06 : ) SPOR VE OLİMPİYAT TARİÇESİ....? / 12-03-2012

 

 

SPOR NEDİR.....?

TARİHTE  SPOR 

NASIL 

BAŞLADI.....?

 

 

Sanatın Tarihi على تويتر:

 

 

atlı araba yarışı (1) | Nereye

 

Spor, sözlük anlamı olarak lâtince DİSPORTARE ve DESPORT biçiminde

“dağıtmak, bir birinden ayırmak” anlamına gelen sözcüklerden

17 yüzyıldan sonra günümüze gelinceye kadar; ilk hecesi aşınarak “SPORT” biçimine dönüştüğü araştırmacılar tarafından öne sürülmektedir.

 

Britannica ansiklopedisi 

spor’u

” Belirli ölçüde güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler” 

Olarak tanımlamaktadır.

 

 

 

Modern Olimpiyatlar 120. Yaşında Doodle Oldu! - Haberler Dünya

 

Olimpiyat Oyunları´nda Kazananlara Verilen Ödülün İlginç Tarihi |  polimats.com

 

 

Panathinaiko Stadyumu,

odern olimpiyatlara ev sahipliği yapan ilk stadyum olmasının yanı sıra,

Dünyada tamamı beyaz mermer tarafından yapılan tek ve en eski stadyum olarak tarihte yer alıyor.

Olimpiyat Oyunlarının başladığı yer olarak kabul edilen

 Yunanistan‘da başkent Atina‘da bulunan

 

 

 

Olimpiyat Oyunları´nda Kazananlara Verilen Ödülün İlginç Tarihi |  polimats.com

 

 

Atletizm

 

Kelimesi

 

Yunanca

 

“athlon” 

 

yani

 

“ödül”

 

kelimesinden türetilmiştir.

 

Antik yunan döneminde olimpiyatları kazananlar için verilen ödüller,

 

Yunan atletizminin önemli bir parçasıydı.

 

Patroklos

 

Adı verilen gerçek 

 

1904 St. Louis Olimpiyatı | Celal Gürsoy

 

 

Olimpiyat Oyunlarının temellerini oluşturan oyunlarda, en başlarda kazananlara 

 

at veya bronz sehpa 

 

Gibi değerli nesneler veriliyordu.

 

 

İlk oynanan Patroklos oyunlarından sonra, ilerleyen dönemlerin kazananlarına, s

embolik bir ödül olarak yapraklardan yapılmış bir taç veriliyordu.

 Olimpiyatların sadece bir kazananı oluyordu ve o kişiye herhangi bir finansal destek sağlayacak ödül verilmiyordu

. Bunun yerine yaşadıkları şehre geri döndüklerinde, yerel halk ve yönetim tarafından sağlanan desteği elde ediyorlardı.

Bir yarışmacı olimpiyat oyunlarını kazandığında, yaşadığı şehirde onunla birlikte bu görkemi paylaşırdı.

Şehirde galip gelen sporcunun adı anons edilir ve yarışmacı şehrine geri döndüğünde, zafer tacını kendi kasabasının tapınağına adardı.

Roma döneminde yapılan oyunlarda, galipler genellikle organizasyonun gerçekleştiği şehir tarafından maddi bir ödüle layık görülmemesine rağmen memleketi tarafından ödüllendirilirdi.

 

10 Maddede Olimpiyat Oyunları - MaddeMadde

Örnek vermek gerekirse Atina’da, MÖ 6. yüzyılda Solon, 

Olimpiyat oyunlarının galipleri için 500, 

Isthmian oyunlarının galipleri için

100 Yunan Drahmisi teklif etmişti. Ek olarak dönemin galipleri, kendi şehirlerinde geçerli olmak üzere hayatlarının geri kalanı için ücretsiz yemek hakkı elde ettiler.

Mısır gibi birçok yerde galipler vergilerden muaf tutuldu.

MS 2. yüzyıl itibariyle, eskiden yalnızca bir kez verilen para ödülleri ömür boyu emekli aylığına dönüştürüldü.

Antik Roma’da ödül her zaman para olmuyordu.

Galipler, tiyatrolarda özel koltuklarda oturuyor, şehirde olan kutlamalarda söz sahibi oluyorlardı.

Günümüzde oynanan olimpiyat oyunlarında, katılımcılar ve galipler sadece farklı değerli madenlerden yapılmış madalya kazanabiliyorlar.

1980 yılından itibaren hiçbir Olimpiyat katılımcısı Olimpiyat Oyunları’ndan para kazanamadı.

Buna rağmen, katılımcılar Olimpiyat madalyasının çok büyük bir onur kaynağı olduğunu kabul ediyorlar.

 

 

Panathinaiko Stadyumu 

 

Şehri ziyaret ettiğinizde muhakkak görmeniz gereken yerlerin başında yer alıyor.

 

M.Ö 330-329 yılları arasında Yunan Politikacı Lykourgos Krestenitis tarafından yapılan bu stadyum ilk yıllarında atletik oyunlar için kullanılıyormuş.

Atina şehri, 2004 Olimpiyat Oyunlarına ev sahipliği için yeni tesisler yaptığı için

Panatinaiko Stadyumu bütün branşlarda hizmet vermiyor.

Sadece olimpiyat oyunlarından maraton yarışlarına ve atıcılık finallerinin dışında genellikle turistlerin ziyaretine açılan bu stat,

Aynı zamanda konser gibi kültürel etkinliklere hizmet veriyor.

Panathinaiko Stadyumu’nun ilginç özelliklerinden bahsedecek olursak…

Örneğin günümüzde VIP yada Şeref tribünü diyebileceğimiz düşünce antik yunan döneminden geliyor. 

Yarışmaları daha iyi izleyebilmesi için en ön sırada kral ve kraliçenin için tribünlerdeki diğer koltuklardan farklı olarak

2 tane özel olarak dizayn edilmiş koltuk bulunuyor.

Önceleri stadyumun A noktasında bulunan bu koltuklar daha sonra kralın yarışları daha geniş bi açıdan izleyebilmesi için B noktasına alınıyor.

 

Resim Baskı Duvar Panel At Arabası | Baskı, Resim, Atlar

Aktüel Arkeoloji na Twitteru:

 

OLİMPİYAT OYUNLARI VE KLASİK YUNAN DİNİ - Kozmosun Genetiği

 

 

OLİMPİYATLARIN TARİHİNE

BAŞKA

BİR

BAKIŞ AÇISI

 

MUTLAKA İZLEYİN

 

İLİM YAYMA CEMİYETİ - KAYSERİ ŞUBESİ - ONLAR BİZİM GELECEĞİMİZ

 

https://www.youtube.com/watch?v=Wf9GncTMjjs

 

 

 

CİTİUS 

             ALTİUS

                              FORTİUS

 

 

2024 Yaz Olimpiyatları için 3 aday ülke netleşti - Spor Haberleri

 

Spor evrensel kültürün bir parçası, dünyada dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren, birlikte bir şeyler yapmalarını sağlayan,

Dünya barışına hizmet eden önemli bir vasıtadır. Dünya barışına katkı sağlayan bir etkinliktir denilebilir.

Ayrıca çağımız sporunu, fiziksel faydalarının yanı sıra insanların ruhsal sağlığını da olumlu yönde etkilemek;

Sosyal ve moral kazançlar sağlamak amacı ile yapılan hareketler topluluğu olarak da tanımlayabiliriz.

Görüldüğü gibi, sporun belirli sözcükle kalıplaşmış klâsik bir tanımı yoktur; 

Enerji ve tazelenmenin adı: Spor denilse hatalı bir ifade olmaz. 

 

Olimpiyatlar ve ev sahibi ülkeler hakkında bilgi | Genel Kültür Sitesi

 

 

Spor nedir.....?

