora özgü bir topla oynanır.
On birer oyuncudan oluşan
İki rakip takımın amacı,
Bu topu karşı takımın kalesine
(iki yan direk ile bunları birleştiren üst direkten oluşur) sokarak gol atmaktır.
45'er dakikalık iki devreden oluşan
90 dakika sonucunda rakibinden daha fazla gol atan takım,
Maçtan galip olarak ayrılır.
Atılan gol sayılarının eşit olması durumunda maç berabere sonuçlanmış olur.
Müsabakalarda,
Kurallara uygun şekilde maçı yöneten
Bir orta hakem,
İki yardımcı hakem
Ve
Bir dördüncü hakem
Bulunmaktadır.
Bazı turnuvalarda ise iki ek yardımcı hakem bulunabilir.
Oyunun temel kuralına göre oyuncular, topa el veya kolla müdahale etmemelidir.
Takımının kalesini korumakla görevli kaleciler ise,
Yalnızca belirlenen alan (ceza alanı) dahilinde topa el veya kolla müdahale edebilir.
İstisnai olarak, oyunun taç atışıyla yeniden başlaması durumunda oyuncular topu elle oyuna sokarlar.
Bir futbol maçında gol atma fırsatı yakalamak için
Oyuncuların top sürmesi,
Takım arkadaşına pas atması,
Kaleye şut çekmesi gibi çeşitli yöntemler vardır.
Karşı takım oyuncuları da topu kapmak için çeşitli müdahalelerde bulunabilir.
Bu müdahalelerin kurallara dahil olmaması durumunda
Hakemler devreye girer ve orta hakem oyunu durdurur.
Yapılan faullü hareket sonrasında karşı takım,
Faulün yapıldığı yerden kullanılmak üzere bir serbest vuruş kazanır.
Rakip takım oyuncularının belli bir mesafeye çekilmesinin ardından,
Serbest vuruşu kullanacak oyuncunun topa sadece bir kez dokunması kaydıyla vuruş,
İstenilen bir biçimde kullanılır.
Faullü hareketin sertliğine göre hakemin
Sarı
Veya
Kırmızı
kart gösterme yetkisi vardır.
Gösterilen sarı kart uyarı niteliği taşırken
Kırmızı kart ise oyuncunun oyundan ihraç edildiği ve takımının
Bundan sonraki süreyi bir kişi eksik sürdüreceği anlamını taşır.
Aynı maç içerisinde
İkinci defa sarı kart
Gören oyuncu,
Kırmızı kartla
Cezalandırılır.
Günümüzde takımlar;
Bir kalecinin dışında,
Defans,
Ve
olmak üzere üç ana pozisyonda oynayan oyunculardan oluşur.
Defans, karşı takımın yaptığı hücumları en geride karşılayan grup;
Forvet, ana amacı gol atmak olan ve rakip kaleye en yakın oyuncuların oluşturduğu grup;
Orta saha ise defans ve forvet arasında kalan, hem defansif ve ofansif görevler üstlenen oyuncuların oluşturduğu gruptur.
Bu üç ana pozisyondaki oyuncular da kendi içerinde, oynadıkları bölgeye göre ayrılmaktadırlar.
Öte yandan herhangi bir pozisyonda oynayan oyuncunun,
Diğer pozisyonlardaki oyuncuların görevleri yerine getirememesi gibi bir kısıtlama yoktur.
Kurallarda ise kaleciler dışındaki oyuncuların pozisyonları hakkında bir kısıtlama yer almamaktadır.
Her takım,
Maç başlamadan önce kale ve top seçimi ile seri penaltı atışları için
Yapılan para atışında temsil eden bir kaptana sahiptir.
Hangi oyuncunun hangi pozisyonda oynayacağı, her takımın başında bulunan teknik direktör tarafından belirlenir.
Sahadaki on bir oyuncu dışında, her takımın yedek oyuncuları vardır.
Maçın gidişatı ve organizasyonun oyuncu değiştirme kurallarına göre herhangi bir oyuncu,
Teknik direktörün takdirince yedeklerde bulunan başka bir oyuncuyla değiştirilebilir.
Kurallar ve ölçüler
Futbol, 17 ana kuraldan oluşmaktadır.
Bu kuralların bazıları kadın, engelli, genç gibi gruplar için değişiklikler gösterebilir.
Uluslararası Futbol Birliği Kurulu (kısaca IFAB) tarafından belirlenen kurallar,
FIFA tarafından yayınlanmaktadır.
Bu 17 ana kurala ek olarak maçların uygun şekilde oynanması için
IFAB tarafından yayınlanan birtakım karar ve yönetmelikler de bulunmaktadır.
''''Saha''''

Sahanın yanlarında yer alan iki uzun çizgi taç çizgisi,Futbol sahası dikdörtgen şeklinde olup
Kısa kenarlarda yer alan çizgiler ise kale çizgisi olarak adlandırılır.
Kale çizgileri 45 ile 90 m (50 ile 100 yd) arasında,
Taç çizgileri 90 ile 120 m (100 ile 130 yd) arasında olmalıdır.
Uluslararası maçlarda ise bu uzunluklar
Kale çizgileri için 64 ile 75 m (70 ile 80 yd),
Taç çizgileri için ise 100 ile 110 m (110 ile 120 yd) olarak belirlenmiştir.
Saha, her iki taç çizgisinin orta noktasını birleştiren bir çizgiyle ikiye ayrılır.
Bu çizginin tam ortasında orta nokta yer alır ve bu nokta,
9,15 m (10 yd) yarıçapındaki çember ile çevrelenir.
Öte yandan futbol sahaları, zemin rengi yeşil olmak kaydıyla
Doğal veya yapay çimden oluşabilmektedir.
Her iki kale çizgisinin ortasına;
Zemine dik iki direkle, bunları birleştiren ve zemine paralel olan bir üst direkten oluşan birer kale yer alır.
İki direk arasındaki mesafe 7,32 m (8 yd),
Üst direkle zemin arasındaki mesafe ise 2,44 m'dir (8 ft).
Genellikle kalelerin arkasına birer file konulsa da, bu durum kurallar tarafından zorunlu kılınmamıştır.
Her iki kalenin önünde de dikdörtgen şeklinde ikişer alan bulunmaktadır.
Kale alanı (altı pas olarak da bilinir);
Kale çizgisi,
Kale direklerinin iç kenarlarından 5,5 m (6 yd) uzaklıkta,
Kale çizgisine dik olarak çizilen 5,5 m (6 yd) uzunluğundaki çizgiler ve bunları birleştiren çizgiyle sınırlanan alandır.
Aut atışı veya alan içinden kazanılan bir serbest vuruş, alan içindeki istenilen bir yerden kullanılabilir.
Atak yapan takım tarafından kale alanı içerisinde kazanılan endirekt serbest vuruşlar ise olayın gerçekleştiği noktanın hizasında,
Kale alanı üst çizgisinin üzerinden kullanılır.
Ceza alanı da kale alanından daha büyük olmak üzere kale alanıyla ile benzer şekle sahiptir.
Kale alanında 5,5 m (6 yd) olarak belirlenen ölçüler, ceza alanı için 16,5 m'dir (18 yd).
Bu alan içerisinde kalecilerin topa elle müdahale etmesi mümkündür.
Diğer taraftan bu alan içerisinde savunma yapan takım oyuncularından birinin yaptığı kusurlu hareketler,
Karşı takım lehine verilen penaltı vuruşuyla cezalandırılır.
Penaltı vuruşları, ceza sahası içerisinde yer alan ve kalenin ortasından 11 m (12 yd) uzaklığındaki penaltı noktasından kullanılmaktadır.
Ceza alanının hemen dışında yer alan ve merkezi penaltı noktası olan 9,15 m (10 yd) olan ceza yayı ise,
Penaltı vuruşu esnasında penaltıyı kullanacak
Oyuncu ve savunmadaki kaleci dışındaki
Diğer oyuncuların geçmemesi gereken mesafeyi belirtmektedir.
Oyuncular, teknik ekip ve hakemler
Kurallara göre herhangi bir takımda en az yedi futbolcu bulunsa dahi oyun başlatılabilir.
Diğer oyunculara göre istisnai olarak kaleciler,
Kendileri için belirlenmiş alanların sınırları dahilinde
(ceza alanı)
Topa el ve kolla müdahale etme hakkına sahiptir.
Her takımın, sahadaki oyuncuların dışında yapılan
Futbol maçının yer aldığı organizasyonun kurallarına göre belli bir sayıda yedek oyuncusu vardır.
Bütün maçlarda, yedek oyuncuların isimleri maç başlamadan önce hakeme verilir.
İsmi verilmeyen yedek oyuncular maçta oynayamazlar.
Resmî maçlarda, yani FIFA'nın, konfederasyonların veya ulusal federasyonların düzenlediği maçlarda en çok üç oyuncu değiştirilebilir.
Hazırlık maçı yahut diğer özel maçlarda ise takımlar,
Değiştirilebilecek azami oyuncu sayısı konusunda anlaşırlar ve hakeme maçtan önce bildirirlerse,
Anlaştıkları sayıda oyuncu değiştirebilirler.
Eğer hakeme bildirilmezse veya değiştirilecek oyuncu sayısında anlaşma maç başlamadan sağlanamazsa,
En çok 3 oyuncu değiştirilebilir.
Oyundan çıkan oyuncu yeniden maça giremezken sonradan oyuna giren oyuncular yapılan
İkinci bir değişiklikle oyundan alınabilirler.
Futbol oynayan kişilere futbolcu denir ve her takım, birisi kaleci olmak üzere on bir oyuncuyla sahada yer alır.
Futbol maçları,
Maçı yönetmede ve oyun kurallarını uygulamada tam yetkili olarak atanan bir orta hakem tarafından yönetilir.
Orta hakeme yardımcı olmak amacıyla iki yardımcı hakem bulunur.
Taç çizgisi üzerinde, her yarı saha için bir yardımcı hakem olmak üzere toplam iki yardımcı hakem vardır.
Bunlar çapraz olarak yer alırlar.
Yardımcı hakemler; topun oyun alanının dışına çıkışını ve ofsaytları işaret etmenin yanı sıra,
Diğer birtakım pozisyonlarda da orta hakeme yardımcı olurlar.
Oyun alanının yarısından sorumlu olan yardımcı hakemler,
Orta hakemi ellerindeki küçük bayraklarla uyarırlar.
Diğer taraftan hakem kadrosu içinde yer alan dördüncü hakem ise oyunu gözler,
Oyuncu giriş çıkışlarını kontrol eder ve herhangi bir sakatlık durumunda orta hakem görevini icra eder.
Öte yandan bazı organizasyonlarda, her iki kalenin yanında bulunan birer ek yardımcı hakem de yer almaktadır.
Bu ek yardımcı hakemler, ceza sahası içerisinde yaşan pozisyonlarda hakeme yardımcı olmaktadır.
Kaleci dışında kalan on oyuncu, saha içinde farklı pozisyonlarda görev alırlar.
Bu pozisyonlar; defans, orta saha ve forvet olmak üzere üç ana gruba ayrılırken bu üç grup da kendi içinde ayrılmaktadır.
Defans, kendi kalesine en yakın konumda bulunan ve karşı takımın yaptığı hücumları en geride karşılayan pozisyondur.
Forvet, ana amacı gol atmak olan ve rakip kaleye en yakın oyuncuların oluşturduğu pozisyondur.
Orta saha ise defans ve forvet arasında kalan, hem defansif ve ofansif görevler üstlenen oyuncuların oluşturduğu gruptur.
Maçta oynayacak oyuncular ve yedekler, oyuncuların saha içindeki dizilişleri gibi görevler,
Her takımın başında bulunan teknik direktör tarafından belirlenir.
Teknik direktörler, kendisi için belirlenen sınırlar dahilinde kalmak koşuluyla sahadaki oyunculara direktifler verebilirler.
Teknik direktöre yardımcı olma ve maçlar dışındaki antrenmanlarda
Oyuncuları çalıştırma görevlerini icra eden antrenörler de teknik kadroyu oluşturan diğer görevlilerden biridir.
GOL ÇİZGİSİ TEKNOLOİSİ
topun tamamının kale çizgisini geçip geçmediğinin,
Dolayısıyla gol olup olmadığının tespit edilmesi ve maçın orta hakemine bunu iletmesi için kullanılmaktadır.
2018 yılında kurallar kitabına dahil edilen video yardımcı hakem ise, orta hakem tarafından verilen birtakım potansiyel hatalı kararların, i
İgili pozisyonların video tekrarlarının izlenmesi sonucu tespit edilerek orta hakeme iletilmesinden sorumludur.
Video yardımcı hakemler yalnızca; golden önce golün geçersiz olması için bir ihlalin olup olmadığını bildirmek,
Verilen veya verilmeyen bir penaltı kararında açık bir hata olup olmadığını bildirmek,
HHakemin ihlal yapan takımdan yanlış oyuncuya
İhtar veya ihraç vermesi durumunu veya hangi oyuncunun cezalandırılması gerektiğini bildirmek
Ve
Verilen veya verilmeyen bir ihraç kararında açık bir hata olup olmadığını bildirmekle yükümlüdür.
Orta hakem ise ilgili pozisyonun video tekrarını inceledikten sonra kararını değiştirebilir.
