60 : ) TESBİH ANLAMI ÇEŞİTLERİ..........? / 20-04-2020
TESBİH' İN
ANLAMI
TARİHİ
ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ
TESBİH ANLAMI NEDİR.....?
tespih değil tesbih'tir doğru yazımı ve kelimenin aslı.
tesbih; "s-b-h" kökünden arapça fiilin nesne halidir.
saymak, sayarak anmak basit anlamı da var olduğu kabul edilen,
allah'ı ululamak,
onu tüm eksik ve kusurlardan tenzih etmek anlamı taşır özünde. ayırmak,
yüceltmek manasına da gelir aynı zamanda.
her bir tesbih tanesi bir kez anmak demektir yani.
Tespih,
İslamî alışkanlıklardan biri.
Allah'ın sıfatlarını tesbih ederken sayı saymak için kullanılan ve 33 veya katları kadar boncuk tanesinin ipe dizilmesiyle meydana gelen halkaya denir.
Pek çok dinde kullanılır.
Din dışında stres atmak için çevrilir.
Tespihin 11, 33 ve 99 taneli olanları Müslümanlar,
108 taneli olanı Budistler tarafından kullanılır.
Tespihin ucundaki parçaya imame denir.
Tahminlere göre Müslümanlar tespihi Budistlerden almışlar.
Hıristiyanlar da Müslümanlardan Avrupa'ya. Papa V. Pius, 1596'da yazdığı yazısında, Dominikus'un 1221 yılında Avrupa'ya tespihi getirdiğini yazmıştı.
İlk Hristiyan tesbihleri 33 taneli olup bu 33 tane İsa Mesih'in bu dünyada 33 yıl ömür sürmesini hatırlattığı için kutsal sayılmıştır (33 sayısı ile ilgili olarak bkz. Baal).
İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlar tespih yerine el içinde parmaklarını sayarlarmış.
Ancak Muhammed hiç kullanmamıştır.
Ebu Bekir döneminde ilk defa kullanıldığı sanılıyor.
"Tespih çekmek"
namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir.
Ancak birçok Müslüman bu sayıyı tespih taneleri ile değil, parmakları ile belirlemektedir.
Tespih günümüzde takı olarak da, can sıkıntısını gidermek için de kullanılmaktadır.
İLK BRAHMAN RAHİPLERİ TARAFINDAN KULLANILDIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR .
YAKLAŞIK 2800 YILDIR VE ÖZELLİKLE BİR İBADET ARACI OLARAK KULLANILAN TESBİHİN
İLK OLARAK MÖ 800 YILLARINDA HİNDU BRAHMAN RAHİPLERİNİN İBADET İÇİN KULLANDIĞI
KAYITLARDA YER ALIYOR .
GEÇMİŞ DÖNEMLERDE AVLANAN HYVANLARIN BAZI PARÇALRININ İPE DİZİLMESİYLE OLUŞTURULAN
TESBİH TANELERİ SAYISI HER DİNDE FARKLILIK GÖSTERİR
İSLAMİYETTE TESBİH
تسبيح “Tesbih”, `سبح sebh` kökünden türemiş bir kelimedir.
“سبح Sebh”in sözlük anlamı; “havada ve suda hızlı hareket etmek, geçip gitmek, yüzerek uzaklara gitmek” demektir.
Tesbih ise; “Allah`ı O`na yakışmayan şeylerden tenzih etmek/ uzak tutmak, yani
Allah`ı yüceltmek, O`nun her türlü kemal sıfatlarla donanmış olduğunu iyi kavramak ve bunu her vesile ile yüksek sesle söylemek” demektir.
Aynı kökten gelen “سبحان Sübhan”,
Allah`ın bir ismi olup; “çok tenzih edilen, her türlü kusurdan uzak olan” demektir.
Kur`an`da bir çok ayette, yerde ve gökte olan her şeyin Allah`ı tespih ettiği bildirilir.
Bunun anlamı; “zerreden küreye, var olan her şey,
Allah`ın her türlü kusurdan uzak olduğunun delilidir” demektir.
Tesbih, Yaratan`ı tüm nitelikleriyle tanımak ve tanıtmaktır.
تسبيح Tesbih kelimesinin kökünden gelen ve Allah`ı tesbih eden, yücelten kelimeler, Kur`an`da yüze yakın yerde geçmektedir.
Tesbih kelimesinin kökü ‘se-be-ha’ fiilidir.
Se-be-hasözlükte yüzmek, uzaklaşmak, yıldız hızlı hareket etmek,
Bir topluluğun yeryüzünde yayılıp hakim olması,
Suyun yayılıp kaplaması gibi anlamlara gelmektedir. ‘es-Sebhu’ suda ve havada hızlı yayılışı ifade eder.