Tarihte Spor nasıl başladı.....?

Soruları insanların kafasını meşgul etmektedir şimdilerde

Sportif faaliyetlerin tümünde dinlenmek,

Eğlenmek gibi unsurlar bulunduğu kadar aynı zamanda sosyal bir kaynaşma da vardır.

Toplumla kaynaşma ve özdeşleşme konusunda spora önemli görevler düşer.

Sporun sağladığı bedensel ve ruhsal anlamdaki doyum imkanları, serbest zamanları ve yaşam seviyeleri düzenli olarak artan;

Sanayileşmiş ülkelerin özlemini duyduğu yeni ve modern olarak tanımlanan yaşam şeklinin ayrılmaz parçasıdır.

İnsanlık tarihinin başladığı günden bu güne değin, insanoğlu hep çalışagelmiştir.

İlk çağlardan günümüze kadar insanoğlu savaş için çalışmış, barış için çalışmış;

Kendi egosunu tatmin etmek ve arzularını gerçekleştirmek için olduğu kadar içinde bulunduğu toplumun faydası için çalışıp durmuştur.

Peki böyle bir efor kaybı ile bu insanların hepsi spor mu yapıyordu?

Spor sözcüğünün bu günkü tanımına göre tarihte spor ne zaman başlamıştır?

Sporun ne zaman başladığının belirlenmesi hemen, hemen imkansızdır.

Bazı araştırmacılar bu soruya: “Spor insanlığın yer yüzüne yayılması ile başlamıştır” şeklinde cevap vermişlerdir.

Bazı araştırmacılar ise spor hakkında:

”İnsanlar ilk çağlarda ana babalarından, daha sonra içinde yaşadıkları kavim ve kabilelerden taklit etmek suretiyle öğrenmişler”

Demektedirler.

 

İnsanın doğadaki ilk hareketini spor olarak kabul edersek bu konudaki görüşlerin çatıştığını görürüz.

Spor vücudu çalıştırmak suretiyle elde edilen güçle bazı işleri yapmak demektir, anlamında kullandığımızda;

İlk çağlardan bu güne değin yaptığımız her türlü çalışmanın spor olduğunun kabul edilmesi gerekirdi.

Günümüz anlayışına göre spor ilk başta çok önemli bir kitle eğitim aracıdır.

Spor insan bedenini fiziki yönüyle geliştirdiği gibi;

Oyunlar, hareketler, yarışmalar vasıtasıyla aynı zamanda insan seciyesini,

Egosunu, davranış gelişimini, psişik yapısını belirleyen yeni bir bilim dalıdır.

Sporun getirdiği farklı sorunlara ait bilimsel bulgu, tartışma ve metotların oluşturduğu alana

SPOR BİLİMİ

Diyoruz.

Günümüzde özellikle sporda ileri gitmiş ülkeler, on yıl öncesine göre daha farklı algılanmaya başlamıştır.

Mesela: spor meslek alanları alt gruplara ayrılmış; bu meslek dalları da kendi konularında uzmanlık gerektiren meslekler haline gelmişlerdir.

Çok yakın bir zamana kadar ülkemizde de hepimizin bildiği gibi spor meslek dalı olarak sadece,

Beden eğitimi öğretmenliği ile branş antrenörlüğü bulunmaktaydı.

Oysa şimdi spor’a ilişkin öğretmenlik,

Kondisyon ve sağlıkla ilgili meslekler,

Spor yönetimi,

Spor basını ve yayımcılığı,

Spor hukuku,

Spor danışmanlığı,

Spor bilimcisi,

Spor hekimliği,

Spor istatistikcisi,

Ve benzeri bir çok değişik meslek grupları ortaya çıkmıştır.

Bunlar da kendi içerisinde alt gruplara ayrılmaktadırlar.

Spor Bilimleri diğer bilim dalları arasında yerini almıştır

Spor bilim adamları son yıllarda, “Beden Eğitimi” sözü anlamına itiraz etmekte ve beden sözcüğü canlı organizmanın sadece fiziksel yönünü ifade etmekte, demektedirler.

Oysa fiziki yapı ile zihnin birbirinden soyutlanamayacağını, günümüz eğitim felsefesi kavramında

Beden eğitiminin daha doğrusu spor eğitiminin amaçları; beden sözcüğünün çok ötesindeki amaçlara yönelmektedir.

Bunlar sosyal, fiziksel, duyusal ve bilişsel (vukufi) gelişmelerdir. Bu amaçlar doğrultusunda beden eğitiminin,

Bedenin geliştirilmesinin ötesinde çok daha fazla anlam taşıması sebebiyle spor bilimcileri; bu sözcük yerine

“Spor Eğitimi”

Sözcüğünü kullanmaya başlamışlardır.

Böylelikle spor kültürü ile hareket fenomeni birlikteliği beden eğitiminden spor eğitimine geçişi sağlamıştır.

Böylece 20. yüzyıl sonlarında “Spor Bilimleri” adı verilen yepyeni bir dal diğer bilim dalları arasında yerini almıştır.

Günümüzde spor bilim adamları eski ve klasik beden eğitimi kavramından daha üst düzeyde düşünmeye başlayınca;

İnsan hareketlerini özellikle sportif hareketleri

Egzersiz fizyolojisi, biyomekânik, sosyoloji, felsefe,psikoloji, pedagoji, biyokimya gibi çok farklı bilim dalı kökeninden gelerek

İncelemeye ve irdelemeye başlamışlardır.

Bunun sonucunda yaklaşık 20 yıllık böyle bir gelişim neticesi “Spor Bilimi” ortaya çıkmıştır.

Spor bilimi doktrininin bu denli yeni boyutlar kazanması ile toplumlar uluslar ve tüm dünya; spor kavramını deyim yerinde ise adeta yeni baştan keşfetmektedirler.

 

Ahlâk eğitimi ile spor eğitimini de birbirinden soyutlamak olmaz.

Bu iki kavram etle tırnak gibi birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Çünkü kişi seçtiği spor eğitimi vasıtası ile bu sağlam vücuda çelik gibi bir seciye, sade, temiz, açık, doğru ve hür bir ruh aşılayacağı umulur.

Sağlığını ihmal eden kuvvetsiz ve çürük vücudun iyi bir iyi bir sporcu yapısına aday olması oldukça zorlaşır.

Ahlâk eğitimi ile spor eğitiminden beklenen sonuç kuvvetli bir bedenin yanı sıra kuvvetli bir kişilik yapısıdır.

Spor kavramını tanımlarken dünya barışına katkısından söz etmiştik. O halde biraz da spor’un uluslararası platformdaki rolü nedir sorusuna değinelim.

Spor Savaş Değil Barıştır

Uluslararası spor karşılaşmalarının bir savaş değil tersine bir barış unsuru olduğu herkesçe bilinmektedir.

Nasıl ki bir devletler hukuku varsa bir de uluslararası spor hukuku vardır.

İnsanoğlunun tekâmülü ile eski Yunandan bu güne değin gelişen kurallar, bu gün ileri düzeydeki prensiplerine ulaşmışlardır.

Dolayısı ile sporda kuvvetli olan kazanır, zor kullanan kaybeder.

Bireysel anlamda spor, kişinin egemenlik ve imkanlarını değerlendirme duygularını geliştirir.

Dolayısı ile kişi ve ulusların eğitimini olumlu yönde tamamlar. Müşterek eğitim esasına dayanır ve spor ulusların akıl ve eğitim düzeyinin aynasıdır.

Spor uluslararası platformada savaşların en asilidir.

Çünkü o barışın savaşıdır. Uluslararası spor savaşları politik savaşlara benzemez, hizipler, gruplar oluşmaz.