Giysi ve gereçler
Futbolcuların giymek zorunda olduğu temel gereçler; forma, şort, tozluk, tekmelik ve futbol ayakkabısından oluşmaktadır.
Kaleci dışındaki takım oyuncularının
Forma,
Şort,
Tozluk
Renklerinin
Aynı ve diğer takım ile hakemlerin gereçlerinden ayırt edilebilecek renkte olması gerekmektedir.
Eğer şortun altına tayt veya formanın altına bir içlik giyilirse, bunların renkleri sırasıyla şort ve formanın renkleriyle aynı olmalıdır.
Oyuncular, kendisine veya bir başka oyuncuya tehlikeli olabilecek herhangi bir giysi giymemeli veya her çeşit takılar da dahil gereçler taşımamalıdır.
Yalnızca kaleciler, öbür oyunculardan kolayca ayırt edilebilmesi için farklı renkte forma giyerler.
Her oyuncunun forması üzerinde farklı bir numara yer almaktadır.
Bütün futbolcular, futbol için uygun biçimde üretilmiş özel ayakkabılar, yani krampon kullanırlar.
Ayağa veya kaval kemiğine gelen tekmelerde yaralanmaları en aza indirmek için tekmelik ve tozluk (dize kadar örtebilen uzun spor çorabı) kullanırlar.
Tekmelikler yeterli koruma sağlayan lastik veya plastik gibi malzemeden yapılmalı ve oyun sırasında tozluklarla tamamen örtülmelidir.
Öte yandan resmî bir kural olmamasına rağmen kaleciler, çoğunlukla özel olarak üretilen eldiven takarlar.
Maçın süresi ve galip tarafın belirlenmesi
Her iki devrede de maçın süresi, top oyun dışında olsa dahi devam eder.Resmî futbol maçları, 45'er dakikalık iki devreye ayrılan 90 dakikadan oluşmaktadır.
Oyuncu değişiklikleri,
Sakatlanmalar,
Zaman geçirilmesi,
Penaltı atışları
Veya
Diğer nedenler dolayısıyla maç esnasında kaybedilen süreler,
Hakemin takdirine göre her iki devre sonunda oyuna eklenebilir.
Eklenen bu süre, dakika bazında dördüncü hakem tarafından bir tabela yardımıyla gösterilir.
Yine hakemin takdirine göre oyun, gösterilen bu dakikanın da üstünde uzatılabilir.
İlk devrenin sona erip ikinci devrenin başlaması arasında ise 15 dakikalık süre vardır.
Lig maçları berabere sonuçlanabilirken eliminasyon
Sistemli turnuvalarda galip gelen takımın belirlenmesi için birtakım yöntemler vardır.
Maçın normal süresi beraberlikle sonuçlanmışsa,
15'er dakikalık iki uzatma devresi oynanmaktadır.
Eğer bu uzatma devreleri sonucunda da kazanan taraf çıkmazsa,
Penaltı vuruşlarına geçilir ve her takım beşer penaltı vuruşu yapar.
Bu aşamada her iki takım, sırasıyla penaltı atışı kullanır.
Eğer iki takımdan biri, diğer takımın 5 vuruşu tamamlasa da ulaşamayacağı kadar
Gol atmışsa atışlar sonlandırılır ve o takım maçın galibi olur.
İlk beş atış sonucunda eşitlik bozulmazsa,
İki takım da sırayla birer penaltı atışı kullanır ve bu durum,
Bir takım diğerine göre daha fazla gol atana kadar devam eder.
Uzatma devrelerinde atılan goller maçın skoruna yansırken
Penaltı vuruşları sonunda elde edilen sonuç yansıtılmamaktadır.
Çift maçlı eliminasyon sistemiyle düzenlenen organizasyonlarda ise takımlar,
Birbirlerinin iç sahalarında birer maç yaparlar.
İki maç sonunda daha çok gol atan takım, kazanan taraf olur.
Atılan gollerin eşit olması durumunda ise
Deplasman golleri kuralı uygulanarak deplasmanda attığı gol sayısı fazla olan takım bir üst tura çıkar.
Bu durumda da eşitlik devam ederse uzatma süresi,
Sonrasında ise ihtiyacı durumunda seri penaltı atışlarına geçilir.
1990'ların sonu ve 2000'lerin başında
IFAB, sırasıyla altın ve gümüş gol kurallarını uygulamıştı.
Altın golde, uzatma devrelerinde ilk golü atan takım galip gelmekte ve maç o anda sona ermekteydi.
Gümüş golde ise ilk uzatma devresini önde tamamlayan takım, ikinci devre oynanmadan maçın galibi olmaktaydı.
Günümüzde ise bu kurallar tamamen kaldırılmıştır.
Fauller ve fena hareketler
Oyun esnasında, futbol kurallarında listelenen hareketlerden
Herhangi birinin gerçekleştirilmesi faul olarak adlandırılır.
Yapılan hareketin türüne göre faul yapan oyuncunun karşısındaki takım, serbest vuruş
(direkt ve endirekt olmak üzere ikiye ayrılır) veya penaltı vuruşu kazanır.
Direkt ve endirekt serbest vuruşlar, ihlalin gerçekleştiği noktadan, topun hareketsiz kalması koşuluyla yapılır.
Bu vuruşlar sırasında rakip takım oyuncuları,
Toptan en az 9,15 m (10 yd) uzakta durmak zorundadır.
Vuruşu kullanacak oyuncu, topa bir kez dokunmak koşuluyla bu vuruşu istediği biçimde kullanabilir.
Direkt serbest vuruşlarda topun, vuruşu gerçekleştiren oyuncu hariç
Direkt olarak kaleye girmesi gol değeri kazandırırken
Endirekt serbest vuruşlarda ise
Topun direkt olarak kaleye girmesi durumunda kale vuruşu kullanılır.
Faul kararını veren orta hakem, ihlâli gerçekleştiren oyuncuyu sarı veya kırmızı kartla cezalandırabilir.
Sarı kart uyarı niteliği taşırken kırmızı kart,
Ooyuncunun maçtan ihraç edildiği ve takımının kalan süreyi bir kişi eksik sürdüreceği anlamı taşır.
Bir oyuncu aynı maç içinde
İki sarı kart görürse,
İkinci sarı kartın gösterilmesinin ardından kırmızı kartla cezalandırılır.
Sahada olan oyuncuların dışında,
Yedek oyuncular da kart görebilirler.
Öte yandan yapılan faule rağmen,
Faule maruz kalan takım avantajlı durumunu sürdürüyorsa hakem oyunu devam ettirebilir.
Eğer yapılan ihlalde sarı kart gerektirecek bir durum varsa,
Oyunun durduğu ilk anda oyuncuya kart gösterilir.
Direkt serbest vuruş gerektiren ihlallerin ceza alanı içerisinde yapılması durumunda, rakip takım lehine bir penaltı vuruşu verilir.
Penaltı vuruşu, ceza sahası içerisinde yer alan ve kalenin ortasından
11 m (12 yd) uzaklığındaki penaltı noktasından kullanılmaktadır.
Vuruş esnasında, vuruşu kullanacak oyuncuyla savunmadaki kaleci dışındaki tüm oyuncular ceza sahası dışında ve toptan en az
9,15 m (10 yd)
Uzaklıkta olmalıdır.
Ofsayt
Futbol oyununda bir başka ceza atışı da ofsayttır.
Top hücuma geçen takımın oyuncusuna atıldığı sırada,
Ooyuncunun rakip kale çizgisine toptan ve sondan ikinci rakip oyuncudan
daha yakın ise ofsayt pozisyonundadır.
Bu oyuncu; oyuna veya rakibe müdahale ederek
Yahut bulunduğu pozisyondan avantaj elde ederek aktif oyuna dahil oluyorsa
Pozisyon ofsayt olarak cezalandırılır.
Eğer bu oyuncu, kendi yarı sahasında ise ofsayt gerçekleşmez.
Kale vuruşu, köşe vuruşu ve taç atışı sonrasında top,
Direkt olarak ofsayt konumundaki oyuncuya gelse dahi ofsayt kararı verilmez.
Ofsayt kararı durumunda ise rakip takım,
İhlalin gerçekleştiği noktadan endirekt serbest vuruş kullanır.
Oyunun başlaması, topun oyunda ve oyun dışında olması
Futbol maçları öncesinde her iki takım kaptanının katılımıyla,
Hakem tarafından bir para atışı yapılır.
Kazanan taraf ilk yarıda hücum edeceği kaleyi seçerken diğer taraf oyunun başlama vuruşunu yapma hakkı kazanır.
Futbol karşılaşmaları, sahanın orta noktasına konulan topun,
Maça başlayacak olan takımın herhangi bir oyuncusu tarafından vurulmasıyla başlar.
Başlamadan önce her iki takım oyuncuları
Kendi sahalarında yer almak ve başlama vuruşunu yapan takımın rakipleri,
Toptan en az 9,15 m (10 yd) uzakta bulunmak zorundadır.
İkinci yarıda ise takımların kaleleri değiştirilir ve ikinci yarının başlama vuruşunu diğer takım yapar.
Kurallara göre futbol maçlarında,
Topun tamamının kale veya taç çizgisini geçmesi ve oyunun
Hakem tarafından durdurulması olmak üzere sadece
İki durumda top oyun dışındadır.
Topun oyun dışında olduğu durumlar ve oyuna
Yeniden başlama yöntemleri aşağıdaki gibidir:
- Başlama vuruşu:
- Her iki devreye başlarken ve atılan bir gol sonrası,
- Golü yiyen takım oyuncuları tarafından yapılır.
- Taç atışı:
- Topun tamamının taç çizgisinden dışarı çıktığı yerden,
- Çizgiyi geçmeden önce topa son dokunan oyuncunun rakibi tarafından yapılır.
- Atışı kullanacak oyuncu topu iki eli arasına alır ve ayakları taç çizgisinin üstünde veya gerisinde olmak koşuluyla,
- Başının arkasından ve üstünden topu oyun alanına gönderir.
- Kale vuruşu:
- Topun tamamı, hücum eden takımın bir oyuncusuna dokunduktan
- Sonra kale çizgisini geçtiğinde;
- Rakip takım tarafından kendi kale alanı içerisinden yapılır.
- Kale vuruşu yapılırken topun sabit durması ve diğer takım oyuncularının ceza alanı dışında olması gerekmektedir.
- Topun tamamı, savunma yapan takımın bir oyuncusuna dokunduktan sonra kale çizgisini geçtiğinde;
- Rakip takım tarafından, topun çıktığı noktaya en yakın köşeden yapılır.
- Köşe vuruşu yapılırken topun sabit durması ve diğer takım oyuncularının toptan en az
- 9,15 m (10 yd) uzakta olması gerekmektedir.
- Bir takım oyuncusunun kurallarda belirtilen ihlalleri yapması durumunda,
- Rakip takımın herhangi bir oyuncusu tarafından ihlalin gerçekleştiği yerden kullanılır.
- Rakip takım oyuncuları toptan en az 9,15 m (10 yd) uzakta olmak zorundadır.
- Endirekt serbest vuruş sonucunda topun, kullanan kişi dışında
- Hiçbir oyuncuya temas etmeden gol olması durumunda vuruş, gol değeri kazanmaz.
- Bir takım oyuncusunun kurallarda belirtilen ihlalleri yapması durumunda,
- Rakip takımın herhangi bir oyuncusu tarafından ihlalin gerçekleştiği yerden kullanılır.
- Rakip takım oyuncuları toptan en az 9,15 m (10 yd) uzakta olmak zorundadır.
- Endirekt serbest vuruşun aksine bu tür serbest vuruşlarda direkt olarak gol olabilmektedir.
- Direkt serbest vuruş gerektirecek ihlallerin, savunma yapan takımın ceza alanı içerisinde gerçekleştirilmesi durumunda yapılır.
- Vuruş; ceza alanı içerisinde,
- Kaleden 11 m (12 yd) uzaklıktaki penaltı noktasına konulan topa;
- uruşu kullanacak oyuncu ile savunmadaki kaleci arasında hiçbir oyuncu olmaması koşuluyla gerçekleştirilir.
- İki oyuncu dışındaki diğer
- Tüm oyuncular toptan en az 9,15 m (10 yd) uzakta ve ceza alanı dışında olmak zorundadır.
- Top oyunda iken, yazılı olmayan bir sebepten ötürü oyun hakem tarafından durdurulursa;
- Topun, oyun durdurulduğu anda bulunduğu yerden yapılır. Topun yere değdiği an oyun yeniden başlar.
- Yönetim
- Kurumları
Asya: Asya Futbol Konfederasyonu
(AFC)Futbol ve futsal, plaj futbolu gibi futbolla ilintili sporların
Uluslararası yönetim kurumu
Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğidir (kısaca FIFA).
FIFA merkezi İsviçre'nin en büyük şehri Zürih'te yer alır.
FIFA'ya bağlı olan altı bölgesel konfederasyon vardır:
- Afrika: Afrika Futbol Konfederasyonu (CAF)
- Avrupa: Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA)
- Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler: Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF)
- Okyanusya: Okyanusya Futbol Konfederasyonu (OFC)
- Güney Amerika: Güney Amerika Futbol Konfederasyonu (CONMEBOL)
Bölgesel konfederasyonların dışında, ülke çapındaki futbol organizasyonlarını düzenleyen
Ulusal futbol federasyonları bulunmaktadır.