Mecazen yıldızların uzaydaki hareketleri için kullanılır:
"ve kullün fi felekin yesbehûn" (Hepsi bir yörüngede akıp/yüzüp gitmektedir) (21/Enbiya, 33; 36/Yasin, 40).
Atların hızlı koşması ‘sebh’ (sebhan)fiili ile ifade edilir. İşlerdeki süratli koşuşturmaiçin de aynı kelime kullanılır:
"Senin için gündüz uzunca bir koşuşturma vardır." (73/Müzzemmil, 7).
‘Se-be-ha’ fiilinden türeyen tesbih, Allahu Teala’yı tenzih etmektir.
Söz, fiil ve niyet olarak ibadetlerin geneli için kullanılır. (Rağıb).
Kelimenin kök anlamı göz önüne alındığında,
Allah’ı iman ve amelle tenzih edişte sürekliliği, sağa sola sapmamayı ve tezliği ifade ettiği düşünülebilir.
Elmalılı Hamdi Yazır, ‘tesbih’i,
"Allah Teala’yı Cenabı akdesine layık olmayanşaibelerden gerek itikaden,
Gerek kavlen ve gerek kalben
tenzih etmek ve uzak tutmaktır" diye tanımlamaktadır.
Kuranda –sebbeha-fiili bazen mazi sigasıyla(geçmiş zaman kipiyle)-Hadid/1 de olduğu gibi kullanılmıştır.
Bazen de muzari sigayısla(geniş zaman),ara sıra da gelecek zaman kipiyle kullanılmıştır.
21/20, 39/75, 40/7, 41/38, 42/5 ayetlerinde olduğu gibi.
Bu farklılık kainattaki her zerrenin
Allah’a hamd etmiş olduğuna ,hala etmekte
olduğuna ve gelecekte de edeceğine delalet eder.
Tesbih kavramı Kuranda bir çok yerde geçer ve Alllaha boyun eğmenin,emirlerini uygulamanın bir ifadesi olarak kullanılır.
Tesbih kelimesi bir çok ayette hamd ifadesi ile geçmektedir.
Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tesbih eder.
Melekler de O'nun heybetinden dolayı tesbih ederler.
Onlar, Allah hakkında mücâdele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar.
Ve O, azabı pek şiddetli olandır.Rad/13
O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol.Hicr/98
Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder;
O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız. Doğrusu O Halim olandır, Bağışlayan'dır.İsra/44
Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan.
O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter.Furkan/58
O halde sabret, çünkü Allah'ın va'di haktır; günahının bağışlanmasını dile ve akşam-sabah Rabbini hamd ile tesbih et.Mümin/55
Artık Rabbini hamd ile tesbih et ve bağışlamasını dile! Muhakkak ki, O, çok bağışlayandır.Nasr/3
Bu ayetlerde Allah’ı hamd ile tesbihtenbahsediliyor.
Demek ki hamd ile tesbih kavramlarıbirbirlerini tamamlıyor.
Allahı hamdetmeyen toplum veyaşahışlar gerçek anlamda Allahı tesbih etmemiş sayılır.
Haydi, Rabbinin yüce ismi ile tesbih et.Hakka/52
Kainattaki her şey elektrona varıncaya kadarhepsi,Allah’ı tesbih etmektedir:
Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların
Allah'ı tesbih ettiğini görmez misin? Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.Nur/41
Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir.Hadid/1
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.Haşr/1
O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır.
En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar, O'nu tesbih ederier. O, öyle üstündür, öyle hikmet sahibidir.Haşr/24
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O, güçlüdür, Hakim'dir.Saf/1
Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih eder.Cuma/1
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah'ı tesbih ederler.
Hükümranlık O'nundur, Övülmek O'na mahsustur. O herşeye Kadir'dir.Tegabun/1
Tesbih kavramıyla ilgili dikkat edilmesi ayetlerdenbirisi de Kalem suresindeki bahçe sahiplerinin tavırları:
En mutedil olanları: «Ben size Rabbinizi tesbih etsenize, demedim mi?» dedi.Kalem/28
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.Kalem/29
Bahçe sahiplrindeki mutedil –vasat-kişi ,onların aldığıkarara uymak istemiyordu
.Onlara tesbih etmelerigerektiğini söylüyordu.
Ama bu tesbih,bizim bildiğimizyani her gün ikame ettiğimiz namazdan sonra çekilentesbih olmadığı aşikardır.