Sportif karşılaşmalar mertçe, hilesiz, dostça ve kısacası sportmencedir.

Böyle bir sportmenlik için insan doğuştan sporcu olamaz, o unvanı hak etmesi, kazanması lazımdır.

Uluslararası yarışmalarda sporcuların hepsinde aynı duygu vardır. İç dünyalarını aynı heyecan ve düşünce kaplar.

Bu öyle bir dünya savaşıdır ki, hiç bir ulusa yönelmiş değildir.

Taraflar karşı karşıya gelmekle birlikte ideal tektir.

Dünya gençliği bu muhteşem kalabalık içinde her renk saça, her cins tene ve dünyada mevcut bütün ırklara rastlamak mümkündür.

Zaten Olimpiyat Oyunlarının birbirine geçen beş halkası, beş kıtanın birbiri ile kenetlenmesini ifade etmiyor mu?

Bu topluluk gençlerin bir dava uğrunda birleştiği muhteşem bir tablodur. Bir dünya barışı tablosu…

Sporun anayasası sağlığa, birlik ve beraberliğe, kardeşliğe, arkadaşlığa ve dostluğa dayanan bir insan topluluğu ekolüdür.

Spor kavramı insanlığın varoluşuyla ortaya çıkan, toplumun içinde bulunduğu dönemin koşullarına ve şartlarına göre yeniden şekillenen bir süreçtir.

Spor, öncelikle bedensel bir faaliyet daha sonra ise bir oyun, günlük yaşamdan uzaklaşma, bireyler arasında karşılıklı etkileşim ve sosyalleşme aracıdır.

Bireyleri ve toplumları birleştirici ve bütünleştirici özelliğinin yanı sıra

Güvenli bir sosyal ortamın oluşturulmasında günümüzün en popüler ve yaygın bir faaliyet sahası olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sporun tanımı yapılacak olursa;

Bedeni veya zihni geliştirmek amacıyla kişisel veya toplu olarak gerçekleştirilen, 

Bazı kurallara göre uygulanan hareketlerin tümü veya belirli ölçüde fiziksel güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler olarak tanımlanabilir.

 

Avrupa Oyunları´na 110 sporcu - TRT Spor - Türkiye`nin güncel spor ...

 

Tarihçesi


İnsanlar da, tarih boyunca koştular, tırmandılar, ağır nesneleri kaldırdılar, yüzdüler.

Ne var ki, bu fiziksel etkinlikleri her zaman spor amacına yönelik ve yarışma biçiminde olmadı.

Önceleri insanları savaşlara hazırlamak için yapılan bedensel türü hareketler,

Daha sonraları soyluların ve zenginlerin gösteriş amaçlı yaptıkları bir gösteri,

Yaşanılan toplumun boş zamanlarını eğlence formunda geçirdikleri, festivallerde, dini törenlerde düzenlenen bir etkinliktir.

Din ve sporun birleştirildiği en ünlü spor etkinliği,

Başlangıcı M.Ö. 776 olarak belirlenen,

Ama geçmişi büyük olasılıkla daha eski tarihlere uzanan

Olimpiyat Oyunları’dır.

Eski Roma’da savaş arabası yarışları en yaygın spor gösterilerindendi.

Ama atletizm, boks, güreş, cirit ve disk atma gibi sporlara da ilgi gösterilirdi.

Ortaçağ’da sporun daha az örgütlü olduğu görülür.

Ortaçağ’ın soyluları arasında okçuluk en gözde spordu.

Kasaba halkı, soylular arasında düzenlenen bu okçuluk turnuvalarına alınmaz, yalnızca izleyici olabilirdi.

Genellikle, yarışmaları izlemeye gelen halk için koşu, atlama ve güreş karşılaşmaları düzenlenirdi.

Panayırlar ve mevsim şenliklerinde erkekler ağır taş ve tahıl çuvalları kaldırma yarışmaları yaparlardı.

Kırsal kesimde en yaygın spor, hemen hiçbir kuralı olmayan halk futboluydu.

Evlilerin bekârlara ya da bir köyün başka bir köye karşı oynadığı bu oldukça  oyun İngiltere ve Fransa’da 19. yüzyıla kadar sürdü.

Ortaçağ’da köylü kadınlar koşulara ve top oyunlarına serbestçe katılırdı. Soylu kadınlar da ava çıkar ve şahin beslerdi. 

15. ve 16. yüzyılların Rönesans döneminde spor artık tümüyle dinsel amaçların dışına çıkmıştı, soyluları ve aydınları dansı spora yeğlediler.

Bale Fransa’da bu dönemde gelişti. Atlar ise zarif hareketlerle yürümeleri için eğitildi.

Bu dönemde sporcular arasındaki mücadeleden çok, görünümlerinin soyluluğu ve incelikli davranışlarıyla ilgilenildi.

 Avrupa’da sporun günümüzdeki biçimini alması 17. yüzyılın sonlarında başladı.

İngiltere’de sırık dövüşü gibi geleneksel sporlar yerini kriket gibi daha örgütlü oyunlara bıraktı.

Boks sporu 18. yüzyıl boyunca yaygınlaştı ve bu sporu daha uygar kılmak üzere kurallar geliştirildi.

18. ve 19. yüzyıllarda spor giderek uzmanlık dallarına ayrıldı. Kurulan ulusal örgütler standart kurallar koydu.

1863’te İngiltere’de Ortaçağ’ın halk futbolundan kaynakların yeni tip futbolu geliştirmek üzere

Futbol Birliği kuruldu. ABD’de ragbi ve Amerikan futbolu gelişti. Modern sporlar bu iki ülkeden dünyaya yayıldı.

Avrupa ve Kuzey Amerika ülkeleri, Asya ve Afrika’yı sömürgeleştirdikleri dönemlerde, yerli sporların yerine kendi sporlarını geçirdiler

İngiltere, başlangıcı Rönesans Fransa’sına dayanan tenis gibi, kökenleri başka ülkelerde olan sporları da modernleştirdi.

19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başlarında Uluslararası Olimpiyat Komitesi (1894),

Uluslararası Futbol Federasyonu (1904) ve Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (1912) gibi örgütler kuruldu.

Modern sporlara geçişin ardında Sanayi Devrimi’nce desteklenen bilimsel gelişmeler yatar.

 

Bu dönemden sonra, atletler, fiziksel olarak en yüksek düzeylerine ulaştırılmak üzere sistemli bir biçimde çalıştırıldı.

 

Basketbol, voleybol gibi yeni sporlar özel olarak geliştirildi.

 

Boş zamanı değerlendirmek için oynanan geleneksel oyunların modern spor dallarına dönüştürülmesinde okulların ve üniversitelerin de önemli katkıları oldu.

 

Spor kavramı artık günümüzde insanların zihinsel,

 

Fiziksel ve ruhsal yapılarını olumlu yönde etkileyerek,

 

Sağlıklı bireyler olmalarını sağlamanın yanı sıra

 

Ülkelerin ekonomik ve sosyal yönden gelişimlerine katkı sağlayan en önemli alanlardan biri olarak karşımızda durmaktadır.

 

    İnsanlar eski zamanlardan beri gerek bireysel, gerekse toplu olarak spor ile ilgili faaliyetlerde bulunmuşlardır.
 
Tarihte ilk sporlar savunma ve saldırma gibi bedensel eylemlerden türemiştir.
 
Orta Asya ve Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde sportif faaliyetleri görmek mümkündür.
 
Burada kurulmuş olan medeniyetler genellikle vücut hareketliliğine önem vermekteydiler.
 
Eski çağda var olan Sümer, Hitit, Babil ve Asur uygarlıklarında ok ve mızrak ile avlanma meşhurdu.
 