Günümüzde
FIFA ve bölgesel konfederasyonlara bağlı 209 ulusal futbol federasyonu bulunmaktadır.
FIFA'ya bağlı olmayıp da kıtasal konfederasyonlara bağlı olan ulusal federasyonlar olduğu gibi,
FIFA veya kıtasal konfederasyonla ile herhangi bir bağı olmayan federasyonlar da bulunmaktadır.
Yarışmalar
Uluslararası
Her kıtasal konfederasyon, kendisine bağlı takımların katılabildiği turnuvaları organize etmektedir.
1916'da Copa América (CONMEBOL),
1956'da AFC Asya Kupası (AFC),
1957'de Afrika Uluslar Kupası (CAF),
1960'ta Avrupa Futbol Şampiyonası (UEFA),
1991'de CONCACAF Altın Kupa (CONCACAF) ve son olarak
1996'da OFC Uluslar Kupası (OFC) organize edilmeye başlamıştır.
Bu turnuvaları kazanan altı takım, son Dünya Kupası şampiyonu ve organizasyona ev sahipliği yapan takımlar,
FIFA tarafından organize edilen
Konfederasyonlar Kupası'nda karşı karşıya gelir.
Millî takımların katılımıyla uluslararası çapta düzenlenen en büyük futbol yarışması,
FIFA tarafından dört yılda bir organize edilen Dünya Kupası'dır.
Kıtasal konfederasyonlar tarafından düzenlenen ve dünyanın
er yerinden 200'ün üzerinde takımın katıldığı elemeler sonrasında
23 takım finallere katılmaya hak kazanmaktadır.
Futbol, 1900 Yaz Olimpiyatları'ndan itibaren -
1932 Yaz Olimpiyatları dışında-
Yaz Olimpiyatları programında yer almaktadır.
Dünya Kupası'nın ortaya çıkmasından önce
Olimpiyatlar, futbol açısından Dünya Kupası ile aynı statüdeydi.
Önceleri amatör futbolcuların katılabildiği organizasyona,
1984 Yaz Olimpiyatları'ndan itibaren profesyonel futbolcuların da katılmasına izin verildi.
1992 Yaz Olimpiyatları'ndan itibaren yalnızca 23 yaş altı futbolcuların oynamasına izin verilirken
1996 Yaz Olimpiyatları ile birlikte takımların kadrolarında 23 yaşın üzerinde 3 futbolcunun yer almasına izin verilmeye başlandı.
Millî takımların dışında kıtasal konfederasyonların her biri,
Yıllık olarak kulüp takımlarının katıldığı uluslararası turnuvalar düzenlenmektedir.
UEFA Şampiyonlar Ligi (UEFA),
Copa Libertadores (CONMEBOL),
CONCACAF Şampiyonlar Ligi (CONCACAF),
CAF Şampiyonlar Ligi (CAF),
AFC Şampiyonlar Ligi (AFC)
Ve
OFC Şampiyonlar Ligi (OFC)
Bu organizasyonların en üst seviyeleridir.
Kıtasal konfederasyonların bazıları, bir alt seviyede de turnuvalar organize eder.
UEFA Avrupa Ligi (UEFA),
CAF Konfederasyon Kupası (CAF)
AFC Kupası (AFC)
Ve Copa Sudamericana (CONCACAF)
ikinci seviye uluslararası kulüp turnuvalarıdır.
Birinci seviyedeki turnuvaları kazanan takımlar,
FIFA Kulüpler Dünya Kupası'nda karşı karşıya gelir.
Ulusal
Çoğu ülkede futbol liglerinin yanında,
Ulusal çapta çeşitli futbol turnuvaları da düzenlenmektedir.
Bu kupalar arasında ülkenin farklı liglerinde mücadele eden takımların katılabildiği
Ulusal kupalar ile sadece belli bir ligde mücadele eden takımların yer aldığı lig kupası bulunur.
Yine bazı ülkelerde,
Ulusal çaptaki bu organizasyonlarda belli bir derece kazanan
Takımlar arasında gerçekleştirilen tek veya çok maçlık etkinlikler de düzenlenmektedir.
Her bir ülkedeki futbol yarışmaları, o ülkelerin futbolundan sorumlu kurumlar tarafından düzenlenmektedir.
Genel olarak ülkelerdeki lig sistemleri kümelere ayrılmış durumdadır.
Takımlar, aynı kümedeki diğer takımlarla maçlar yapar ve topladıkları puanlar baz alınarak oluşturulan puan tablosunda belli bir sırada yer alır.
Çoğu ligde bir takım, liginde bulunan diğer takımlarla ikişer maç yapar.
Sezon sonunda ligi birinci sırada bitiren takım şampiyon olurken
Liglere göre farklılık göstererek son sıra veya sıralarda bitiren takımlar bir alt lige düşer.
Ülkenin en üst seviye ligi olmayan liglerde ise,
Yine liglere göre farklılık göstererek en üst sırada yer alan bir ya da birkaç takım, ertesi sezon için bir üst ligde oynamaya hak kazanır.
Bazı liglerde normal sezonun tamamlanmasının ardından
Şampiyon olan veya bir üst lige yükselecek takımların belirlenmesi için
Playoff ve bir alt lige düşecek takımların belirlenmesi için play out maçları oynanır.
Öte yandan başta
Latin Amerika olmak üzere
Amerika kıtasındaki bazı liglerde sezon
Apertura ve Clausura (İspanyolcada "açılış" ve "kapanış" anlamlarına gelir)
Olmak üzere iki bölüme ayrılır ve bu sistemin uygulandığı bazı liglerde her bir bölüm için farklı şampiyonlar çıkar.
Ülkelerin en üst seviye ligini belli sıralarda tamamlayan takımlar ile ulusal kupa organizasyonlarında şampiyon olan takımlar,
Bazı uluslararası kulüp yarışmalarında mücadele etmeye hak kazanmaktadır.
Kadın futbolu
Kadınlar arasındaki ilk futbol maçının 1895 yılında, Kuzey Londra'da oynandığı bilinmektedir.
I. Dünya Savaşı sırasında, erkekler savaşta iken fabrikalarda işçi olarak çalışan kadınlar arasında futbol maçları oynanmaktaydı.
Ağustos 1917'de The Munitionettes' Cup olarak tanınan Tyne Wear & Tees Alfred Wood Munition Girls Cup resmî adına
Sahip bir futbol turnuvası başlatıldı ve iki sezon boyunca bu turnuva düzenlendi.
1920 yılında Dick, Kerr's Ladies FC ile bir Fransız takımı arasında oynanan maç,
Uluslararası anlamda oynanan ilk kadın futbol maçı olarak tarihe geçti.
Ancak 5 Aralık 1921'de Futbol Birliği,
Futbolun kadınlara göre bir spor olmadığı gerekçesiyle kendisine bağlı sahalarda kadınlar tarafından futbol oynanmasını yasakladı.
10 Aralık 1921 günü 30 kadar kadın futbol takımının katılımıyla gerçekleştirilen toplantı sonucunda,
Bağımsız bir Bayanlar Futbol Birliği (Ladies' Football Association) kurulması kararı çıktı.
Ertesi yıl, bu kurum tarafından ilk futbol turnuvası gerçekleştirildi.
1969'a gelindiğinde, Futbol Federasyonu'na bağlı olarak Kadınlar
Futbol Birliği (Women's Football Association) kuruldu.
1970-71 sezonunda ilk resmî kadın futbolu turnuvası olan FA Women's Cup'ı düzelendi.
1969 yılında Avrupa Şampiyonası,
1970 yılında ise Dünya Kupası gayrıresmî olarak ilk kez düzenlendi.
1975'te AFC Kadınlar Asya Kupası,
1983'te OFC Kadınlar Uluslar Kupası,
1984'te Avrupa Turnuvası'nda Temsil Edilen Kadın Takımları Şampiyonu adıyla ilk resmî Avrupa şampiyonası,
1991'de ilk resmî FIFA Kadınlar Dünya Kupası,
CONCACAF Kadınlar Şampiyonası ve Kadınlar Afrika Uluslar Kupası düzenlendi.
Kadın futbolu,
İlk kez 1996 Yaz Olimpiyatları programında yer aldı.
Türevleri
Ve
Günlük oynanış
Futbol, bir top ve iki kalenin olduğu yeterli büyüklükteki bir alanda,
Günlük hayatta da oynanan bir spordur.
Sokak futbolu adıyla anılan bu etkinliklerde bazı kurallar yok sayılır veya oyuncular tarafından belirlenir.
Futboldan türetilen ve kuralları değişiklik gösteren çeşitli sporlar da vardır.
Kapalı bir salonda oynanan futsal,
Kumda oynanan plaj futbolu,
Üstü kapalı veya açık sentetik çimli sahalarda oynanan halı saha futbolu,
Uluslararası bazda organizasyonların da düzenlendiği futbol türevleridir.
Engelli kişiler için paralimpik futbol, ampute futbol ile akülü tekerlekli sandalye futbolu varyasyonları bulunur.
Bunların yanında, uluslararası çapta bir kuruluşu ve büyük bir etkinliği olmayan ve futboldan türetilen sporlar da bulunmaktadır.
Diğer yandan buz üzerinde oynanan bir hokey türevi olan bandy,
Kuralları bakımından futboldan da izler taşır ve "kış futbolu" takma adıyla da anılır.[
Modern futbolun geldiği noktayı analiz edebilmek için futbolun tarihsel gelişimini anlatmaya başladığımız geçen haftaki yazıda,
Antik Yunan'da, ellerin de kullanıldığı
"çok sert ve vahşi"
Bir oyun olan
"Harpaston"un,
Roma İmparatorluğu zamanında topa ayakla vurmanın da eklenerek
"Harpastum"
Adını almasından sonraki süreci anlatmıştık.
Bu yazıda da 20. yüzyılda modern futbolun ortaya çıkışından
UEFA'nın kuruluşuna kadar geçen sürenin gelişimini inceleyeceğiz.
8 Eylül 1888'de 12 takımın katılımıyla
İngiltere'de başlama vuruşu yapılan dünyanın
İlk futbol liginin şampiyonu, 18 galibiyet, 4 beraberlikle namağlup olarak en yakın rakibine
11 puan fark atmayı başaran Preston North End oluyordu.
Aynı yıl İngiliz Futbol Federasyonu (FA) Kupası'nı da kazanan ve 1889-90 sezonunda da şampiyon olan
Preston'un başarısının arkasında yatan neden, yöneticilerinin
İngiltere, İskoçya ve Galler'in en iyi atletlerini gerek yüksek ücretler ödeyerek gerekse
Futbol dışında iyi maaş veren işler bularak kadrolarına dahil etme becerisini
Diğer kulüplerden önce gösterebilmiş olmalarıydı.
Ayakla oynanılan top oyunlarının MÖ 3000'li Asya Hun Devleti'ne kadar ulaştığı bilinmektedir.
Ayrıca Hunların oynadığı bu oyunu Çinliler görerek daha da geliştirmiş ve Cuju adlı oyunu çıkarmıştır.
Yani ilk futbol oyunu Asya'da ve Hunlar ve Çinliler çıkarmıştır.
Mısır'da mezarlardaki duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürlerine rastlanmıştır.
Hattâ bu zamandan kalma 7,5 cm çapında deri veya ketenden yapılmış toplar,
2500 yıl önceden günümüze kadar ulaşmıştır ve kimi müzelerde sergilenmektedir.
Homeros da Odysseia'da top oyunlarından bahseder.
MÖ 2500 yıllarında da Çin'de yere dikilmiş iki mızrak arasından bir topu tekmelemek suretiyle geçirmeye çalışarak talim yapıldığı bilinmektedir.
Orta Asya Türkleri'nin de kız ve erkeklerden kurulu karma takımlarla,
Topa elle dokunmadan, sadece ayak ve kafa ile vurularak rakip kaleden içeri atmaya çalışarak
Bir oyun oynadıklari kaynaklarda yer alıyor.
İçlerinde Kaşgarlı Mahmut'un da bulundugu pek çok tarihçinin kitaplarında da
Türklerin oynadığı
"Tepük"
İisimli bir oyundan bahsedilir.
Bu oyunun söylenen kuralları günümüz futboluna oldukça benzer.
Elle oynamak yasaktır,
Faullü hareketler tespit edilmiştir,
Top oyun alanının dışına çıkamaz.
Günümüz modern futbolunun temeli ise
Romalı askerler arasında oynanan
“harpastum”
Adlı oyundur. Futbolun Avrupa’daki tarihi ise büyük bir tartışma konusudur.
Fransızlar,
İngilizler
Ve
İtalyanlar
Futbolun ilk defa kendi ülkelerinden diğer ülkelere yayıldığını iddia etmektedirler.
Lakin futbol tarih boyunca hemen hemen bütün medeniyetlerde benzer biçimlerde
Boy göstermiş olsa da bugünkü haline en yakın şeklini 19. yüzyılda İngiltere'de almıştır.
Mete İkiz- 12 Mayıs 2010 Günümüz futbolunda gelinen noktayı doğru analiz edebilmek için,
Futbolun tarihsel gelişimini ve hangi koşullar altında ne şekilde bir endüstri haline geldiğini iyi bilmek gereklidir.