Burada Rabbin tesbih edilmesi,
Miskinlere verilmesi gereken payın verilmesiydi.Başka bir deyimle
Allahın emir ve iradesine teslim ve tabi olmaktı.
Bunun aksi ise zulümdür.Yani
miskinlere verilmesi gereken payın verilmemesi zülümdür.
Kuran,tesbih kavramın bir bütünlük içinde, insanınhayatının her alanında tesbih etmesi gerektiğini vurguluyor:
Bu ayetler benzeri bir çok ayet vardır Kuranda.
Kuranikavramlar,
yaşanan tarihsel süreç içerisinde aslianlamlarından soyutlanıp,daha çok şekilsel anlamlarkazandırılmıştır.
Bu da bizlerin Kurandan uzaklaşmasınınsonucunu doğurmuştur.
Kuranı anlamak istiyorsak
kavramları yerli yerinde kullanmak ve Kuranın o kavramabiçtiği rolü kavramak gerekiyor
herhalde.İnsanlar dininigerçek anlamda öğrenmezse , Allahı gerçek anlamda tesbih edemez.
Namaz Tesbihlerin
33 Defa
Çekilmesinin Sırrı
NAMAZDAKİ TESBİH ANLAMLARI
"Allahu Ekber"
Anlamı:
Allah en büyüktür.
"Sübhane Rabbiyel Azim"
Anlamı:
Ey büyük Rabb'ım! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.
"Semiallahulimen hamideh"
Anlamı:
Allah kendisine hamd edenleri işitti.
"Rabbena leke'l-hamd" Anlamı:
Ey Rabbımız! Her çeşit hamd ancak sanadır.
"Sübhane Rabbiye'l-ala"
Anlamı:
Ey Yüce Rabb'ım! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.
"Esselamu aleykum ve rahmetullah"
Anlamı:
Allah'ın selamı üzerinize olsun
"Allahümme ente's-selamu ve minke's-selam
tebarek-te ya-zel celali vel ikram"
Anlamı:
Allah'ım! Sen kurtuluş merciisin. Esenlik ve güvenlik sendedir.
Ey Azamet ve Kerem sahibi Allah'ım! Senin şanın çok yücedir.
"Ala Resulina Muhammedin salavat"
Anlamı:
Salat Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v.)'in üzerine olsun
"Subhanallahi ve'l-hamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim"
Anlamı:
Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah'adır. Allah'tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah'tan başkasında güç ve kudret yoktur.
"Subhanallah"
Anlamı:
Allah noksan sıfatlardan münezzehtir.
"Elhamdülillah"
Anlamı:
Hamd Allah'adır.
"Lailahe illallahu vahdehula şerikeleh lehül mülkü velehül hamdüala külli vehüve şey'in kadir"
Anlamı:
Eşsiz olan ve ortağı olmayan Allah'tan başka ilah yoktur. Hükümranlık Onundur, hamd Onadır ve O her şeye güç yetirendir.
"Subhane Rabbiye'l-aliyyi'l-a'le'l-vehhab"
Anlamı:
Çok bahşedenlerin en yücesi olanRabb'im! Sen noksan sıfatlardan münezzehsin.
"Amin"
Anlamı:
(Duamın kabul olacağına) Ben inanıyor, güveniyorum.
BİR TESBİH HİKAYESİ
Günün birinde bir derviş,
bir kucak dolusu elmayla bayırları aşan bir genç kıza rastlamış.
Bozkırın sıcağında yorgunluktan yanakları al al olmuş kızın.
“Nereye gidersin?
Ne doldurdun kucağına?”
diye sormuş derviş.
Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.
“Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.”
“Kaç tane?”
diye soruvermiş birden derviş
Kız durmuş ve şaşkın şaşkın demiş ki:
“İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?”