Ancak bu avlanmalara bir spor olarak bakılıp bakılmadığı bilinmemektedir.
 
Tarihi kaynaklar bizlere spor tarihinin çok eskilere dayandığını göstermektedir.
 
Örneğin Babil-Kiş’te yapılan bir kazı sonucu Sümerlere ait iki tekerlekli ve dört koşumlu bir yarış arabasının bulunması, spor tarihinin eskilere kadar gittiğinin göstergesidir.
 
At ve at ile ilgili sporların uygulandığını belirten ilk belgeleri Sümerler bırakmıştır.
 
Asurlularda boks ve güreşin varlığına kanıt olacak belgelerde vardır.
 
Yüzmeyi çok iyi başardıkları Asur kabartmalarından anlaşılmaktadır.
 
Yine eski Mısırlılara ait yapılan kazılar, Mısırlıların jimnastik hareketlerine, zıplama, eskrim ve güreşe önem verdiklerini göstermektedir.
 
Eski Mısır firavunları, avda yeteneklerini göstermeye çalışır ve güçlerini ok atarak gösterirlerdi.
 
Yüzme, kürek, yelken gibi su sporlarının Mısır ve Akdeniz uygarlıklarında başlandığı saptanmıştır.
 
Arkeolojik bulgular Çin'de top oyununun yaygın olduğunu göstermektedir.
 
Ancak bu oyun spor karşılaşmasından ziyade eğlence niteliğindeydi.
 
Yine Çin'de ok atma, binicilik, güreş gibi sporlarda görülmüştür.
 
Romalılar ve Yunanlılarda sportif faaliyetlerde bulunmuşlardır.
 
Romalıların, spor yapmadaki amaçları gençleri savaşa hazırlamaktı.
 
Romalılar, atletizm, boks, güreş, cirit gibi sporlara da ilgi göstermişlerdir.
 
Spor, asıl olarak modern toplumdan önce eski Yunanistan'da gelişmeye başladı.
 
Eski Yunan kültürü hem dinsel, hem din dışı sporları içerirdi.
 
Dört yılda bir düzenlenen Olimpiyat Oyunlarında gençler birbirleriyle mücadele ederlerdi.
 
     Orta çağda spor daha az düzenli yapılıyordu. Orta çağ kentlileri ok atma yarışlarıyla eğlenirdi.
 
Bu dönemde şövalyeler, at üzerinde rakiplerini devirerek, savaş yeteneklerini göstermeye çalışırlardı.
 
Kasaba halkı soylular arasında düzenlenen spor faaliyetlerine katılamazlardı, sadece izleyici olurlardı.
 
Genellikle halk arasında koşu, atlama, güreş karşılaşmaları düzenlenirdi.
 
Kırsal alanda en yaygın spor hiçbir kuralı olmayan halk futboluydu.
 
Orta çağda köylü kadınlarda top oyunlarına serbestçe katılabilirdi.
 
15. ve 16. yüzyıllarda sporda uyumlu hareketler ve estetik ön plana çıktı.
 
18. ve 19. yüzyıllarda farklı alanlarda spor dalları gelişti.
 
Boks, 18. yüzyılda yaygınlaştı ve kurallarla geliştirildi. Bugünkü anlamıyla spor,
 
19. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıktı. Sporda kurallar oluşturuldu ve bu kuralları uygulamak için ulusal örgütler kuruldu.
 
Bu örgütler arasında 1904'te kurulan Uluslararası Futbol Federasyonu,
 
1912'de kurulan Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu yer almaktadır.
 
Sporda takımlar oluşturularak yarışmalar düzenlendi.
 
Uluslararası Olimpiyat Komitesi kurularak, modern anlamda ilk Olimpiyat Oyunları yapıldı.
 
Modern Olimpiyat Oyunlarının düzenlenmesiyle gençler arasında spor hevesi canlandı.
 
1863'te İngiltere'de futbolun doğması 1880'de atletizm kulüplerinin kurulmasıyla spor son şeklini almaya başladı
 
. 20. yüzyılda kapitalizm ve televizyon sporu pazarlanabilir bir mal haline getirdi.
 
Spor, 20 yüzyılda bir yandan araç, teknik, kurallar bakımından gelişirken, diğer yandan ulaşım ve iletişim olanaklarıyla uluslararası bir boyut kazandı.
 
Basketbol, voleybol gibi yeni oluşturulan spor branşları geliştirilmeye çalışıldı.
 
Modern anlamda sporcular yetiştirmek için farklı alanlarda spor okulları açıldı.
 
     Spor, ülkelerden ülkelere yayılarak daha özgün nitelikler kazanarak genişledi.
 
Çağdaş bir hal alarak bugünkü anlamda gerçek değerini bularak, tüm dünyaya yayıldı.
 
Spor, günümüzde belirli kurallar çerçevesinde yürütülmekte ve bu kuralların oluşturulması
 
Uluslar arası federasyonlarca sağlanmaktadır. Günümüzde spor faaliyetleri dünya milletlerini kaynaştırmaktadır.
 
Spor, evrensel olarak dünya dili, ırkı, dini farklı insanları birleştiren ve dünya barışına katkı sağlayan etkinliklerdir.
 
Sporun önemli esaslarından biri rekordur. Rekor, belirli bir branş için ulaşılan en yüksek dereceyi gösterir.
 
 
Olimpiyat Oyunları
 

ibrahim özdabak #304169 - uludağ sözlük galeri

Gezinti kısmına atla

 

Arama kısmına atl

Veya kısaca Olimpiyatlar,

Yaz ve Kış Olimpiyat Oyunları olmak üzere iki ayrı kategoride,

Dört yılda bir düzenlenen uluslararası çok sporlu etkinlik.

200'ün üzerinde ülkeyi temsil eden sporcuların katıldığı etkinlikler, dünyanın en kapsamlı spor etkinliği konumundadır.

Temelleri MÖ 8. yüzyılda Olimpiya'da gerçekleştirilen antik oyunlara dayansa da modern oyunların

İlki 1896 yılında,

 Pierre de Coubertin'in Uluslararası Olimpiyat Komitesini (kısaca IOC) kurması sonrasında gerçekleştirildi.

1924 yılında, kış sporları etkinliklerinin yer aldığı Kış Olimpiyatları düzenlenmeye başlandı. 

I. Dünya Savaşı sebebiyle 1916'daki oyunlar, 

II. Dünya Savaşı sebebiyle ise 1940 ve 1944'teki oyunlar gerçekleştirilemedi.

Her iki etkinlik son olarak

1992'de aynı yıl içerisinde gerçekleştirildi

Ve

1994'te düzenlenen Kış Olimpiyatları ile birlikte iki etkinlik arasında ikişer yıllık fark oluştu.

Olimpiyat Oyunları kapsamında, toplamda

13.000'in üzerinde sporcu 400'den fazla kategoride mücadele etmektedir.

Gerçekleştirilen mücadeleler sonunda, belli bir kategoride en iyi sırayı elde eden sporcu altın madalya ile ödüllendirilirken,

İkinci ve üçüncü sıradaki sporcular sırasıyla gümüş ve bronz madalyanın sahibi olur.

 

Antik Olimpiyatlar

 

Antik olimpiyat oyunlarının ilk olarak nerede ve ne zaman başladığına ilişkin kesin bir bilgi yoktur; ancak sayısız efsane vardır.

Bunlardan birine göre oyunlar,

Olimpia kralı ve Peloponnisos'a adını veren kahraman olan Pelops'a kurbanların sunulduğu süre boyunca doğmuştur.

Hristiyan Yunan düşünürü Titus Flavius Clemens'e göre ise bu oyunlar Pelops'un ruhuna sunulan armağanlardan başka bir şey değildir.