Mucidi oldukları modern futbolun tarihi kendi futbol tarihleri ile birlikte anılan
İngilizler, yüzyıllardır oynadıkları bu güzel oyunu,
Toplumlarının gelişimi üzerinde önemli bir etkisi bulunan
19. Yüzyılın 2. yarısından itibaren ulusal sporları olarak sistematik bir şekilde aşama aşama geliştirerek,
Dünyaya ihraç ettikleri büyük bir sektör haline getirdiler.
Topa benzeyen bir şeklin peşinden koşan insanların ilk mevcudiyeti
M.Ö. 2000’li yıllarda Çin’deki Han Hanedanı zamanına kadar gitse de, M.Ö. 600’lü yıllarda topla oynanan ilk oyunun antik
Yunan literatüründe
“çok sert ve vahşi” olarak refere edilen bir oyun olan “Harpaston” olduğuna inanılmakta.
Eski Yunanca’da “El Topu” anlamına gelen ve bu açıdan günümüzde
Hentbol, Rugby ve Amerikan Futbolu’nun atası olarak kabul edilen
Harpaston’un basit tek bir kuralı vardı:
Bir oyuncu gol çizgisini top elinde olarak geçerse veya gol çizgisi üzerinden geçecek şekilde bir takım arkadaşına pas atarsa,
Puan alırdı, diğer takımın amacı ise “ne şekilde olursa olsun” karşı takımı engellemekti.
Romalılar, oyunun kurallarına topa ayakla vurmayı da ekleyerek, oyuna
“Harpastum”
Adını verdiler ve Julius Sezar zamanında bu görsel açıdan
Bir çeşit kavga benzeri vahşi oyunu ileride modern futbolun beşiği olacak İngiltere’ye getirdiler.
Futbolun mucitleri
Harpastum’un kitleleri peşinde sürükleyen popüler bir oyun haline gelerek
“Football” adını alması ise
Ortaçağ’da yeni vatanı İngiltere’de oldu.
Domuz derisinden yapılan oval şeklinde bir topun peşinde koşuşturan insanlar hakkında
İngiltere’deki ilk resmi kayıt 1170 yılına kadar gitmekte.
14. Yüzyılın başında İskoçya’yı fethetmeye çalışan
II. Edward İngiliz gençlerinin topun peşinden koşmaya gösterdiği ilginin orduya kayıt olmaya olumsuz olarak etki yapacağını düşünerek
1314’de ülkede ilk kez olarak bu oyunun oynanmasını yasakladı.
Bu ilk yasağı ise 1331’de III. Edward, 1388’de ise IV. Henry’nin yasakları takip etti ve 1409’da
İngiliz diline kelime olarak ilk kez giren “Football”u icra ederken “yakalananlar”,
20 Pens ödeyerek 6 gün hapis yatmakla cezalandırılmaya başlandılar.
IV. Edward, V., VI., VII. ve VIII. Henry tarafından da
“Babadan Oğula”
Geçerek üst üste uygulanan futbol yasakları, halkın bu heyecan verici aktiviteye gösterdiği yoğun ilgi nedeniyle,
Bir türlü efektif olarak uygulanamadı.
Uzun yıllar süren din savaşlarının ülke üzerindeki ağır tahribatına düzeni yeniden sağlayarak son veren
Oliver Cromwell’in zamanında ise ağır cezalar nedeniyle,
At yarışı,
Horoz döğüşü
Ve
Güreş
Gibi
Dönemin diğer popüler sporlarıyla birlikte futbol da,
İngiliz toprakları üzerinde kısa bir duraklama dönemine girdiyse de,
1660’da Cromwell’in ölümünden sonra yavaş yavaş yeniden İngilizlerin günlük yaşamları içerisindeki yerini aldı.
Cambridge Kuralları
Uzun yıllar yoğun yasak ve cezalara rağmen kuralları ve standartları olmadan,
Amaçsızca topun peşinde koşan kitlelerin aktivitesi olan futbol,
Odönemde sık kullanılan diğer bir ismiyle
“Mob Football” (Ayaktakımı Futbolu), 19. Yüzyılın 2. Yarısından itibaren,
Eton, Westminster, Harrow, Shrewsbury, Winchester ve Charterhouse gibi önde gelen İngiliz okullarının takımla
r kurarak organize bir şekilde birbirlerine karşı oynama isteklerinin ortaya çıkışıyla birlikte,
Evrim geçirerek kuralları tanımlanan bir oyun seti haline bürünmeye başladı.
Her okulun kendine has olarak oluşturmuş olduğu kurallar, birleştirici bir kodun mevcut olmaması nedeniyle,
Takımlar arasındaki maçlarda rekabete izin vermeyen bir kaos ortamına sebebiyet verdiğinde,
Futbol takımı olan okulların temsilcileri
Cambridge Üniversitesi’nde 1848’de biraraya gelerek adına
“Cambrigde Kuralları”
Denilen futbolun ilk kural seti üzerinde anlaşmaya vardılar.
Artık oyuncular topa sadece ayaklarıyla vurabilecekler,
Sadece kaleciler topu elle tutabilecek ve aynı takımdan olan oyuncular aynı renkde formalar giyeceklerdi.
İlk futbol kulübü Sheffield
Futbolun kuralları standardize olmaya başlarken,
Futbol kulüpleri de tarih sahnesindeki yerlerini almaya başlıyor.
Dünyanın ilk futbol külübü olarak
1857’de kurulan Sheffield FC’yi,
1862’ye kadar Sheffield Bölgesinde kurulan
15 takım takip ediyor ve bu kulüpler Sheffield FC’ın oluşturduğu kurallara bağlı olarak
Sheffield Birliği adı altında aralarında maçlar yapmaya başlıyorlardı.
1862’deCambridge Kuralları revize ediliyor ve birçok okul takımı bu yeni kurallara uymayı kabul etmiyordu.
Futbolu, diğerlerine göre daha büyük ölçülere sahip bir kalede oynayan
Rutland Bölgesindeki Uppingham Koleji’nin öğretmenlerinden
John Charles Thring, 10 Maddeden oluşan kurallarını 1862’de
“En Basit Oyun”
Adı altında yayınlıyor, tekme atarak sadece topa vurulabilir gibi şiddet içermeyen,
Oyunu bütünleyici kurallar okullardan geniş kabul görüyordu.
İlk futbol federasyonu
Art arda birçok futbol takımının kurulmasıyla yokluğu hissedilir
Hale gelen düzenleyici ve idari bir organın ortaya çıkışı ise,
Modern futbolun kurallarının ana bir çatı altında standardize edilmesi amacıyla
“Football Association”ın (FA, İngiltere Futbol Federasyonu) kurulmasıyla olacaktı.
Modern futbolun kodlarını oluşturmak için
1863 Ekim’inde Londra’da yapılan
FA’nın ilk toplantısına katılan Kulüpler olarak
Barnes, Blackheath, Perceval House,
Kensington School, the War Office,
Crystal Palace, Forest, the Crusaders,
Charterhouse ve No Names of Kilburn
Tarihe geçiyorlardı. İlk toplantıda,
1858 yılında Barnes Futbol Kulübü'nü kuran
Avukat Ebenezer Cobb Morley,
FA’nın ilk sekreteri olarak seçiliyor ve Kasım ayında yapılan 2. toplantıda,
Morley 23 Maddeden oluşan bir kural seti taslağını katılımcılara sunuyordu.
Bu kurallar seti aslında o tarihe kadar okullar, üniversiteler ve kulüplerde oynanan futbol oyununun kendilerine has kurallarının bir birleşimiydi.
Katılımcılar arasında yaşanan yoğun tartışmalar sonucunda, FA,
8 Aralık 1863’de, bundan sonra ülke genelinde tüm futbol takımları açısından bağlayıcı hale gelecek olan
“Futbolun Kurallarını” yayınladı.
Oyunun kurallarının ilk defa olarak genel ve bağlayıcı bir standart şekline gelmesinden sonra,
Topun elle tutulmasının oyunun gelişimi açısından gerekli olduğunu
Düşünen takımlarla önemli bir yol ayrımına gidiliyor ve sert mücadelenin
Yol açtığı seyir zevki yüksek oyunun “sıkıcı bir şekilde” sadece ayakla oynanmasına karşı çıkan isyancılar,
Kendi oyunlarının kurallarını oluşturarak kurdukları
“Rugby Union”
İle yeni bir spor dalını o tarihdeki Avustralya, Yeni Zelanda gibi sömürgelerine hızla yayılmak üzere İngiltere’ye armağan ediyorlardı.
Kurallar yeniden yazılıyor
FA’nın 1863’de yayınlanan ilk kurallar seti
13 Maddeden oluşuyor ve ilk defa
Futbol sahasının maksimum uzunluğu 200 yard (183 mt.),
Genişliği 100 yard (91,5 mt.),
Direkler arasındaki mesafe ise 8 yard (7,3 mt.) olarak belirleniyordu.
Ayrıca oyuna başlayacak takımı belirlemek için
Yazı tura atılması,
Santra noktası,
Başlama vuruşu,
Golün ne şekilde geçerlilik kazanacağı,
Frikik ve takımların formayla maça çıkması gibi
Modern futbolun alfabesi sayılacak kavramlar
İlk defa futbol literatürüne giriyordu.
1870’de takımlar kalecinin de eklenmesiyle birlikte 11’er kişiden oluşmaya başlıyor,
1871’de ise hakemler oyuna ilk defa dahil olarak
FA kurallarının saha içerisindeki uygulayıcıları konumuna geliyorlardı.
1872’de oyunun kuralları
FA tarafından yeniden yazılıyor ve kaleci ile diğer oyuncular arasındaki görev tanımları netleşerek,
Kaleciler kalelerini korumak üzere ellerini de kullanmaya başlıyorlardı.
İlk Futbol Turnuvası
FA, 1872’de dünyanın ilk eleme usülü düzenlenen turnuvası olan
“FA Cup”ı (FA Kupası) organize ediyor ve
Wanderers,
Royal Engineers,
Hitchin,
Queens Park,
Barnes,
Civil Service,
Crystal Palace,
Hampstead Heathens,
Great Marlow,
Upton Park,
Maidenhead
Ve
Clapham Rovers olmak üzere
12 futbol kulübü turnuvaya katılıyordu.
Her katılan kulübün İngilizlerin 21 şilin kıymetindeki eski altın parası olan
1 Gine ödemek zorunda olduğu Londra’da düzenlenen tarihin ilk FA Kupasına,
Nottingham ve Sheffield gibi uzak
Bölgelerin kulüpleri seyahat masraflarının yüksekliği nedeniyle katılamıyorlar ve ilk
FA Kupasını kaldırmak finalde Royal Engineers’i 1-0 yenen Wanderers’a nasip oluyordu.
Futbol sınırları aşıyor
Düzenleyici organ olarak FA’nın kurulmasıyla,
Kuralları öncelikle okul ve kulüp takımları tarafından genel kabul görecek şekilde standardize olan b
Bu hareketli ve ilgi çekici oyunun, az bir ekipmanla ucuz bir şekilde neredeyse h
Her yer ve hava koşulunda her yaşdan insan tarafından rahatlıkla oynanabilmesi ön planda,
1840’lardan itibaren hızla gelişen demiryollarının, halk kitlelerinin düşük maliyetle
İngiltere içerisinde seyahat etmelerini sağlaması ise geri planda, futbolun önlenemez yükselişinde önemli pay sahibi olan gerçeklerdi.
Demiryollarının getirdiği seyahat rahatlığının etkisiyle futbol,
İngiltere’nin sınırlarını aşıyor, başta
Birleşik Krallığı oluşturan
İskoçya,
İrlanda,
Galler
Olmak üzere İngiliz denizcilerinin de katkısıyla
Fransa,
İspanya,
İtalya
Ve
Almanya
Üzerinden tüm
Avrupa’ya ve o tarihlerde yüksek sayıda İngilizin yaşadığı kolonileri
Avustralya ile Kanada ve Güney Amerika kıtasında demiryollarını inşa ettikleri
Arjantin ile Brezilya’dan dünyanın dört bir köşesine hızla yayılıyordu.
Uluslararası arenaya hızlı bir giriş yapan ve
Brezilya’da hemen “güzel oyun” olarak anılmaya başlayan futbol,
Kısa zamanda uluslararası müsabakalara da sahne olmaya başlıyor ve dünyanın ilk milli futbol maçı,
Futbol topunun boyutunun
FA tarafından standardize olduğu yıl olan
1872’de, İskoçya’daki Quenns Park’da,
İskoçya - İngiltere arasında oynanıyor ve golsüz sona eriyordu.
1873’de kurulan İskoçya Futbol Federasyonunu,
1876’da Galler Futbol Federasyonu takip ediyordu.
Futbolun çağı başlıyor
FA Kupası futbol oyununu tüm İngiltere’de inanılmaz bir hızla popüler hale getiriyor,
Futbol milli spor olarak tanınarak geniş kitleler tarafından büyük bir tutkuyla oynanmaya ve heyecanla takip edilmeye başlanıyordu.
FA’nın kurulduğu 1863’den,
1872’deki FA Kupasına kadar, sadece
15 futbol kulübü üye olarak
FA Kurallarına bağlı bir şekilde futbol oyununu icra ederken,
26 üyeden oluşan Sheffield Birliği ile, tamamen bağımsız diğer futbol takımları
Oyunu kendi kurallarına göre oynamaya devam ediyorlardı.