Usulca koparıvermiş elindeki
tesbihin
ipini
derviş…
|
Kuranda tesbih ile alakali tahmini 45 ayet geçiyor |
|
| 3:41 - | Zekeriyya: "Rabbim! (oğlum olacağına dair) bana bir alâmet ver" dedi. Allah da buyurdu ki: "Senin için alâmet, insanlara üç gün, işaretten başka söz söyleyememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et". |
|
|
|
| 7:206 - | Zira Rabbinin katında olanlar, Allah'a kulluk etmekten asla kibirlenmezler, O'nu tenzih eder, şanını ulularlar ve yalnızca O'na secde ederler. |
|
|
|
| 13:13 - | Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah'ın çarpması pek çetindir. |
|
|
|
| 15:98 - | O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol. |
|
|
|
| 17:44 - | Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır. |
|
|
|
| 19:11 - | Nihayet (birgün konuşamayınca) mihrabdan kavmine karşı çıktı da onlara "Sabah ve akşam (Rabbinizi) tesbih edin" diye işaret etti. |
|
|
|
| 20:33 - | Ki seni çok tesbih edelim. |
|
|
|
| 20:130 - | O halde, dediklerine sabret; güneşin doğmasından önce ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım vakitlerinde ve gündüzün etrafında da tesbih et ki hoşnudluğa eresin. |
|
|
|
| 21:20 - | Gece gündüz (hep Allah'ı) tesbih ederler, usanmazlar. |
|
|
|
| 21:79 - | Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmiştik; (zaten) herbirine hüküm ve ilim vermiştik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik. |
|
|
|
| 24:36 - | (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu tesbih ederler. |
|
|
|
| 24:41 - | Görmez misin ki, göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat çırpıp uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini? Her biri kendi tesbihini ve duâsını bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir. |
|
|
|
| 25:58 - | Sen, ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter. |
|
|
|
| 30:17 - | O halde akşama girdiğiniz zaman da, sabaha girdiğiniz zaman da tesbih Allah'ındır. (daima O, tesbih edilir). |
|
|
|
| 32:15 - | Bizim âyetlerimize öyle kimseler iman eder ki, onlarla kendilerine öğüt verildiği zaman secdelere kapanırlar ve Rablerine hamd ile tesbih ederler de büyüklük taslamazlar. |
|
|
|
| 33:42 - | Ve O'nu sabah akşam tesbih edin. |
|
|
|
| 34:10 - | Andolsun ki, biz Davud'a tarafımızdan bir fazilet verdik. "Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin." dedik ve bunu kuşlara da (emrettik) ve ona demiri yumuşattık. |
|
|
|
| 37:143 - | Eğer çok tesbih edenlerden olmasaydı, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. |
|
|
|
| 37:166 - | (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makamı vardır. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler. |
|
|
|
| 38:18 - | Biz, dağları onun emrine vermiştik. Akşam-sabah onunla birlikte tesbih ederlerdi. |
|
|
|
| 38:19 - | Kuşları da toplu olarak onun emrine vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi. |
|
|
|
| 39:75 - | Meleklerin de arşın etrafını kuşatarak, Rablerine hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Artık halk arasında hak ile hüküm icra edilip "âlemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun" denilmektedir. |
|
|
|
| 40:7 - | Arşı taşıyanlar ve onun etrafındakiler, Rablerinin hamdiyle tesbih ederler ve O'na inanırlar. İman etmişler için de şöyle bağışlanma dilerler: "Ey Rabbimiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru." |
|
|
|
| 40:55 - | O halde sabret. Çünkü Allah'ın vaadi haktır. Hem günahından dolayı istiğfar et ve akşam sabah Rabbini hamdiyle tesbih et. |
|
|
|
| 41:38 - | Eğer onlar büyüklük taslarlarsa bilsinler ki, Rabbinin yanındaki melekler gece gündüz O'nu tesbih ederler ve hiç usanmazlar. |
|
|
|
| 42:5 - | Nerde ise gökler O'nun azametinden tâ üstlerinden çatlayacak gibi titreşiyorlar. Melekler Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzünde bulunan kimseler için mağfiret diliyorlar. İyi bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. |
|
|
|
| 48:9 - | Ki, Allah'a ve Resulüne iman edesiniz, ve bunu takviye edip, O'na saygı gösteresiniz ve sabah akşam O'nu tesbih edesiniz. |
|
|
|
| 50:39 - | Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güneşin doğuşundan önce (sabah namazını) ve batışından önce de (öğle ve ikindi namazalarını kılarak) Rabbini Hamd ile tesbih et. |
|
|
|
| 50:40 - | Geceleyin (akşam ve yatsı namazlarını kılarak), namazlardan sonra da (vitir ve nafile kılarak) O'nu tesbih et. |
|
|
|
| 52:48 - | Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et. |
|
|
|
| 52:49 - | Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O'nu tesbih et. |
|
|
|
| 56:74 - | Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt. |
|
|
|
| 56:96 - | Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et. |
|
|
|
| 57:1 - | Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. |
|
|
|
| 59:1 - | Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir, O üstündür, hikmet sahibidir. |
|
|
|
| 59:24 - | O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır. |
|
|
|
| 61:1 - | Göklerdekilerin ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir. |
|
|
|
| 62:1 - | Göklerde ve yerde olanların hepsi padişah, mukaddes, azîz ve hakîm olan Allah'ı tesbih etmektedir. |
|
|
|
| 64:1 - | Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. Her şeye gücü yeten O'dur. |
|
|
|
| 68:28 - | İçlerinde en makul olanı şöyle dedi: "Ben size Rabbinizi tesbih etsenize dememiş miydim?" |
|
|
|
| 68:29 - | "Rabbimizi tesbih ederiz, doğrusu biz zalimler imişiz." (dediler). |
|
|
|
| 69:52 - | O halde, haydi tesbih et Rabbinin yüce ismiyle. |
|
|
|
| 76:26 - | Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl). |
|
|
|
| 87:1 - | Rabbinin yüce adını tesbih et. |
|
|
|
| 110:3 - | Rabbini öğerek tesbih et, O'ndan bağışlanmanı dile, çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. |
KEHRİBAR NEDİR
NASIL
OLUŞUR
Kehribar, milyonlarca yıl önce yaşamış,
çok geniş alanlar kaplayan,
yüksek ağaçlı,
tropik ve yarı tropik ormanlardaki ağaçların salgıladığı reçinenin fosilleşmiş halidir.