Bir başka söylenceye göre ise mitolojik kahraman Herakles'in

Olimpiya'da bu tip bir oyuna katılarak kazanmasının sonucunda bu oyunların her dört yılda bir geleneksel olarak yinelenmesi istediği yönündedir.

Bir başka efsane bunun Zeus tarafından Titan Kronos'a karşı aldığı yenilgi sonrasında koyulduğunu söyler.

Değişik kaynaklarda bunun

Elis Kralı İfitos'un MÖ 9. yüzyılda halkını büyük bir savaşın içine düşmekten kurtarması için

Pythia'ya giderek ona danıştığını, kâhinin ise ona tanrılar onuruna oyunlar düzenleyerek tanrıların memnuniyetini kazanmasını önerdiği geçer.

Bunun sonucunda İfitos bu oyunları düzenlemeye başlar ve Spartalı düşmanları bu oyunlar süresince onlara saldırmayı durdurur.

Oyunlar tanrıların yaşıyor olduğuna inanılan Olimpos Dağı'nda düzenlenir ve adını da bu dağda düzenlenmesinden ötürü alır.

Ancak kökeni ne olursa olsun olimpiyat oyunlarının

Antik Yunanistan'da Eleusis Gizemleri'nin yanında düzenlenen en büyük iki dinsel törenden biri olduğu kesindir.

 

 

Modern Olimpiyatlar

 

1892'de Paris Sorbonne Üniversitesi'ndeki bir konuşması sırasında

Fransız Baron Pierre de Coubertin uluslararası spor organizasyonu fikrini öne sürdü.

Coubertin, 1870-71 yıllarındaki Fransa-Almanya savaşında Fransa'nın yenilgi nedenini ülkede fiziksel eğitimin verilememesi olarak görüyordu.

Spor eğitimini ve spor kurumlarını güçlendirerek ülkede sporu yaygınlaştırmak ve spordaki rekabetin ve iletişimin gerçek savaşları önleyebileceğini savunuyordu.

23 Haziran 1894'te Coubertin önderliğinde 

Uluslararası Olimpiyat Komitesi 13 ülke ve 79 temsilci ile ilk kez toplandı ve

Olimpiyat Oyunlarının yeniden düzenlenmesine ve ilk olimpiyatların

1896'da Atina'da düzenlenmesine karar verdi.

 

Olimpiyat Bayrağı´nın Anlamı - ® SporPanosu

 

1896 Olimpiyatları

 


Bu olimpiyatlara 14 ülkeden 241 sporcu katıldı ve 43 yarışta mücadele ettiler.İlk modern olimpiyatlar Uluslararası Olimpiyat Komitesi himayesinde Atina'da 1896'da gerçekleştirildi.

 Yunan hükûmeti oyunların gerçekleşebilmesi için

Zappas ve kuzeni Konstantinos Zappas'a güveniyordu ve bu güveni olimpiyat oyunlarını finanse ederek kullandılar.

İş adamı George Averoff da Panathinaiko Stadyumu restorasyonu masraflarını üstlendi.

Yunan hükûmeti ise biletler ve hatıra pulları satışından gelir elde etmiştir.

Yunan halkı ve hükûmeti olimpiyatların gerçekleşmesinden memnundular ve

Olimpiyat oyunlarının kalıcı olarak Atina'da gerçekleşmesi görüşü birçok sporcu tarafından paylaşıldı.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi ise bu isteği kabul etmedi ve organizasyonun uluslararası bir bir kimlik kazanması amacıyla 

İkinci olimpiyatların Paris'te düzenlenmesine karar verdi.

 

Yaz Oyunları

 

1896 Olimpiyatları'nın ardından olimpiyatların sürekli olup olamayacağı tartışma konusu oldu.

Olimpiyat Oyunları 1900'de Paris Exposition'da, 1904'te ise St. Louis, ABD'de gerçekleştirildi.

Paris oyunları stadyum olmadan gerçekleştirildi, ancak bu oyunlarda ilk kez kadın sporcular da yarıştı.

1904 oyunlarından 2 yıl sonra Atina'da 1906 Olimpiyatları (ya da "1906 Ara Olimpiyatlar") gerçekleşti, ancak bu oyunlar resmi olarak düzenlenmediği için 

Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından tanınmamaktadır ve bu olimpiyattaki dereceler sayılmamaktadır.

Yine de 1906 Olimpiyatları halkın büyük ilgi göstermesi ve katılımcı sayısının yüksek olması nedeniyle

Olimpiyatların popülerliğinin artmasını sağlamıştır. 

1908 Yaz Olimpiyatları modern tarzda inşa edilen ilk stadyum olan White City Stadyumu'nda düzenlendi.

Stadyumdaki tribünlerin bir kısmı kapalıydı, maraton pisti ve 50 bin üzerinde seyirci kapasitesi vardı.

2014 yılının Aralık ayında Meksika'da düzenlenen 114. IOC toplantısı'nda "Olimpiyatlarda temsil edilecek spor branşlarının sayısının 28 ile sınırlandırılması" kuralı kaldırılmıştır.

Bunun yerine sınırlama 10.500 sporcu ve madalya dağıtılan 310 etkinlikle sınırlandırılmıştır.

Kış Oyunları


Yaz Olimpiyatlarının ardındanYaz Olimpiyatları'nda kar ve buz sporu yarışmaları düzenlemenin imkânsız olması nedeniyle ve başarılı geçen

Kış Olimpiyatları da düzenlenmeye başladı.

 Artistik buz pateni 1908 ve 1920, 

Buz hokeyi 1920 Yaz Olimpiyatları'nda yer almıştı.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi diğer kış sporlarını da kapsayacak şekilde spor listesini genişletmek istiyordu.

IOC tarafından 1921'de Lozan'da gerçekleştirilen

Olimpiyat Kongresi'nde

Yaz Olimpiyatlarının yanında Kış Olimpiyatlarının da düzenlenmesine karar verildi.

1924'te Fransa'nın Chamonix bölgesinde sadece kış sporlarını kapsayan 11 gün süren ilk Kış Olimpiyatları düzenlendi. 

1992 Kış Olimpiyatları'na kadar Yaz ve Kış Olimpiyatları aynı yıl içinde yapılıyordu.

Yaz ve Kış Olimpiyatlarının iki yıl arayla yapılması amacıyla bir sonraki

Kış Olimpiyatları 1994'te düzenlendi ve günümüzde Yaz ve Kış Olimpiyatları 2 yıl farkla yapılmaktadır.

Kış Olimpiyatları da Yaz Olimpiyatları gibi dört yılda bir yapılmaktadır.

2014 yılının Aralık ayında Meksika'da düzenlenen 114. IOC toplantısı'nda katılacak sporcu sayısı 2.900 ile sınırlandırılmıştır.

 

Paralimpik oyunları

 

1948'de Ludwig Guttmann II. Dünya Savaşı'ndan dönen askerlerin rehabilitasyonu amacıyla 

1948 Yaz Olimpiyatları ile aynı tarihlerde çeşitli hastaneler arasında çoklu spor etkinlikleri düzenledi.

Ludwig Guttmann'ın yarışmaları her yıl düzenlenmeye başladı ve 12 yıl boyunca sportif etkinlikler rehabilitasyon amacıyla kullandı.

Guttmann'ın çabasıyla,

"Paralel Olimpiyatlar"

Olarak anılan Paralimpik Oyunlara 1960 Yaz Olimpiyatları'na (Roma) 400 sporcu katıldı.

Bu yıldan itibaren her olimpiyatlar sırasında Paralimpik Oyunları da düzenlenmeye başladı.