Tarihdeki ilk organize futbol turnuvası olan
FA Kupasının başarısının dayanılmaz cazibesi,
Sheffield Birliği’nin 1877’de FA’ya katılmasına neden oluyor,
Bunu diğer bağımsız futbol takımlarının art arda katılımları izliyor ve 1881’e gelindiğinde
FA üyelerinin sayısı
128’i buluyordu.
128 üyenin 80’i Güney,
41’i Kuzey İngiltere’de,
6’sı İskoçya’da,
1’i ise
Avustralya’da kurulu futbol kulüplerinden oluşuyordu. (Pie Chart: FA Üyeleri, 1881)
Bu arada FA oyuna yeni kuralları adapte ederek futbolu geliştirmeye devam ediyor,
1877’de futbol maçları
90 dakika ile sınırlandırılıyor.
1878’de hakemler düdük kullanmaya başlıyor,
1882’de tüm kulüpler maçlarda üst direk,
Kısa bir süre sonra ise direkler arasında file kullanmak zorunda kalıyorlardı.
İlk takım Blackburn Rovers
30 yıl gibi kısa bir süre içerisinde peşi sıra birbirini takip eden tüm bu hızlı gelişmeler,
Futbolu ayrı bir kulvara sokuyor ve
Preston North End ile Upton Park arasında
1884 Ocak ayında oynanan FA Kupası maçından sonra,
Upton Park takımı Preston’ın kadrosunun, oyunu zevk almak için oynayan amatörlerden ziyade
Futbol oynamak karşılığında para alan profesyonel oyunculardan oluştuğunu iddia ederek,
Preston’un kurallara aykırı hareket ettiği savıyla FA’ya başvuruda bulunuyordu.
Preston yöneticileri takımdaki oyuncuların hizmetleri karşılığında para aldıklarını kabul ediyor,
Fakat bu durumun futbol müsabakalarında genel bir uygulama olduğunu söyleyerek,
Kuralları ihlal etmediğini savunuyordu.
FA ilk defa gündeme gelen profesyonellik olgusunun mevcut futbol standartlarına
Uymadığına hükmediyor ve Preston’u turnuvadan ihraç ediyordu.
Aston Villa ve Sunderland gibi oyuncularına para ödeyen diğer takımları yanına alan
Preston, Ekim 1884’de, FA’yı Federasyondan ayrılarak yeni bir oluşum yaratmakla tehdit ediyor, bu karşılık
FA, Preston yöneticilerininde aralarında bulunduğu bir alt komiteyi bu hassas konuyu incelemekle görevlendiriyordu.
Yapılan değerlendirme neticesinde,
FA, “belli kısıtlamalar” eşliğinde profesyonelliğin futbol takımları nezdinde yasal hale gelmesini futbolun
“yüksek menfaatleri”
Açısından faydalı bulduğunu
Temmuz 1885’de ilan ediyor, belli kısıtlamalar ise kulüplerin
Sadece faaliyette bulundukları yer veya bu yerin 6 mil çapında
Bulunan bölgede en az 2 yıldır yaşayan oyunculara para ödeyebilmeleri hususu oluyordu.
Futbol kulüpleri nezdinde oyunculara para ödenerek profesyonellik kavramının yasallaşması üzerine,
Hızlı davranan
Blackburn Rovers kendini ivedilikle profesyonel bir futbol kulübü olarak
FA’da tescil ettiriyor ve 1885-86 sezonundaki futbol takımı oyuncularına ödediği
615 Poundluk ücretle, profesyonel futbolun ilk kulüp temsilcisi oluyordu.
İlk
Futbol Ligi
Kuruluyor
Oyunculara para ödenmesi, o dönemde sayıları limitli olan iyi oyuncuları
Kulüplerin kadrolarına almak için ciddi bir rekabet oluşturuyor ve Kulüplerin giderlerini
Önemli oranda yükselten bu ani maliyet artışı,
Maçların kalabalık bir seyirci kitlesi önünde her hafta sonu organize bir şekilde oynanmasını bir zorunluluk haline getiriyordu
.
Aston Villa,
Derby County,
Notts County,
Stoke,
West Bromwich Albion,
Wolverhampton Wanderers,
Accrington,
Blackburn Rovers,
Bolton Wanderers,
Burnley, Everton
İle
Preston North End,
Gelirlerini artırmanın yollarını tespit etmek üzere
Nisan 1888’de biraraya geliyorlar ve farklı alternatiflerin masaya yatırıldığı toplantılar
Neticesinde bu birliktelikden Eylül 1888’de,
Dünyanın ilk futbol liginin kurulması kararı çıkıyordu.
Bundan sonra, Futbol Ligini oluşturan
12 takımdan her birinin, biri kendi, diğeri ise rakip sahada yapacağı maçlar devreli bir lig içerisinde haftasonları oynanacaktı.
Halkın oyunu kapalı gişe
İngiliz işçi sınıfı, saat 15:00’de başlayan lig maçları vasıtasıyla,
1750’lerde başlayan
Sanayi Devrimi'nden bu yana ilk defa olmak üzere,
Cumartesi öğleden sonralarını ucuz ve eğlendirici bir şekilde değerlendirmek
Üzere aradıkları vazgeçilmez bir aktiviteye kavuşacak ve toplumun yeniden yapılanmasına
Ön ayak olacak bu haftasonu aktivitesi,
20. Yüzyılda yavaş yavaş gelişerek önemli bir endüstri halini alacaktı.
700 yıla yakın kuralsız ve “kaçak” olarak oynanmasına rağmen gönüllerde taht kuran futbol,
Kitleler arasında “yeni bir din” gibi hızla yayılıyor ve
“Halkın Oyunu”
Tüm ihtişamıyla bundan sonra kapalı gişe oynamak üzere artık dünya sahnesine çıkıyordu.
İlk lig şampiyonluğunu namağlup kazanan Preston North End (1888-89 sezonu)
Preston'un taktiğini çözen ve daha yüksek bütçelere sahip olan
Derby County, Everton, Sunderland ve Aston Villa gibi futbol kulüpleri
Preston'un kadrosundaki futbolcuları takip eden yıllarda transfer edecekler ve Preston bundan sonra lig şampiyonluğunu bir daha kazanamayacaktı.
1891-92 sezonunda İngiliz Futbol Ligi, 14 takıma çıkıyor, artık oyunun sahadaki tek hâkimi haline gelen
Hakemlere yardımcı olmak üzere yan hakemler oyuna dahil oluyor ve ceza sahasında yapılan
Kusurlu hareketlere ceza olarak penaltı kavramı doğuyordu.
Bununla birlikte hakemleri kandırmaya yönelik hileler de ilk defa yeşil sahalardaki yerini alıyordu.
1892-93 sezonunda lig sayısı 2'ye çıkıyor,
Orijinal lig Division
1 (1. Lig) olarak adlandırılarak takım sayısı 16'ya çıkarken klasman olarak altında kurulan lig Division
2 (2. Lig) adıyla 12 takımla oynanmaya başlanıyordu.
1893-94 sezonunda 2. Lig 15 takıma çıkarılıyor ve takip eden yıllarda dünyada kitleleri peşlerinden sürükleyecek
Arsenal, Liverpool ve Newcastle United gibi kulüpler ilk defa liglerde yer almaya başlıyorlardı.
1898-99 sezonunda ise her iki lig de 18'er takıma çıkıyor ve 2 lig arasında küme düşme ve çıkma karara bağlanarak,
2. ligin ilk 2 takımı, bir sonraki sezon
1. ligin son 2 takımının yerini alıyorlardı.
İngiliz Futbol Ligi'nin kurulduğu
1888 yılından
1899'a kadar geçen süre içerisinde,
5 kere şampiyon olan
Aston Villa, ligin ilk yıllarının en başarılı takımı olarak dikkat çekiyor,
1900-1901 sezonunu ise Division 1'in sona ererek yerini Premier Lig'e bırakacağı
1991-92 sezonuna kadar bu unvana toplam 18 kere sahip olarak rekor kıracak
Liverpool futbol takımı ilk defa şampiyon olarak bitiriyordu.
Demiryolları ve taraftarlar
1890'ların başında kalifiye bir işçinin eline haftada
2 Pound'dan az geçerken bir futbol ligi maçını seyretmenin maliyeti
6 İngiliz Kuruşu (Penny), alternatif eğlence şekilleri olan sinema veya tiyatroya gitmenin bedeli ise sadece
3 Penny idi.
Futbol ligi yöneticilerinin, bu heyecan verici hareketli oyuna yönlenen kitlelerin
Yoğun ilgisi neticesinde maçlara gelmek isteyen kalabalıklardan
Alt gelir seviyesine sahip olanların maçlara girişinin zorlaşması açısından,
Bilet ücretini bilerek pahalı tutmaları ve yüksek seyahat
Masrafları nedeniyle maçları takip edenler orta sınıfı temsil eden
Kalifiye işgücü arasından çıkmakta ve maçları ortalama 3 bin kişi seyretmekteydi.
Demiryollarının tüm ülkeye yayılmasıyla şehirlerarası seyahat etme
Maliyetleri ucuzlayacak ve tuttuğu futbol takımının hafta sonu maçlarını sürekli takip eden
"futbol taraftarları"
Olgusu ortaya çıkacaktı.
1901'de Tottenham Hotspur ile Sheffield United arasında oynanan
FA Kupası'nı seyirci rekoru kırılarak 114 bin kişi izleyecekti.
1905'te kurulan Chelsea, Fulham Broadway tren istasyonuna olan yakınlığı nedeniyle
Stamford Bridge'i stadı olarak belirliyor,
Tottenham Hotspur'un stadı ise White Hart Lane tren istasyonuna olan yakınlığı sayesinde her maçını on binlerce kişiye oynuyordu.
Trenlerin halk tarafından kullanımının artışıyla birlikte,
Manchester United tren istasyonuna yakın olan Old Trafford Stadı'na, Arsenal ise Highbury Stadı'na taşınıyorlardı.
Futbol
Dünyaya yayılıyor
İlk Futbol Ligi'nin etkisi, o dönemde
İngiliz İmparatorluğu'nun dünyaya egemen olan gücünün de kapsama alanıyla İngiltere'den diğer bölgelere dalga dalga yayılıyor,
1889 yılında İngiltere dışında ilk futbol ligi Danimarka'da oynanmaya başlanıyor, bunu
1892'de Arjantin ligi takip ediyordu. 1893'te İtalya'nın ilk futbol kulübü Cenova, 1898'de ise İspanya'nın ilk futbol kulübü
Athletico Bilbao kurulacak ve bu oluşumu
Avrupa'nın önde gelen ülkeleri olan Fransa, Almanya, İspanya, Hollanda ve Belçika'da art arda kurulan onlarca kulüp büyük bir heyecanla takip edecekti.
Futbol takımlarının kuruluşu, ülkelerin futbol federasyonlarının da kurulmasına ön ayak olacak,
1889 yılında kurulan Hollanda ve Danimarka federasyonlarını, sırasıyla
1891'de Yeni Zelanda,
1893'te Arjantin,
1895'te Şili
, İsviçre ve Belçika,
1898'de İtalya,
1900'de Almanya ve Uruguay ve
1901'de Macaristan izleyeceklerdi.
Futbolun ülkelere hızla yayılmasıyla birlikte,
Futbol takımlarının kurulmasıyla uluslararası maçlar da oynanmaya başlıyor,
"milli takımlar"
Ortaya çıkıyordu.
Birleşik Krallık'ı oluşturan ülkeler
İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler arasında
1884'te dünyanın ilk uluslararası futbol turnuvası
"Home Championship" (Vatan Şampiyonluğu)
Adı altında düzenlenecek ve bu turnuva 1984'e kadar tam 100 yıl varlığını sürdürecekti.
Avrupa'da olduğu gibi futbol dünyada da hızla gelişmeye başlıyor ve
Avrupa dışında kayıtlara geçen ilk futbol maçı
1867'de ülkedeki demiryollarını inşa eden İngiliz işçilerinin katılımıyla
Arjantin'de oynanıyordu. Günümüzde ön plana çıkan birçok futbol kulübünün geçmişine bakıldığında,
İngiliz vatandaşlarının kuruluşlarındaki etkileri görülmektedir.
Bunun en güzel örneği ise Brezilya'daki Corinthians FC'dir.
Kökeni Londralı amatör bir futbol takımı olan Corintians'ın oyuncuları,
İngiliz Futbol Ligi ve FA Kupası'na dahil olmaktansa,
Amatör Futbol Federasyonu'na üye olmayı tercih etmişler ve dünyayı dolaşmaya karar vererek,
Brezilya'nın Sao Paulo kentindeki bir grubu etkilemeyi başarmışlardı.
Bu güzel oyuna hemen âşık olan küçük ama tutkulu grup,
1910'da kendilerine "Corinthians Paulista Spor Kulübü" adını verecekler ve yıllar içerisinde
Güney Amerika'nın ve dünyanın en önemli kulüplerinden biri haline geleceklerdi.