Kehribar çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanısıra, tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşabilir.
Reçine, ağaçların bir korunma mekanizmasıdır.
Ağacın gövdesi veya dalı herhangi bir şekilde zarar görürse (atmosferik koşullar, yaşlılık veya iri hayvanlar nedeniyle v.b. dış etkenler), yani kırılıp, yarılırsa kabuksuz dokuların dış etkenlere dayanıksız olduğu bir bölge açığa çıkar. Bu durumda reçine salgılanarak, taze yüzeyin kapatılarak iyileştirilmesine çalışıldığı gibi, kendisine zarar verebilecek böcek ve mantar gibi canlılarında reçinenin kendisine has kokusu, tadı ve yapışkanlığı ile ağaçtan uzak tutulmasına çalışılır. Bazı hastalıklarını iyileştirmek için salgılama yapmasının yanında yüksek ağaçlarda hızlı büyümenin oluşturduğu tansiyon nedeniyle oluşan boyuna çatlaklardan da bolca reçine salgılanır. O dönemlerde tropik ve yarı tropik iklim koşullarında yaşayan yüksek ağaçların, iklimin gittikçe yüksek sıcaklıklara ulaşması nedeniyle de bol miktarda reçine ürettikleri düşünülmektedir.

Ağaçta reçine salgı tipleri:
1- Dahili çatlakta reçine
2- Kabuk altında reçine
3- Dahili reçine cebi
4- Kabuk içinde reçine
5- Harici yara dolgusu
6- Sarkıt şeklinde reçine akıntısı
7- Harici damla biçimli reçine
Bu reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına genellikle sellenme ile lagün, delta, veya denizel ortama taşınır. Burada sediment (kırıntılı malzeme) lerle birlikte gömülür. Milyonlarca sene boyunca ortama taşınan, bazen yüzlerce metre kalınlık oluşturan çökel malzeme altında kalan reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek kehribara dönüşür.
Reçineden kehribara dönüşümde, reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerinde önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Mesela, Borneo kehribarı Orta Miosen yaşlıdır. Buradan gelen koyu renkli kumtaşı içinden çıkarılan örnek kesin olarak kehribar (alkolle reaksiyona girmiyor) olmasına rağmen, kiltaşı seviyelerinden elde edilen sarı renkli fosil reçine copal dir (alkolle reaksiyona girmiştir). Yani aynı süreci yeraltına gömülü olarak geçiren reçine muhtemelen içinde bulunduğu tortulların etkisiyle yeterli olgunluğa erişememiş ve copal aşamasında kalmıştır.
Kehribarlaşmanın en önemli etkenleri kabul edilen basınç ve sıcaklık yanında reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerin türünün de etkili olduğunun düşünülmesine rağmen bu dönüşümün tüm mekanizması henüz anlaşılabilmiş değildir. Altta reçineden, copal ve kehribara geçiş süreci basitleştirilerek gösterilmiştir. Geçmişten günümüze doğru (soldan sağa) reçine orijinal plastisitesini ve suyunu kaybetmeye ve sertleşmeye başlar.
Tesbih çekmek bir gelenektir. Nasıl yapıldığı ise hep bir merak konusu olmuştur.
İşte adım adım tesbih yapımı
Tesbihin yapılacağı madde önce testereyle uygun ende çubuklar halinde kesiliyor. Bu çubuklar istenilen tane boyuna göre bölünüyor. Tornada "çarkuşane" denilen aletle, dakikada 3500 devirde döndürülürken tam ortadan deliniyor. Kalıba geçirilen tane yani "habb" sol elle ileri-geri döndürülürken, sağ eldeki ardayla da yontuluyor ve rendeyle istenilen biçime sokuluyor. Tanelerin hepsinin aynı boyda olması sağlanıyor.