1982'de "Uluslararası Dünya Engelliler Spor Organizasyonları Koordinasyon Komitesi" (ICC) kuruldu ve beş yıl sonra bu komitenin yerini Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) aldı.

 

Gençlik Olimpiyatları

 

2010'dan itibaren 14-18 yaşları arasındaki gençlerin katıldığı Gençlik Olimpiyatları yapılmaya başlandı.

Gençlik Olimpiyatları yapılması fikri

2001'de IOC başkanı Jacques Rogge tarafından ortaya atıldı

2007'deki 119. IOC kongresinde Gençlik Olimpiyatları yapılmasına karar verildi.

İlk Yaz Gençlik Olimpiyatları 2010'da Singapur'da 14-26 Ağustos tarihleri arasında düzenlendi.

2012'de ise Avusturya'nın İnnsbruck kentinde ilk Kış Gençlik Olimpiyatları düzenlendi.

 

Uluslararası Olimpiyat Komitesi

 

Olimpik hareketin 3 temel unsuru bulunmaktadır: 

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), uluslararası spor federasyonları ve Ulusal Olimpiyat Komitesi (NOC).

Her ülke Ulusal Olimpiyat Komitesi ile Olimpiyatlara katılır ve dünyada IOC'a üye 205 Ulusal Olimpiyat Komitesi bulunmaktadır.

Olimpiyatların maliyeti

 

Bütçe

 

Olimpiyatlar pahalı ve masraflı organizasyonlardır.

Masrafların en büyük kısmını inşa edilen tesisler oluşturmaktadır.

Oyunların yapılacağı ve sporcuların yarışacakları tesisler,

Spor alanları ve olimpiyat köyleri ve her olimpiyatlarda artan katılımcı sayısı olimpiyatların şimdiye kadar sadece gelişmiş ülkelerde yapılmasına neden olmuştur.

Örneğin ekonomik gelişmişlik bakımından geri olan Afrika ülkelerinin hiçbirinde olimpiyat yapılmamıştır.

Olimpiyatlar tarihinde ilk defa 1984 Yaz Olimpiyatları kâr etme başarısını gösterdi.

 

Pazarlama ve ticarileşme

 

Olimpiyatların önemli gelirleri spor turizmi, yayın gelirleri, bilet gelirleri ve reklam, sponsorluk faaliyetleridir.

Berlin'deki 1936 Yaz Olimpiyatları sadece yerel

İzleyicilerle sınırlı olsa da televizyonda yayınlanan ilk olimpiyatlardır. 

1956 Kış Olimpiyatları uluslararası yayınlanan ilk olimpiyat oyunlarıdır. 

1960'taki olimpiyatlarda ise ilk defa olimpiyatların yayın hakları satıldı ve Amerikalı CBS kanalı bunun için 394.000 dolar, 

Avrupa Yayın Birliği (EBU) ise 660.000 dolar ödedi. 

Soğuk Savaş ortamında olimpiyatların televizyon yayınları ve her olimpiyatta bu yayınlara artan ilgi birçok ülke tarafından siyasi propaganda amacıyla da kullanıldı.

Olimpiyatların televizyonda yayınlanması, yayın gelirleri yanında reklam gelirlerinin ve daha çok izleyiciye ulaşılması sayesinde toplam gelirin artmasını sağladı

1988 Yaz Olimpiyatları'nda televizyon yayın gelirleri olimpiyatlardan

Üç yıl önce 140 ülkeden 227 yayın kuruluşuna satıldı ve 407 milyon dolar gelir sağlandı.

 

Semboller

 


En çok bilinen olimpiyat sembolü iç içe geçmiş farklı renklerdeki halkalardır.Olimpik hareketin ideallerinin temsili için semboller kullanılır.

Beş iç içe halka 5 kıtayı (Amerika, Afrika, Asya, Avustralya, Avrupa) temsil eder.

5 kıtadan ülkelerin katıldığı ilk olimpiyat ise 1912 Yaz Olimpiyatları'dır.

Seçilen bu renklerden en az biri her ülkenin bayrağında bulunmaktadır.

Dolayısıyla sanılanın aksine bayraktaki renklerin herhangi bir kıtayı temsil etmemektedir, ülkeleri temsil etmektedir.

Olimpiyat bayrağı 1914'te kabul edildi ve 1916'daki olimpiyatlarda kullanılması kararlaştırıldı.

Ancak 1916 Olimpiyatları I. Dünya Savaşı nedeniyle iptal edilince,

Bayrak ilk olarak 1920 Yaz Olimpiyatları'nda kullanıldı.

Olimpiyatların sloganı üç kelimelik latince ifadedir: 

Citius, Altius, Fortius.

"Daha hızlı, Daha yüksek, Daha güçlü."

Anlamına gelen ifade sporcunun birinci olmayı değil, elinden gelenin en iyisini yapmasını öğütler.

Sloganın bir diğer anlamı da şudur:

"En önemlisi kazanmak değil, katılmaktır".

Slogan Pierre de Coubertin'in

Önerisiyle 1894'te 

Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin kuruluşuyla beraber kabul edildi.

Her olimpiyat öncesinde törenle Olimpiyat Ateşi yakılır ve kapanışa kadar yanar.

Olimpiyat meşalesi Antik dönemde olduğu gibi günümüzde de 

Yunanistan'ın Olimpos dağında mercek yardımıyla Güneş ışığı kullanılarak yakılır.

Yakılan meşale olimpiyatların düzenleneceği yere kadar ülke ülke dolaştırılır ve olimpiyatlar açılış törenindeki

Olimpiyat ateşi bu meşale ile yakılır. Olimpiyat Ateşi ilk olarak 1936 Yaz Olimpiyatları'nda kullanıldı.

Olimpiyat maskotu, ev sahibi ülkenin kültürel değerlerini yansıtır ve genellikle bir hayvan ya da insan figürüdür.

Olimpiyat Maskotu ilk olarak 1968 Yaz Olimpiyatları'nda kullanıldı.

Olimpik maskotlararasında en ünlüsü 1980 Yaz Olimpiyatları'nda kullanılan Misha'dır.

 

Törenler

Açılış töreni

 

Tören genellikle ev sahibi ülke ulusal marşının okunması ve bayrağının göndere çekilmesi ile başlar.Oyunlar öncesinde olimpik kurallar gereği açılış töreni düzenlenir.

Daha sonra genellikle müzik, dans ve görsel sanatlardan oluşan etkinlikler sunulur.

Açılış törenleri günümüzde yüksek maliyetlerle düzenlenmektedir. 

2008 Yaz Olimpiyatları açılış töreni yaklaşık 100 milyon dolara mal olmuştur.

Açılış töreni sırasında bütün sporcular ve hakemler olimpiyat yemini ederler.

Bu yemin ev sahibi ülkenin seçtiği bir sporcu tarafından tüm sporcular adına okunur.

İlk sporcu yemini 1920 Yaz Olimpiyatları'nda Victor Boin tarafından okund

 

 Kapanış töreni

Madalya töreni


Kazanan en yüksekte olmak üzere üç sıralı bir kürsüde yarışıHer olimpiyat yarışından sonra bir madalya töreni düzenlenmekedir.

ilk üç sırada bitirenlere madalya verilmektedir.

Kazanana altın,

ikinciye gümüş 

Ve

Üçüncüye bronz madalya verilir. 

IOC üyesi tarafından verilen madalyalardan sonra ulusal bayrakların altında kazanan kişinin ülkesinin millî marşı çalınır.

Bu madalya töreni yarış sonunda veya en geç bir gün sonra düzenlenmektedir.

Altın ve gümüş madalyalar kaplamadır. Madalyanın bir yüzünde

1928'den beri elinde zafer çelengi tutan zafer tanrıçası 

Nike kabartması, diğer yüzünde olimpiyatın düzenlendiği ülke ile ilgili yerel motifler bulunmaktadır.