İlk olimpiyatlar da İzmirli
İlk kez 1896'da Atina'da düzenlenen olimpiyat oyunlarında
Futbol oyunu milli takımlar bazında halen emekleme döneminde
Olduğundan resmi olarak programa dahil edilmiyor,
Bununla birlikte gayri resmi bir futbol turnuvası kapsamında sadece
2 maç yapılıyor ve ilk maçta İzmir'i temsil eden bir takım Atina XI isimli takımı mağlup ediyor,
Danimarkalı bir takıma ise yeniliyordu.
1900'de Paris'te düzenlenen
Olimpiyatlarda futbol ilk defa yarışmalara dahil ediliyor ve olimpiyatlara futbol takımlarını gönderen sadece
3 ülke olan
İngiltere,
Fransa
Ve
Belçika
Aralarında oynadıkları gösteri maçları sonrasında sırasıyla
Altın,
Gümüş
Ve
Bronz madalyaları alıyorlardı. 1904'te ABD'nin St. Louis kentinde düzenlenen
2. olimpiyat oyunlarına da sadece
3 futbol takımı ülkelerini temsilen katılarak gösteri maçları yapacaklar,
Kanadalı Galt FC altın, ABD'li Christian Brothers gümüş, yine ABD'li St. Rose Parish bronz madalyayı alacaklardı.
1920'lerde olimpiyatlarda futbol branşı
Uruguay ve Arjantin'in turnuvaya katılmalarıyla iyice önem kazanacak fakat
1930'da Uruguay'da düzenlenecek ilk
Dünya Kupası'nın önemini kaybetmemesi için
FIFA'nın isteğiyle futbol 1932 Los Angeles Olimpiyatları'na dahil edilmeyecek,
1936 Berlin Olimpiyatları'nda ise futbol geri dönecekti.
Futbolun profesyonelleşmesi ile birlikte amatör futbolcuların mücadele ettiği olimpiyatlar
Futbol açısından önemini kaybedecek ve o yıllarda futbolun halen devlet desteğiyle
Amatör olarak oynandığı Doğu Bloku ülkeleri
1948-80 yılları arasında düzenlenecek olan 9 olimpiyatta, toplam 27 madalyanın 23'ünü kazanacaklardı.
FIFA kuruluyor
21 Mayıs 1904'te Fransız Futbol Federasyonu'nun
Paris'teki merkezinde
"International Federation of Association Football-Uluslararası Futbol Federasyonu"
(FIFA) kuruluyor ve
Belçika,
Danimarka,
Fransa,
Hollanda,
İspanya,
İsveç
Ve
İsviçre,
7 kurucu ülke olarak bu ilk uluslararası futbol organizasyonunda yerlerini alıyorlardı.
Almanya hemen FIFA'ya katılırken,
Futbolun mucidi İngilizler başta bu yeni oluşumun dışında kaldıklarından,
FIFA'ya soğuk yaklaşıyorlarsa da bu uluslararası organizasyona 1905'te dahil oluyorlardı.
1912'ye gelindiğinde FIFA'ya üye ülke sayısı 25'e çıkıyor,
Futbola ara verilmek zorunda kalınan
1. Dünya Savaşı sonrasında, 1925'te FIFA'nın üye sayısı 36'ya çıkıyordu.
Endüstrinin ilk emareleri...
Futbolun kitlelere yayılarak yoğun ilgiyle takip edilmesi neticesinde,
Güzel oyun yavaş yavaş kendi endüstrisini de yaratıyor,
Transfer edilen profesyonel futbolcular, parayla seyredilen futbol maçları gibi
Ekonomik güç muhteva eden yapılanmalardan sonra,
İngilizler 1920'de lig maçlarını tahmin ederek bahse girmek üzerine kurulmuş
İlk spor toto uygulamasını Birmingham'da başlatacaklardı.
28 Mayıs 1928'de Amsterdam'da toplanan
FIFA Kongresi'nde dönemin
FIFA Başkanı Jules Rimet'in rüyası gerçekleşiyor ve ilk Dünya Kupası'nın düzenlenmesine karar veriliyordu.
Futbolu dünyaya armağan eden İngilizler,
FIFA'ya karşı uyguladıkları boykot nedeniyle
FIFA tarafından ilk dünya kupasına davet edilmiyorlar ve bu durumunda etkisiyle ilk dünya kupası 1930'da Uruguay'da düzenleniyordu.
1930'da üye sayısı 41 olan
FIFA'nın düzenlediği ilk dünya kupasına,
4'ü Avrupa (Fransa, Belçika, Romanya, Yugoslavya)
Ve
9'u Amerika (Brezilya, Arjantin, Peru, Uruguay, Şili, Bolivya, ABD, Meksika ve Uruguay)
Kıtasından olmak üzere toplam 13 milli takım katılıyor,
Finalde
Arjantin'i 4-2 yenen Uruguay ilk dünya kupasını 93 bin seyirci önünde kaldırıyordu.
İlk dünya şampiyonluğunu Uruguay milli takımı kazandı (1930)
Mitropa Cup
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun 1. Dünya Savaşı sonrasında dağılmasıyla birlikte,
Orta Avrupa'nın birçok ülkesinde profesyonel futbol ligleri kuruluyor ve uluslararası
Bir kulüp turnuvasının yeni kurulan profesyonel takımları finansal açıdan destekleyeceği fikrinden yola çıkılarak,
"Mitropa Kupası"
ilk defa 1927'de oynanmaya başlanıyordu.
İlk yıl turnuvaya
Avusturya,
Macaristan,
Çekoslovakya
Ve
Yugoslavya'dan 2 futbol takımı katılıyor
Ve kupayı AC Sparta Prag kazanıyordu.
1929'da Yugoslav takımlarının yerini İtalyanlar alıyor,
1934'te ise turnuvaya katılım her ülkeden 4 takıma çıkarılıyordu.
Sonraları Mitropa Kupası'na
İsviçre ve Romanya da katılıyor ve 2. Dünya Savaşı nedeniyle 1940-50 arası turnuvaya ara veriliyordu.
1951'den itibaren "Zentropa Kupası" adı altında tekrar oynanmaya başlayan tunuva,
Avrupa futbol kulüpleri arasında yeni turnuvaların düzenlenmesiyle birlikte
Statüsünü kaybederek katılımcı sayısı azalsa da 1992 yılına kadar varlığını sürdürüyordu.
2. Dünya Savaşı sonrasında,
Mitropa Kupası'na katılımın azalması yeni bir turnuvanın düzenlenmesine
Ön ayak oluyor ve
Fransa,
İtalya,
İspanya
Ve
Portekiz'in
Futbol takımları "Copa Latina" (Latin Kupası) adı altında maçlar yapmaya başlıyorlardı.
Katılımcı ülkelerin kendi liglerinin sona ermesinden sonra,
Her ülkenin şampiyon futbol takımları arasında mini bir turnuva şeklinde
ynanan bu kupanın da ömrü fazla uzun olmayacak,
1949 yılında başlayan turnuva 1957'de Avrupa Kupası'nın ortaya çıkışıyla birlikte sona erecekti.
8 yıl süren turnuvada,
Kupayı ilk şampiyon FC Barcelona 2,
Son şampiyon Real Madrid 2,
AC Milan 2,
Benfica 1,
Fransız Stade de Reims ise
1 kere kaldıracaklardı.
UEFA kuruluyor
2. Dünya Savaşı sonrası milli takımların kozlarını paylaştığı dünya kupaları,
4 yılda bir uluslararası heyecan yaratırken
Avrupalılar bu heyecanı her yıl kıtalarında organize bir şekilde düzenlenen
Turnuvalar vasıtasıyla futbol kulüpleri arasında yaşamak amacıyla,
15 Haziran 1954'te İsviçre'nin Basel şehrinde 25 ülkenin futbol federasyonlarının katılımıyla
Union of European Football Associations'ı (UEFA, Avrupa Futbol Federasyonları Birliği),
FIFA'nın 6 kıta organizasyonundan biri olarak kuracaklar ve günümüzde
53 ülke federasyonun üye olduğu bu dev organizasyon,
Avrupa'da tüm kulüp takımları ve milli takımların aralarındaki maçları,
Şampiyonlar Ligi,
UEFA Kupası,
Avrupa Şampiyonası,
Süper Kupa, Avrupa-Güney Amerika Kupası,
Intertoto Kupası
Ve
UEFA Kadınlar Kupası
Gibi uluslararası turnuvalar nezdinde düzenlemekten
Sorumlu olarak büyük bir maddi güce kavuşacaktı.
Artık,
Futbol endüstrisinin yavaş fakat emin bir şekilde
Ortaya çıkması için gerekli zemin oluşmuştu.
İlk futbol kuralları
Modern futbolda da geçerliliğini halen koruyan resmi kurallar,
1898'de, 17 başlıkta toplandı.
Bunlar sırasıyla:
1. Oyun Sahası
2. Top
3. Oyuncu Sayısı
4. Oyuncu Ekipmanları
5. Hakemler
6. Yan Hakemler
7. Oyun Süresi
8. Oyunun Başlaması
9. Topun Oyun İçi ve Dışında Olması
10. Gol Vuruşu
11. Ofsayt
12. Fauller
13. Frikik
14. Penaltı
15. Taç
16. Kale Vuruşu
Ve
17. Korner
Olmak üzere 17 ana başlık altında toparlanıyordu.
Televizyon gelirleri
Göz kamaştırınca
Şampiyonlar Ligi'nin
Ömrü uzadı
Modern futbolun geldiği noktayı analiz edebilmek için futbolun tarihsel gelişimini anlatmaya başladığımız son 2 yazıda,
Antik Yunan'daki köklerinden, beşiği olan
İngiltere'de 20. yüzyılda şekillenen evrelerinden bahsetmiştik.
Bugün ise UEFA'nın kuruluşundan günümüzdeki endüstriyel futbolun oluşumuna kadar yaşanan sürecin ana kilometre taşlarını irdeleyeceğiz.
2. Dünya Savaşı sonrası milli takımların kozlarını paylaştığı dünya kupaları,
4 yılda bir uluslararası heyecan yaratırken
Avrupalılar bu heyecanı her yıl kıtalarında
Organize bir şekilde düzenlenen turnuvalar vasıtasıyla futbol kulüpleri arasında yaşamak amacıyla
15 Haziran 1954'te İsviçre'nin Basel şehrinde
25 ülkenin futbol federasyonlarının katılımıyla
Union of European Football Associations-Avrupa Futbol Federasyonları Birliği'ni (UEFA),
FIFA'nın 6 kıta organizasyonundan biri olarak kuracaklar ve günümüzde
53 ülke federasyonunun üye olduğu bu dev organizasyon,
Avrupa'da tüm kulüp takımları ve milli takımların aralarındaki maçları,
Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası,
Avrupa Şampiyonası,
Süper Kupa,
Avrupa-Güney Amerika Kupası,
Intertoto Kupası
Ve
UEFA Kadınlar Kupası
Gibi uluslararası turnuvalar nezdinde düzenlemekten
Sorumlu olarak büyük bir maddi güce kavuşacaktı.
İlk gece maçı 1953'te
1953 yazında
İngiliz Wolverhampton Wanderers (Wolves) futbol takımının stadına
Oyunun tarihinde ilk defa projektörler kuruluyor ve seyircilerin maça olan ilgileri ile
Futbolcuların ışıklar altında performanslarını test etmek üzere bu statta
Üst üste İngiliz olmayan futbol takımlarıyla maçlar oynanıyor,
Bunlardan Macarların Honved takımıyla oynanan ve Wolves'in 3-2 galibiyetiyle sonuçlanan maç
Futbol tarihinde ilk defa BBC tarafından
''''"canlı"''''
Olarak televizyondan yayımlanıyordu.
O tarihlerde "efsane" olarak tanınan
Macar milli takımına üst üste yenilen İngiliz milli takımının verdiği acının da etkisiyle
İngiliz gazeteleri bu galibiyeti nedeniyle Wolves'u dünyanın en iyi
Futbol takımı olarak lanse etmeye başlıyorlar ve bu abartılı görüş başta
Fransızlar olmak üzere Avrupa'nın diğer gazeteleri tarafından yüksek sesle eleştiriliyordu.
Şampiyon Kulüpler Kupası
UEFA, kuruluşuyla birlikte
Avrupa'nın önde gelen kulüplerinin mücadele edeceği prestijli bir kupa organize etmek üzere
Çalışmalarına başlayacak ve
UEFA'nın 2 Mart 1955'te
Viyana'da düzenlenen ilk kongresinin hemen akabinde,
İşin garip tarafı kendi girişiminin dışında gelişen bir uluslararası turnuva fikrini kısa bir sürede hayata geçirme başarısını gösterecekti.
Fransız spor gazetesi L'Equipe,
"Avrupa'nın en iyi futbol takımını belirlemenin zamanı geldi"
Sloganıyla bir turnuvanın detaylı bir projesini hazırlıyordu.
2 Mart 1955'teki ilk UEFA kongresini fırsat bilen L'Equipe gazetesinin temsilcileri,
Avrupa'da futbolun düzenleyicisi konumuna gelmiş bu yeni organizasyona, kendi dizayn ettiği
Avrupa Kupası fikrini benimsetmeye çabalıyorlardı.