Sonra malafadan sökülmeden kaol ile cilalanıyor. Kaol, aktarlarda satılan bir parlatma solüsyonu...
Eski ustaların kol kotalarla cila yaptıkları ve tanenin deliğini dahi cilalattıkları biliniyor. Sonra "tahril" denilen bir ip üzerine parçalar diziliyor…
Tesbih ustaları 1965 yılından bu yana yavaş yavaş çağa uyarak elektrikli tornalara geçmiş… Hatta bilgisayarlı torna kullananlar da varmış. Şu anda çıkrık kemane ile tesbih çeken bir usta bilinmiyor. Çeken ustalar çektikleri tesbihlere kendi üsluplarıyla imzalarını atmışlar… Ağaç tesbihlerde ise imame, ustanın imzası yerine geçiyor. İmamenin çekilişinden ustanın kim olduğu anlaşılıyor.
Osmanlı döneminde bir sanat ve ustalık işine dönüşen tesbih yapımı, mahir tesbih ustalarının "kemane" adı verilen tornalarında gerçekleşmiştir. Elle veya ayakla çalışan kemaneler ve ona eşlik eden el matkapları günümüzde artık kullanılmıyor. Değişen koşullarla birlikte tesbihler de "çekim" adı verilen modern yöntemlerle yapılır hale geliyor.
Önce tesbih taneleri yapılıyor
Tesbih yapımında ilk olarak kullanılan madde, kalınlığı en fazla bir milimetre olan testere aracılığıyla kare ya da dikdörtgen parçalara bölünüyor. Kesilen parçalar parmaklar arasında tutularak dönen bir zımparada kendi eksenleri etrafında sürülerek silindir ve yuvarlak biçimlere dönüştürülüyor. Ustalarının "yuvarlama" dediği bu işlemin ardından taneler, bir tona aynasına takılıyor ve "delme" işlemine geçiliyor. Torna aynasında taneler, dakikada 3 bin 500 devirde dönerken puntodan yaklaştırılan 0.7 milimetre çapındaki matkapla deliniyor (Tane büyüklüğüne göre bu çap artırılabiliyor ya da düşürülebiliyor).
Tesbih yapımının can alıcı noktası
Tesbih yapımının en can alıcı safhası ise bu noktada başlıyor yani tornada işleme safhası. Bu aşamada, tornanın aynasına sıkıştırılan bir çelik çubuk, eğe yardımıyla beş köşeli konik malafa şekline getiriliyor. Torna aynası dönerken bu malafanın, yalpasız, salgısız ve adeta "dönmez" gibi görünmesi ise hayati önem taşıyor. Zira malafa salgılı döner; tane, tam deliği merkez alacak şekilde işlenemez ise ipe dizildiğinde "sarhoş" diye tabir edilen şekilde kaçık duracaktır.
Ardından, malafa üzerinde sıkışmış halde dönen taneye, hava çeliğinden düz uçlu bıçaklarla şekil veriliyor. Sabitleştirilmiş ölçüdeki bir kumpasla sık sık boy kontrolü yapılırken, serbest ölçüdeki bir kumpasla da çap ölçümü yapılıyor. Böylece taneler arasında sıfır hata olması sağlanıyor.
Tesbih çekmenin her aşaması incelikli
İstenilen ölçüye getirilen taneler, duraklar, imame ve tepelik; malafadan sökülmeden önce üzerine parlatıcı dökülmüş yumuşak tüysüz bir bezle cilalandıktan sonra kendine uyan renkteki ipe diziliyor.
Tesbih dizim safhası da ince bir işçilik gerektiriyor. Tesbih ipinin iki ucunun sarmal şekilde buruluşu, uçlarının bal mumlanışı, imamenin altındaki ve üstündeki düğümlerin atılışı da ustasının maharetiyle tamamlanıyor. Aynı zamanda tesbih yapma işine, çoğumuzun elde tek tek tane çekmek olarak bildiği isim verilerek tesbih çekmek deniyor.
Bu arada belirtmeliyiz ki, tesbihlerin en güzelleri de yine İstanbul'da yapılırmış. İslam ülkelerinden zengin meraklılar yüzyıllar boyunca en güzel tesbihleri hep İstanbullu ustalardan edinmişler.