 

Olumsuzluklar

Boykotlar

 

Ülkelerin çeşitli protestolarını göstermek için

Olimpiyatlara katılmayı boykot etmesi oyunları özellikle Soğuk Savaş döneminde oldukça etkilemiştir.

Boykotların oyunların gücüne en büyük etkisi ise 1980 ve 1984'te peşpeşe yapılan

 Moskova ve Los Angeles'deki oyunlarda görülmüştür.

1979 yılında Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgal etmesini protesto eden ve ABD'nin başını çektiği 64 ülke Moskova'yı protesto etti

. Oyunlara sadece 80 takım katıldı.

Dört sene sonra bu defa

 ABD'de yapılan olimpiyatları 

Doğu Bloku ülkeleri boykot etti. 

SSCB'nin önderliğinde aralarında 

Doğu Almanya ve Küba'nın bulunduğu

13 ülke olimpiyatlara katılmadı.

Ancak olimpiyatlar tarihinde ilk boykot

1956 yılında Hollanda, İspanya ve İsviçre tarafından Macaristan'daki ihtilali protesto için yapıldı.

Bunun yanında 

Kamboçya, Mısır, Irak ve Lübnan, Süveyş Bunalımı (Savaşı) olarak da bilinen Arap-İsrail Savaşı'nın protesto için bu olimpiyatlara katılmadı.

1968 ve 1972'de pek çok Afrikalı ülke Yeni Zelanda,

Zimbabwe (Rodezya) ve Güney Afrika'nın Olimpiyatlara katılması engellenmesi nedeniyle

IOC'nin karar almasını istemiş ve boykotla tehdit etmişlerdir.

Son olarak 1976 Montreal Olimpiyatları'na

Yeni Zelanda Rugby takımının ırkçı yönetimi nedeniyle sportif ambargo uygulanan

Güney Afrika Cumhuriyeti'nde bir turnuvaya katıldıktan sonra olimpiyatlara kabul edilmesini protesto etmek için bu oyunlara katılmamıştır.

22 ülke oyunları boykot etmiştir.

1988'de Kuzey Kore Seul'deki (Güney Kore) oyunlara katılmadı.

Bu oyunlara Küba, Etiyopya ve Nikaragua da katılmadı.

1972 Münih Olimpiyatları'nda, oyunlar tarihinin ilk ve en önemli terör olayı gerçekleşmiştir. 

Kara Eylül örgütüne bağlı Filistin'li 8 terörist İsrail adına yarışan 11 sporcuyu esir almıştır.

İki sporcuyu hemen öldüren teröristler diğer 9 sporcuyla beraber

Almanya'yı terk etmek üzere havaalanına geldiklerinde

Alman güvenlik güçlerinin operasyon hazırlığında olduğunu farketmiş, 9 sporcuyu öldürüp çatışmaya girmişlerdir.

Toplam 18 saat süren olayda 11 sporcunun yanı sıra bir Alman polis ve 5 terörist de ölmüştür.

Yine 1972 Olimpiyatları'nda kapanışın yapılacağı

11 Eylül günü Stuttgart'tan bir uçak kaçırıldığı ve teröristlerin törene bomba atacağı haber alındı.

Yetkililer kaçırılan uçağı iki adet savaş uçağı ile takip ettiklerini ve ve Münih'e yaklaşması halinde düşüreceklerini açıklamıştı.

Ancak bir süre sonra takip edilen uçağın başka bir sivil uçak olduğu ortaya çıktı.

Kaçırılan uçak ise bir daha bulunamadı. Yıllardır bu olayla ilgili bazı konular hâlâ açıklığa kavuşmamıştır.

1996 Atlanta Olimpiyatları'nda Olimpiyat Parkı'nda bir bomba patladı.

Patlama sonucu bir seyirci öldü ve 100'den fazla kişi yaralandı.

 Melih Uzunyol adlı TRT kameramanı ise olayı çekmek üzere koşarken kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Soruşturmaların sonucunda bombayı Eric Robert Rudolph adlı bir ABD vatandaşının koyduğu ortaya çıktı.

Doping Skandalları

 

Olimpiyatların ruhuna en çok zarar veren etkenlerin başında son yıllarda kullanımı gittikçe artan doping etkisi olan ilaç kullanımı gelmektedir.

Özellikle 2004 Atina Olimpiyatları'nda başta halter gibi güce dayalı sporlar olmak üzere pek çok doping vakası ile karşılaşıldı ve alınmış pek çok madalya iade edildi.

Aslında ilk olimpiyatlarda doping etkili ilaç kullanımı yasak değildi.

Hatta 1904 Yaz Olimpiyatları'nda maratonu kazanan Thomas Hickss'e yarış içinde dahi antrenörü tarafından güçlendirici ilaçlar verildi.

Ancak zaman içinde bunun spor ruhuna aykırı olması ve ileri safhalarda sağlık problemleri yaratması sebebiyle yasaklanması söz konusu oldu.

İlk olarak 1956 Melbourn'da konu gündeme geldi.

Olimpiyat tarihinin dopinglerle ilgili en dramatik olayı ise 1960 Yaz Olimpiyatların'da gerçekleşti.

Danimarkalı bisikletçi Knut Enemark Jensen yarış sırasında bisiklettten düşerek öldü.

Daha sonra ölümünün kullandığı dopingli ilaçlardan kaynaklandığı ortaya çıktı.

Bu olay üzerine 1963 yılında Avrupa Komisyonu'nda doping konusu ele alındı ve ilk kontroller yetersiz de olsa, 

1964 Tokyo Olimpiyatları'nda yapılmaya başladı.

Ancak pek çok spor federasyonun koyduğu dopingli sporcuya men cezasını uygulama kararını IOC ilk olarak 1967'de verdi.

Ve Olimpiyatlar tarihinde ilk doping testi pozitif çıkan sporcu 1968 yılında İsveçli atlet Hans-Gunnar Liljenwall oldu.

Sporcu kazandığı bronz madalyayı alkol kullanımı nedeniyle kaybetmiş oldu.

Olimpiyatların en bilinen doping olayı ise 100 metre yarışında 1988 Yaz Olimpiyatları'nda ortaya çıktı.

Kanadalı sprinter Ben Johnson yarışı rekor kırarak kazanmış ve bu oyunların belki de en önemli madalyalarından birini kazanmıştı.

Ancak doping testleri sonucu pozitif çıkınca madalyayı iade etmek zorunda kaldı ve 2 yıl men cezası aldı.

Son yıllarda oldukça artan dopingli ilaç kullanımı ile uluslararası Anti Doping Kurumu (WADA) kuruldu ve denetimler oldukça sıklaştırıldı.

Ben Johnson olayında olduğu gibi madalyanın verilip sonra alınması ve doping kullanmayan sporcuların hakkı olan dereceyi o sahada alamaması oldukça tartışıldı.

Bu yüzden artık sporcular oyunlara katılmadan önce, hatta kendi ülkelerindeki baskınlar ile, testler yaparak dopingi önlemeye ve ilaç kullanan sporcuların oyunlara katılması engellenmeye çalışılıyor.

 

Olimpik sporlar

 

Yaz Olimpiyatları programında 26 spor dalında 20 farklı disiplin ve 300'e yakın yarış bulunmaktadır.

Örneğin güreş'te iki disiplin vardır: Grekoromen ve serbest stil. Kış Olimpiyatları'nda ise 15 spor bulunmaktadır.

Olimpiyat Oyunları'ndaki tüm sporlar Dünyada yaygın olan sporlardır.

Örneğin ABD'de yaygın olan beyzbol olimpiyat programına dahil değildir.