L'Equipe gazetesi tarafından geliştirilen
"Avrupa Kupası"
Projesinde, turnuvaya katılan takımların
Ülkelerinin şampiyonları olması öngörülmüyor ve izleyicilerin ilgisini en üst düzeyde çekecek reputasyon'a sahip
Futbol takımlarının turnuvaya davet edilmesi düşünülerek o dönem
Avrupa'nın önde gelen 18 futbol takımının temsilcileri turnuvanın kurallarını tespit etmek üzere
2-3 Nisan 1955'te Paris'e davet ediliyorlardı.
Bu Kulüpler:
Rot-Weiss Essen (Almanya),
Chelsea FC (İngiltere),
SK Rapid (Avusturya),
RSC Anderlecht (Belçika),
KB Kopenhag (Danimarka),
Hibernian FC (İskoçya),
Real Madrid CF (İspanya),
Stade de Reims (Fransa),
Flamengo (Hollanda),
Honvéd SE (Macaristan),
AC Milan (İtalya),
Sporting CP (Portekiz),
1. FC Saarbrücken (Almanya),
Malmö FF (İsveç),
Servette FC (İsviçre),
TJ Sparta Prag (Çekoslovakya),
FK Dinamo Moskova (SSCB),
FK Partizan (Yugoslavya).
Paris'teki toplantı büyük bir başarı elde ediyor ve modern futbol endüstrisinin
İlk ayak sesleri eşliğinde Avrupa Kupası turnuvasının ilk gelirlerinin paylaşım modeli ortaya çıkıyordu.
Gelir nasıl paylaşıldı
Fransızların teklifine göre,
Her maçın gelirinden lokal vergiler,
Statların kirası
(o tarihlerde bazı ülkelerde statların sahibi kulüpler değil belediyelerdi,
Türkiye'de durum halen bu şekilde devam etmekte!),
Organizasyon ile hakem masrafları ve misafir takım için
1.000 ABD Doları düşülecek
Ve
Geri kalan gelirin;
1) Yüzde 5'i ev sahibi takımın Futbol Federasyonu'na;
2) Yüzde 60'ı ev sahibi takıma;
3) Yüzde 30'u oynadıkları maç sayısına bağlı olarak tüm katılımcı takımlar arasında paylaşılmak üzere bir havuza;
4) Yüzde 5'i ise organizasyonun masraflarına ayrılacaktı.
Sonuç olarak, o tarihlerde Avrupa'nın en büyük statlarından birine sahip olan
Real Madrid FC'nin Başkanı Santiago Bernabeu'nun,
Kendi stadının seyirci kapasitesinin maksimize edeceği gelirleri kulübüne yontmak yerine rekabeti güçlendirmek adına
Ortaya attığı fikri kabul görecek ve her maçın gelirinin
Her 2 takım arasında eşit olarak paylaşılmasına karar verilecekti.
Avrupa'nın önde gelen kulüp temsilcilerinin kararlarına uymayı ilk önce reddederek,
L'Equipe gazetesi tarafından dizayn edilen
"Avrupa Kupası"nı
Oyunun kurallarını kendi koymadığı için organize etmeyi istemeyen UEFA,
Alternatif bir turnuva hazırlığına girişecek ve her yıl uluslararası fuar düzenleyen
Avrupa şehirlerinin belediyelerinin önerisiyle bu şehirlerin
Futbol takımlarının katılacağı ve tüm masrafları belediyeler tarafından ödenecek bir turnuva düzenlemek amacıyla
10 Nisan 1955'te Basel'de,
UEFA temsilcileri ve belediye meclislerinin katıldığı bir toplantıda
"Inter-Cities Fairs Cup-Fuar Şehirleri Kupası"
Adı altında yeni bir Avrupa turnuvası oluşturacağını açıklayacak ve bu turnuvaya
Barselona,
Basel,
Birmingham,
Brüksel,
Budapeşte,
Stockholm,
Frankfurt,
Lozan,
Leipzig,
Londra,
Milan,
Moskova,
Paris,
Viyana
Ve
Zagreb
Şehirlerinin muhtelif futbol takımlarının katılacağını
Duyuracaktı.
FIFA devrede
Avrupa'da işlerin iyice karıştığını anlayan FIFA,
Dünya futbolundaki en yüksek karar verici organ olan
"direktörler komitesi"ni
7 Mayıs 1955'te Londra'da acil olarak toplayacak ve
Avrupa futbolundaki kaotik durumu şekle sokmaya çalışacaktı.
Bu acil toplantıdan, 3 farklı "Avrupa turnuvası"nın başlangıcının resmi olarak kabul edilmesi kararı çıkacak ve bu 3 turnuva;
L'Equipe gazetesinin turnuvası,
Fuar Şehirleri Kupası ve daha önceki yazımızda anlattığımız Mitropa Kupası olacaktı.
L'Equipe gazetesinin turnuvasının organize edilebilmesi için ise FIFA;
1) katılan takımların kendi ülkelerinin futbol federasyonları tarafından onaylanmaları;
2) turnuvanın UEFA tarafından organize edilerek denetlenmesi;
3) "Avrupa Kupası" orijinal unvanının gelecekte
Avrupa ülkelerinin milli takımları nezdinde oynanması muhtemel olan turnuvalar için rezerve edilmesi ve bu nedenle
L'Equipe gazetesi turnuvasının "Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası" adı altında organize edilmesi şartlarını getirecekti.
Endüstrinin ilk galipleri
17 Mayıs 1955'te Madrid'de toplanan,
Yeni kurulan
"Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Yönetim Komitesi",
FIFA'nın turnuva için ortaya koyduğu şartları kabul ediyor ve
UEFA Başkanı Danimarkalı Ebbe Schwartz'ı kendilerine katılmak üzere davet ederek
Turnuvaya katılacak takımları ve maç tarihlerini kesin olarak belirliyorlardı.
21 Mayıs'ta UEFA temsilcileri ve yönetim komitesi
Paris'te bir araya geliyorlar ve UEFA, bu yeni doğan ve daha sonra
"Şampiyonlar Ligi"
Haline gelecek bu önemli organizasyonu alınan kararları uygulayacak şekilde organize etme görevini üstleniyordu.
Kısa bir sürece sığdırılan bütün bu gelişmeler neticesinde,
"Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası", ünyanın en prestijli turnuvası olarak yeşil sahalarla ilk kez
4 Eylül 1955'te buluşuyor ve Lizbon'da
Sporting CP ve FK Partizan
Arasında oynanan ilk maç 3-3 sona eriyordu.
Kurmuş olduğu kendine has başarılı modeliyle ayrı bir yazı konusu olacak olan
Real Madrid CF, gösterdiği üstün performansla sadece ilk
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Şampiyonu olarak kalmayacak;
5 sene üst üste,
Avrupa'daki tüm kulüplerin hayallerini süsleyen bu prestijli kupayı kaldıracak ve
1955 yılından, bugüne kadar toplam 9 kere bu onuru yaşayacaktı.
Her biri modelleri açısından ayrı yazı konularımızı oluşturacak olan
FC Bayern Münih,
AFC Ajax,
FC Barcelona,
Liverpool FC ve AC Milan
İse bu turnuvanın tarihinde önemli başarılara imza atacak diğer büyük takımlar olacaklardı.
Şampiyonlar Ligi
Yıllar içerisinde yüksek izleyici sayısıyla özellikle televizyonların
Avrupalı evlerde yaygınlaşmasına ön ayak olan
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası, naklen yayın gelirlerinin inanılmaz boyuttaki artışıyla
Futbolun büyük bir endüstri haline gelmesine de zemin oluşturmuştu.
İlk dönemlerinde turnuvanın doruğa çıktığı an,
1960 yılında Glasgow'da oynanan finalde,
Real Madrid'in Eintracht Frankfurt'u 7-3'lük skorla hezimete uğrattığı maç oluyor ve maçı
BBC naklen yayımlarken
Avrupa'da bir futbol final karşılaşmasını statta izleyen seyirci sayısı 135.000 kişiyle
Günümüzde bile halen geçerliliğini koruyan rekor olarak tarihteki yerini alıyordu.
Gezegenin bu en önemli ve prestijli turnuvasındaki ana değişim noktası
1992/93 sezonunda yaşanacak ve bu tarihe kadar eleme usulüyle oynanan kupanın ismi
"Şampiyonlar Ligi"
Olarak değiştirilerek eleme maçlarından önce takımların 4'erli gruplarda biri kendi,
Diğeri rakip sahada olmak üzere toplam 6 maç yapacağı adeta bir mini lig halini alacaktı.
Ayrıca turnuvada toplam 8 grup oluştuğundan,
Şampiyonlar Ligi birkaç yıl içerisinde 8 takımdan 32 takıma çıkacak ve gerçek bir
Avrupa Ligi haline gelerek hem salı hem de çarşamba akşamları oynanmaya başlanarak izleyici sayısını artıracaktı.
UEFA Kupası oluyor
FIFA'nın almış olduğu kararla
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'ndan bir yıl sonra
1956'da düzenlenmeye başlayan Fuar Şehirleri Kupası'nın ömrü kısa sürüyor
Ve
FC Barcelona ilk şampiyon olarak tarihe adını yazdırıyordu.
1971'de UEFA, Fuar Şehirleri Kupası'nın organizasyonunu kendi üzerine alıyor ve
"UEFA Kupası" adı altında turnuvanın formatını yeniden düzenliyordu.
Ülkelerin puanlarını dikkate alarak her yıl yapılan sıralama hesaplamalarına göre
Ülke şampiyonlarının ve kendi liglerini ülke sıralaması izin verdiği takdirde
2., 3. ve 4. bitiren takımların direkt veya ön eleme turlarında başarılı olduktan sonra katılma hakkını elde ettiği
Şampiyonlar Ligi'nden sonra, Avrupa'nın 2. önemli futbol turnuvası haline gelen
UEFA Kupası'na kendi liglerini ön sıralarda bitiren takımlar katılıyordu.
Varlığı sona eren Fuar Şehirleri Kupası'nı kalıcı olarak müzesine götürecek takımı belirlemek için turnuvanın ilk şampiyonu
FC Barcelona ve son şampiyonu Leeds United arasında play-off maçları yapılacak ve
FC Barcelona UEFA Kupası'nın babası olan
Fuar Şehirleri Kupa'nın daimi sahibi olacaktı. 1971-72 sezonundaki ilk UEFA Kupası,
Tottenham Hotspur'a gidecek,
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası galibi ve UEFA Kupası galibinin kozlarını tek maçta paylaşacağı ilk
"Süper Kupa"yı ise AFC Ajax kazanacaktı.
ligler haricinde oynanan ülke kupalarını kazanan takımlardan oluşan ve adına
"Kupa Galipleri Kupası" denilen yeni bir organizasyona
UEFA tarafından imza atılacak ve ilk sezonda bu kupayı AC Fiorentina kaldıracaktı.
Kupa Galipleri Kupası, 1999-00 sezonundan itibaren UEFA Kupası'na dahil olacak,
Ülkelerin kupalarının galipleri artık UEFA Kupası'nda mücadele etmeye başlayacaklardı.
Sıra
Avrupa Kupası'nda
FIFA tarafından 1930 yılından beri organize edilen
Dünya Kupası'nın geniş kitleleri peşinden sürükleyen heyecanını artık
Avrupa sınırları içine de taşımayı arzu eden UEFA, kurucuları arasında yer alan
Fransız Henry Delaunay'ın 1927'de ortaya attığı fikri sonunda
Realiteye dönüştürüyor ve milli takımların mücadele edeceği bir uluslararası turnuva düzenlemeye başlıyordu.
1958'de 17 milli takım arasında oynanmaya başlayan ve 2 yıl süren eleme maçları sonucunda,
1960'ta Fransa'da düzenlenen ilk
Avrupa Kupası turnuvasının finaline sadece 4 takım katılıyor ve Paris'teki finalde
Yugoslavya'yı 2-1 yenen SSCB milli takımı ilk Avrupa Şampiyonu unvanını kazanıyordu.
1964'te İspanya'da düzenlenen turnuvayı ev sahibi ülke kazanıyor,
1968'de İtalya'nın ev sahibi ve aynı zamanda şampiyon olduğu turnuva ise ilk defa
"UEFA Avrupa Şampiyonası" adı altında oynanıyor ve eleme usulü maçlar yerini günümüzde de geçerliliğini koruyan grup maçlarına bırakıyordu.
Başlangıçta sadece 4 takımla oynanan finaller,
1980'de 8 takıma, 1996'da ise 16 takıma çıkarılıyor ve finallere ulaşabilmek için
48 milli takım 2 sene boyunca grup maçlarında kozlarını paylaşıyorlardı.
Avrupa Kupası'nı en fazla kazanan milli takım
1972, 1980 ve 1996 yıllarında Almanya oluyor,
Onu 2 kere ile Fransa,
1 kere ile ise İtalya, İspanya, Hollanda, Danimarka, Çekoslovakya, SSCB ve son şampiyon Yunanistan izliyordu.
Modern futbolun kodlarını belirlemek için ortaya çıkan
İngiltere Futbol Federasyonu'nun kuruluş tarihi olan
1863 yılını, modern futbolun miladı olarak kabul edersek, bu güzel oyun yaklaşık
100 yıllık bir süreçte son 3 yazımızda özetlemeye çalıştığımız şekilde tarihsel gelişmini
Tamamlamış ve bundan sonraki yazılarımızda kapsamlı olarak inceleyeceğimiz
"Futbol Endüstrisi"nin
Ortaya çıkması için gerekli zemin artık oluşmuştu.