Lokman Usta'nın dediğine göre günümüzde tesbih koleksiyonu yapanlar da gün geçtikçe artıyor. Tesbihin neden yapıldığı, imamesinin orijinalliği, tanelerin muntazamlığı, ipe dizilişindeki renk uyumu tesbihin maddi manadaki değerini arttıran özellikler. Allah'ı anarken insanın elindeki aracın doğal maddelerden oluşması ona ayrı bir lezzet de katıyor. Pek çok madenin insana değdiğinde olumlu etkileri olduğunu biliniyor.
Neticede her iki anlamda da "tesbih çekmek" insanı bulunduğu boyuttan çok daha ötelere götürüyor. İnsana diyor ki, "Nerede olursanız olun kalbinizin tesbihini yanınızda götürün. Yüce olan tek yaratıcıyı her an anın. Huzur bulun, huzurla kalın."


Ağaç Tesbihler
Tesbih yapımında yaygın olarak kullanılan malzemelerden biri de ağaçlardır.
Dünyanın çeşitli yerlerinde yetişen, kimi nadir kimi yaygın bulunan ağaçlardan elde edilen malzemeden yapılan ahşap tesbihler,
ağaçların birer “canlı” olması dolayısıyla
özel kabul edilirler.
Kimi ağaçların kokusu,
dokusu kimilerinin ise çeşitli şifalı özellikleri,
onlardan elde edilen tesbihlere yansır.
Bunun yanında malzemenin doğal ve “canlı” ağaçlardan elde edilmesi nedeniyle,
hem canlılığın tesbihlerde devam ettiğine hem de tesbihi kullanan insanı iyi hissettirdiğine inanılır.
Ağaçlardan elde edilen tesbih türleri:
Abanoz Tesbih
Azobe Tesbih
Bocote Tesbih
Ceviz Tesbih
Demirhindi Tesbih
Elma Ağacı Tesbih
Gül Ağacı Tesbih
Kan Ağacı Tesbih
Kiraz Ağacı Tesbih
Kuka Tesbih
Maun Tesbih
Narçıl Tesbih
Öd Ağacı Tesbih
Palmiye Tesbih
Sandal Ağacı Tesbih
Yılan Ağacı Tesbih
Zeytin Ağacı Tesbih
Abanoz
Abanozun Özellikleri
Geniş gövdesi ve simsiyah rengi ile tanınan abanoz ağacından elde edilen malzemenin, siyaha yakın renkte ve ağır olanı “en iyi” kabul edilir.
Eski çağlardan bu yana değerli kabul edilen abanoz, pek çok kralın asa ve tahtının yapımında ve çeşitli heykellerde kullanılmıştır.
Abanozun Bulunduğu Yerler
Abanoz tropik ve subtropik bölgelerin odunlu bitkileridir.
Azobe
Azobenin Özellikleri
Azobe ağacının gövdesi genellikle düzdür. Yaklaşık 2 cm kalınlığındaki kabuk kısmı kırmızı-kahverengi renkte olan ağacın,
Azobenin Bulunduğu Yerler
Azobe genellikle Kamerun,
Bocote
Bocotenin Özellikleri
Çok yoğun sıkı bir ağaçtır.
Bocotenin Bulunduğu Yerler
Tropikal Amerika, Batı Meksika, Guatemala, Honduras Nikaragua, Kolombiya, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Haiti ve Jamaika.
Ceviz Ağacı
Ceviz Ağacının Özellikleri
Uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli bir ağaçtır.
Ceviz Ağacının Bulunduğu Yerler
Doğu Amerika’da Güney Minnesota,
Demirhindi
Demirhindinin Özellikleri
Ortalama 2,5-3,5 cm genişlikte, keçiboynuzuna benzeyen koyu kestane renginde meyveler verir.
Demirhindinin Bulunduğu Yerler
Özellikle Mısır ve Hindistan’da yetişen ağaç, Afrika, Hint Asya, Latin Amerika ve Türkiye’nin güneydoğu bölgelerinde görülür.
Elma Ağacı
Elma Ağacının Özellikleri
Boyu 7-8 m'ye kadar çıkan elma ağaçlarının, türe göre, koyu griden çok pembe renge kadar değişen silindirik muntazam gövdeleri vardır.
Kabuğu türlerine göre kalın ya da ince ve farklı renklerdedir. Meyve türlerinin ayırt edilmesini sağlayan en belirgin özellik, kabuğun rengidir.
Elma Ağacının Bulunduğu Yerler
Elmanın ilk olarak Kuzey Anadolu'da, Güney Kafkaslar, Rusya'nın güneybatısında kalan bölgeler ve Orta Asya dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır.
Gül Ağacı
Gül Ağacının Özellikleri
30 metre boyunda, yaklaşık 2 metre eninde büyük bir ağaç olan gül ağacı, her daim yeşil yapraklara sahiptir.