Çünkü bir olimpik sporun en az 25 ülkede oynanıyor olması gerekmektedir.

 

Sporcular

 

Sporcunun Olimpiyatlarda yarışabilmesinin ilk şartı "Olimpik liyakat"a sahip olmasıdır.

Olimpik liyakat kurallarının tespiti farklı sporlara göre değiştiğinden ve zor olduğundan bu yetki Uluslararası Spor Federasyonları'na bırakıldı.

Bir sporcunun olimpik liyakata sahip olup olmadığını ülkenin Ulusal Olimpiyat Komitesi ve Ulusal Spor Federasyonu belirler.

Sportif yeterlilik yanında sporculardan ahlaki liyakata sahip olması da beklenir: Fair play kurallarına saygı göstermek, Doping testlerine katılmayı kabul etmek ve yasaklı maddeleri kullanmamak gibi.

 

Ev sahibi ülkeler

Şehir Ülke Kıta Yaz Kış Yıl Açılış töreni Kapanış töreni
Atina  Yunanistan Avrupa I - 1896 Nisan 6 Nisan 15
Paris  Fransa Avrupa II - 1900 Mayıs 14 Ekim 28
St. Louis[a]  ABD Kuzey Amerika III - 1904 Temmuz 1 Kasım 23
Atina  Yunanistan Avrupa [f] - 1906 22 Nisan 2 Mayıs
Londra  Birleşik Krallık Avrupa IV - 1908 Nisan 27 Ekim 31
Stockholm  İsveç Avrupa V - 1912 Mayıs 5 Temmuz 22
Berlin  Almanya Avrupa VI - 1916 I. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edildi.[7]
Anvers  Belçika Avrupa VII - 1920 Nisan 20 Eylül 12[8]
Chamonix  Fransa Avrupa - I 1924 Ocak 25 Şubat 4[9]
Paris  Fransa Avrupa VIII - 1924 Mayıs 4 Temmuz 27[10]
Saint-Moritz   İsviçre Avrupa - II 1928 Şubat 11 Ocak 19[11]
Amsterdam  Hollanda Avrupa IX - 1928 Mayıs 17 Ağustos 12[12]
Lake Placid  ABD Kuzey Amerika - III 1932 Şubat 4 Şubat 15[13]
Los Angeles  ABD Kuzey Amerika X - 1932 Temmuz 30 Ağustos 14[14]
Garmisch-Partenkirchen  Almanya Avrupa - IV 1936 Şubat 6 Şubat 16[15]
Berlin  Almanya Avrupa XI - 1936 Ağustos 1 Ağustos 16[16]
Sapporo  Japonya Asya - V 1940 II. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edildi.[7]
Tokyo  Japonya Asya XII - 1940 II. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edildi.[7]
Cortina d'Ampezzo  İtalya Avrupa - V 1944 II. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edildi.[7]
Londra  Birleşik Krallık Avrupa XIII - 1944 II. Dünya Savaşı sebebiyle iptal edildi.[7]
Saint-Moritz   İsviçre Avrupa - V 1948 Ocak 30 Şubat 8
Londra  Birleşik Krallık Avrupa XIV - 1948 Temmuz 29 Temmuz 14
Oslo  Norveç Avrupa - VI 1952 Şubat 14 Şubat 25
Helsinki  Finlandiya Avrupa XV - 1952 Temmuz 19 Ağustos 3
Cortina d'Ampezzo  İtalya Avrupa - VII 1956 Ocak 26 Şubat 5
Melbourne
Stockholm[c]
 Avustralya
 İsveç
Okyanusya
Avrupa
XVI - 1956 Kasım 22
Haziran 10
Aralık 8
Haziran 17
Squaw Valley  ABD Kuzey Amerika - VIII 1960 Şubat 18 Şubat 28
Roma  İtalya Avrupa XVII - 1960 Ağustos 25 Eylül 11
Innsbruck  Avusturya Avrupa - IX 1964 Ocak 29 Şubat 9
Tokyo  Japonya Asya XVIII - 1964 Ekim 10 Ekim 24
Grenoble  Fransa Avrupa - X 1968 Şubat 6 Şubat 18
Meksiko  Meksika Kuzey Amerika XIX - 1968 Ekim 12 Ekim 27
Sapporo  Japonya Asya - XI 1972 Şubat 3 Şubat 13
Münih  Batı Almanya Avrupa XX - 1972 Ağustos 26 Eylül 11
Innsbruck  Avusturya Avrupa - XII 1976 Şubat 4 Şubat 15
Montreal  Kanada Kuzey Amerika XXI - 1976 Temmuz 17 Ağustos 1
Lake Placid  ABD Kuzey Amerika - XIII 1980 Şubat 12 Şubat 24
Moskova  Sovyetler Birliği Avrupa[d] XXII - 1980 Temmuz 19 Ağustos 3
Saraybosna  Yugoslavya Avrupa - XIV 1984 Şubat 7 Şubat 19
Los Angeles  ABD Kuzey Amerika XXIII - 1984 Temmuz 28 Ağustos 12
Calgary  Kanada Kuzey Amerika - XV 1988 Şubat 13 Şubat 28
Seul  Güney Kore Asya XXIV - 1988 Eylül 17 Ekim 2
Albertville  Fransa Avrupa - XVI 1992 Şubat 8 Şubat 23
Barselona  İspanya Avrupa XXV - 1992 Temmuz 25 Ağustos 9
Lillehammer  Norveç Avrupa - XVII 1994 Şubat 12 Şubat 27
Atlanta  ABD Kuzey Amerika XXVI - 1996 Temmuz 19 Ağustos 4
Nagano  Japonya Asya - XVIII 1998 Şubat 7 Şubat 22
Sidney  Avustralya Okyanusya XXVII - 2000 Eylül 15 Ekim 1
Salt Lake City  ABD Kuzey Amerika - XIX 2002 Şubat 8 Şubat 24
Atina  Yunanistan Avrupa XXVIII - 2004 Ağustos 13 Ağustos 29
Torino  İtalya Avrupa - XX 2006 Şubat 10 Şubat 26
Pekin[e]  Çin Asya XXIX - 2008 Ağustos 8 Ağustos 24
Vancouver  Kanada Kuzey Amerika - XXI 2010 Şubat 12 Şubat 28
Londra  Birleşik Krallık Avrupa XXX - 2012 Temmuz 27 Ağustos 12
Soçi  Rusya Avrupa[d] - XXII 2014 Şubat 7 Şubat 23
Rio de Janeiro  Brezilya Güney Amerika XXXI - 2016 Ağustos 5 Ağustos 21
Pyeongchang  Güney Kore Asya - XXIII 2018 Şubat 9 Şubat 25
Tokyo  Japonya Asya XXXII - 2020 Temmuz 24 Şubat 9

 

*

***

*********

*******************

********************************

''''''ÖNEMLİDİR'''''''

PAYLAŞIMLARIMIZ 

GOOGLE VE DİĞER  ARAMA  MOTORUNDA  YAYINLANMIŞ 

ÇEŞİTLİ  ÇALIŞMALARDAKİ  ALINTILARDAN OLUŞMAKTADIR  VE  TAMAMEN BİZE  İLGİNÇ  GELEN  KONULARIN 

PAYLAŞIMINDA  FAYDA SAĞLAYABİLECEĞİMİZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE ORTAYA  ÇIKMIŞTIR

VE

TİCARİ  DEĞİLDİR..

 

BİLGİ  AKTARIMLARIMIZDA  SAKINCALI  VEYA  PAYLAŞIMI  İSTENMEYEN ALINTILAR  OLURSA UYARILDIĞIMIZDA  PAYLAŞIMLARIMIZDAN  ÇIKARILACAKTIR...!!