Mart 2008'de, futbol oyun kurallarını belirlemekle sorumlu
Uluslararası Futbol Birliği Kurulunun (kısaca IFAB),
Uluslararası maçlar için saha ölçülerinin
105 m uzunluğunda
Ve
68 m genişliğinde
Standartlaşması yönünde bir girişimi oldu.
8 Mayıs 2008'de
IFAB tarafından yapılan toplantıda bu konu gündeme getirilse de mevcut kural değişmedi.
Oyun alanı dikdörtgen şeklindedir.
Sahanın yanlarında yer alan iki uzun çizgi taç çizgisi, kısa kenarlarda yer alan çizgiler ise kale çizgisi olarak adlandırılır.
Kale çizgileri 45 ile 90 m (50 ile 100 yd) arasında ve birbirleriyle aynı uzunlukta olmalıdır.
Taç çizgileri de yine birbirleriyle aynı uzunlukta ve 90 ile 120 m (100 ile 130 yd) arasında olmak zorundadır.
Diğer taraftan, uluslararası maçlarda bu uzunluklar kale çizgileri için
64 ile 75 m (70 ile 80 yd), taç çizgileri için ise 100 ile 110 m (110 ile 120 yd) olarak belirlenmiştir.
Sahanın tüm çizgileri aynı kalınlıkta olup, 12 cm'nin (5 in) üzerinde olmamalıdır.
Sahanın dört köşesine de yüksekliği en az 1,5 m (5 ft) olan ve ucu sivri olmayan birer bayrak direği dikilmesi zorunludur.
Orta saha çizgisi hizasında, taç çizgisinin en az 1 m (1 yd) dışına da dikilebilmektedir.
Kaleler
Her iki kale çizgisinin ortasına birer kale yerleştirilir.
Zemine dik iki direkle, bunları birleştiren ve zemine paralel olan bir üst direkten oluşur.
Kale direkleri tahta, metal veya onaylanmış diğer malzemelerden üretilmiş;
Kare, dikdörtgen, yuvarlak veya elips şeklinde ve beyaz renkli olmalıdır.
İki direk arasındaki mesafe 7,32 m (8 yd), üst direkle zemin arasındaki mesafe ise 2,44 m'dir (8 ft).
Tüm direklerin boyutları eşit olmalı ve 12 cm'yi (5 in) geçmemelidir.
Genellikle kalelerin arkasına birer file konulsa da, bu durum kurallar tarafından zorunlu kılınmamıştır.
Günümüzdeki kale direklerinin kullanımına ilk kez Sheffield Kuralları'nda yer verildi.
1863 yılında, İngiltere Futbol Federasyonu tarafından belirlenen 7,32 m'lik (8 yd) kale genişliği, günümüze kadar korundu.
Kalenin sınırlarını belirleyen bantların yakınından geçen topun gol olup olmadığı yönünde tartışmaların yaşanması üzerine,
1875 yılından itibaren 2,44 m (8 ft) yüksekliğindeki tahta kale direkleri kullanılmaya başlandı.
Kale ağları ise
İngiliz mühendis John Alexander Brodie tarafından 1889 yılında icat edildi ve ilk olarak
1890 yılındaki Nottingham Forest ile Bolton Wanderers arasındaki maçta kullanıldı.
1892 FA Cup Finali ise kale ağlarının kullanıldığı ilk FA Cup finali olarak tarihe geçti.

Kale ve ceza alanı
Ceza alanı da kale alanından daha büyük olmak üzere kale alanıyla ile benzer şekle sahiptir.
Kale alanında 5,5 m (6 yd) olarak belirlenen ölçüler, ceza alanı için 16,5 m'dir (18 yd).
Bu alan içerisinde kalecilerin topa elle müdahale etmesi mümkündür.
Diğer taraftan bu alan içerisinde savunma yapan takım oyuncularından birinin yaptığı kusurlu hareketler,
Karşı takım lehine verilen penaltı atışıyla cezalandırılır.
Penaltı atışları, ceza sahası içerisinde yer alan ve kalenin ortasından 11 m (12 yd) uzaklığındaki penaltı noktasından kullanılmaktadır.
Ceza alanının hemen dışında yer alan ve merkezi penaltı noktası olan 9,15 m (10 yd) olan ceza yayı ise,
Penaltı atışı esnasında penaltıyı kullanacak oyuncu ve savunmadaki kaleci dışındaki diğer oyuncuların geçmemesi gereken mesafeyi belirtmektedir.
Her iki kalenin önünde de dikdörtgen şeklinde ikişer alan bulunmaktadır.
Kale alanı (altı pas olarak da bilinir); kale çizgisi,
Kale direklerinin
İç kenarlarından 5,5 m (6 yd) uzaklıkta,
Kale çizgisine dik olarak çizilen 5,5 m (6 yd) uzunluğundaki
Çizgiler ve bunları birleştiren çizgiyle sınırlanan alandır.
Aut atışı veya alan içinden kazanılan bir serbest vuruş, alan içindeki istenilen bir yerden kullanılabilir.
Atak yapan takım tarafından kale alanı içerisinde kazanılan ndirekt serbest vuruşlar ise olayın gerçekleştiği noktanın hizasında,
Kale alanı üst çizgisinin üzerinden kullanılır.

Diğer ölçüler
Saha, her iki taç çizgisinin orta noktasını birleştiren bir çizgiyle ikiye ayrılır.
Bu çizginin tam ortasında orta nokta yer alır ve bu nokta, 9,15 m (10 yd) yarıçapındaki çember ile çevrelenir.
Oyun orta noktadan başlayacağı zaman diğer takım oyuncuları, bu çemberin dışında olmalıdır.
Diğer taraftan seri penaltı atışları sırasında, vuruşu yapan oyuncu ve her iki takımın kalecisi dışındaki tüm oyuncular
Orta yuvarlak içerisinde durmak zorundadır.
Her köşeye, bayrak direğinden itibaren sahanın içine doğru 1 m (1 yd) çaplı çeyrek çember çizilir.
Korner vuruşunu kullanılacakken top bu çeyrek çember üzerine konur.
Karşı takım oyuncuları ise toptan 9,15 m (10 yd) geride durmak zorundadır. Bu mesafeyi belirlemek için taç ve kale çizgilerine birer işaret konulabilir.

Zemin
Futbol sahaları doğal veya yapay çimden oluşabilir.
Zemin rengi mutlaka yeşil olmalıdır.
Uluslararası kulvarda oynanan maçlarda kullanılan yapay zeminli sahaların,
FIFA tarafından özel izin verilmedikçe
FIFA Futbol Çim Kalite Konseptinin koşullarına ve Uluslararası Yapay Çim Standardına uygun olması gerekmektedir.

Finallerinde kullanılan toplar aşağıdaki gibidir:
| Dünya Kupası | Top(lar) | Resim | Üretici | Notlar | |
|---|---|---|---|---|---|
| 1930 | Finalde iki farklı top kullanıldı: İlk yarıda kullanılan topu devreye 2-1 üstün giren Arjantin berlirlerken ("Tiento"); ikinci yarıdaki top ise maçı 4-2 kazanan ev sahibi Uruguay tarafından belirlendi (ilk yarıdaki topa göre daha büyük ve daha ağır olan "T-Model"). | ||||
| 1934 | Federale 102 | ECAS (Ente Centrale Approvvigionamento Sportivi), Roma | |||
| 1938 | Allen, Paris | ||||
| 1950 | Duplo T | Superball | |||
| 1954 | Swiss World Champion | Kost Sport, Basel | İlk 18 bölmeli top. | ||
| 1958 | Top Star | Sydsvenska Läder och Remfabriken, Ängelholm ("Remmen" veya "Sydläder" olarak da bilinir) | 102 aday arasından, dört FIFA yetkilisi tarafından yapılan kör test sonucu seçildi. | ||
| 1962 |
Crack Top Star |
Senor Custodio Zamora H., San Miguel, Şili Remmen |
Turnuvanın resmî topu Crack idi. Açılış maçında kullanılan Şili yapımı topu beğenmeyen hakem Ken Aston başka bir top isteyince, ikinci yarıya Avrupa yapımı başka bir top yetiştirildi. Bundan sonra oynanan maçlarda farklı toplar kullanıldı. | ||
| 1966 | Challenge 4-star | Slazenger | Turuncu veya sarı renkli olup, 18 bölmeden oluşmaktaydı. Soho Square'deki İngiltere Futbol Federasyonu merkezinde yapılan kör test sonucu seçildi. | ||
| 1970 | Telstar |
|
Adidas | Telstar was the first 32-panel black-and-white ball used in the FIFA World Cup finals. Only 20 were supplied by adidas. A brown ball was used in some matches. | |
| 1974 | Telstar Durlast |
|
Adidas | ||
| 1978 | Tango |
|
Adidas | ||
| 1982 | Tango España |
|
Adidas | ||
| 1986 | Azteca |
|
Adidas | Tamamı sentetik ve el yapımı dikişlere sahip olan ilk Dünya Kupası topuydu. | |
| 1990 | Etrusco Unico | Adidas | |||
| 1994 | Questra |
|
Adidas | ||
| 1998 | Tricolore | Adidas | Dünya Kupası finallerinde kullanılan ilk renkli toptu. | ||
| 2002 | Fevernova | Adidas | |||
| 2006 | Teamgeist |
|
Adidas | 14 bölmeden oluşmaktaydı. Finallerde oynanan her maçta kullanılan topların üzerinde maçın tarihi, stadyum ve takım adları yazmaktaydı. Final maçında, aynı topun altın renkli versiyonu olan Teamgeist Berlin kullanıldı. | |
| Teamgeist Berlin |
|
||||
| 2010 | Jabulani | Adidas | Sekiz bölmeden oluşmaktaydı. Final maçında ise aynı topun altın renkli versiyonu olan ve adını maçın oynandığı Johannesburg şehrinden alan Jo'bulani kullanıldı. | ||
| Jo'bulani | |||||
| 2014 | Brazuca | Adidas | Adı taraftarlar tarafından belirlenen ilk Dünya Kupası topu oldu. |
Avrupa Futbol Şampiyonası finallerinde kullanılan toplar aşağıdaki gibidir:
| Şampiyona | Resmî top | Üretici | Notlar |
|---|---|---|---|
| 1968 | Telstar Elast | Adidas | |
| 1972 | Telstar | Adidas | |
| 1976 | Telstar | Adidas | |
| 1980 | Tango Italia | Adidas | |
| 1984 | Tango Mundial | Adidas | |
| 1988 | Tango Europa | Adidas | |
| 1992 | Etrusco Unico | Adidas | Aynı zamanda 1990 FIFA Dünya Kupası'nda da kullanılan kullanılmıştı. |
| 1996 | Questra Europa | Adidas | |
| 2000 | Terrestra Silverstream | Adidas | |
| 2004 | Roteiro | Adidas | |
| 2008 | Europass | Adidas | |
| 2012 | Tango 12 | Adidas |




DÜNYADAKİ YENİ YAPILAN STADYUMLAR

Allianz Arena -
Münih, Almanya Bu stadyumun bir başka özelliği ise
Bayern Munich sahada olduğu zaman kırmızı,
1860 Munich oynadığında mavi, Alman Milli Takımı oynadığında ise beyaz renkte ışıklandırılmasıdır.

Nou Mestalla -
Valencia, İspanya 2007'nin
Ağustos ayında başlanıp
2010'un Ağustos ayında bitirilen 75.000 kapasiteli bir stadyumdur.

Qizhong Forest Sports City Arena -
Şangay Qi Zhong stadyum olarakta bilinen The Qizhong Forest Sports City Arena,
Manolya çiçeğini andıran,
8 adet sürgülü taç yaprak şeklindeki parçalardan oluşan çelik bir tavana sahiptir.

Olympiastadion -
Münih, Almanya Münih'in kalbinde yer alan stadyum,
1972 Yaz Olimpiyatları için ana mekan olarak inşa edilmiştir.


Wembley Stadium -
Wembley Park,
Londra,
İngiltere Kısaca Wembley olarakta bilinen
Wembley Stadyumu, İngiltere Wembley Parkı'nda bulunmaktadır.
Öncelikle bir derneğin futbol mekanı olan Wembley, Wembley National Stadium Limited ile Futbol Federasyonu'na (FA) aittir.

*
***
*********
*******************
********************************
''''''ÖNEMLİDİR'''''''
PAYLAŞIMLARIMIZ
GOOGLE VE DİĞER ARAMA MOTORUNDA YAYINLANMIŞ
ÇEŞİTLİ ÇALIŞMALARDAKİ ALINTILARDAN OLUŞMAKTADIR VE TAMAMEN BİZE İLGİNÇ GELEN KONULARIN
PAYLAŞIMINDA FAYDA SAĞLAYABİLECEĞİMİZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE ORTAYA ÇIKMIŞTIR
VE
TİCARİ DEĞİLDİR..
BİLGİ AKTARIMLARIMIZDA SAKINCALI VEYA PAYLAŞIMI İSTENMEYEN ALINTILAR OLURSA UYARILDIĞIMIZDA PAYLAŞIMLARIMIZDAN ÇIKARILACAKTIR...!!