Gül Ağacının Bulunduğu Yerler
Güney Amerika, Brezilya Kolombiya, Ekvador, Guyana, Peru, Surinam ve Venezuela’da yaygın olarak bulunur.
Kan Ağacı/Paduk
Kan Ağacının Özellikleri
Ağacın kabuk ile öz kısmı arasında kalan 6-10 cm genişliğindeki diri odun beyazımsı ve krem renginde, iç kısmı ise kırmızımsı renktedir. Bu kısım, ağaç kesildikten sonra morumsu kahverengiye dönüşür.
Kan ağacı dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Genellikle ipeksi dokuda, damarları düz sadedir. Yaygın olarak bilinen, yaşlı ağaçların daha iyi cila tuttuğudur. Bu nedenle tesbih yapımında da yaşlanma aşamasındaki ağaçlar tercih edilir.
Kan Ağacının Bulunduğu Yerler
Batı Afrika, Nijerya, Kamerun, Ekvator Ginesi, Gabon, Kongo, Zaire, Angola’da bulunur.
Kiraz Ağacı
Kiraz Ağacının Özellikleri
Dalları düzgün olan kiraz ağacının gövdesi düz ve diktir. Yine gövde kısmı grimsi siyah ya da donuk siyah olmakla birlikte enine çizgileri vardır.
Kiraz Ağacının Bulunduğu Yerler
Giresun, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu'da doğal olarak bulunur.
Kuka
Hindistan cevizine benzer. İçindeki öz kısmı ayıklandıktan sonra etli kısmı işlenerek tesbih elde edilir.
Kukanın Özellikleri
Kuka kaygan ve pürüzsüz yapısı ve el ile temas ettikçe renginin koyulaşması dolayısıyla tesbih yapımında kullanılan malzemeler arasında en özellikli olanlardan biridir.
Tropikal iklime sahip Endonezya, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerde bulunur.
Maun
Maunun Özellikleri
Sert ve damarlı bir ağaçtır. Ham hali sarı olan ve sonradan koyulaşan maun, işlemesi zor olduğu için oymacılık işlerinde kullanılır.
Tesbih yapımında da iyi işlenebilmesi, sertliği, sağlamlığı ve rengi itibariyle aranan malzemelerdendir. İyi cila kabul eder. Maun, sadece sağlamlığından ötürü değil, zamanla biçimini değiştirmemesi özelliği ile de değerli kabul edilir. Tesbihler için koyu renklisinin daha uygun olduğu düşünülür.
Maunun Bulunduğu Yerler
İlk olarak Batı Hint Adaları’nda keşfedilen maun, Amerika, Afrika ve Hindistan'da yetişmektedir. Türkiye’de ise bulunmaz.
Narçıl
Narçılın Özellikleri
Narçıl, günümüzde nadir olarak bulunsa da özellikle çekimi çok hoş olduğundan tesbih yapımında kullanılmaktadır.
Natçılın Bulunduğu Yerler
Yalnızca, Hint Okyanusu’ndaki Seychelles Adalarından Praslin’in bir vadisinde yetişir.
Öd Ağacı
Öd Ağacının Özellikleri
60 cm gövde çapına sahip ve 40 metre kadar uzayabilen ve her daim yeşil, büyük bir ağaç türüdür.
Öd ağacından yapılan tesbihler, malzemenin hoş kokusuna da sahip olduğundan özelliklidir.
Öd Ağacının Bulunduğu Yerler
Palmiye
Palmiyenin Özellikleri
Konik gövde yapısına sahip palmiyelerin hemen hiç dalları yoktur. En büyükleri 30 metreye kadar yükselebilmektedir.
Palmiyenin Bulunduğu Yerler
Yaygın olduğu yerler Asya, Amerika, Büyük Okyanus Adaları ve Afrika'dır.
Sandal Ağacı
Sandal Ağacının Özellikleri
Boyu 4 ila 9 metre arasında değişen sandal ağacı, oldukça uzun ömürlü olmasıyla bilinir.
Sandal Ağacının Bulunduğu Yerler
Sandal ağacının anavatanı Hindistan yarımadası, Avustralya ve doğu Endonezya'dır. Günümüzde ise Çin, Sri Lanka, Filipinler gibi çeşitli ülkelerin ormanlarına yayılmıştır.
Yılan Ağacı
Yılan Ağacının Özellikleri
İlk kesildiğinde kırmızımsı bir renktedir. Hava ile temas ettikçe rengi kahverendi tonlara dönüşür.
Yılan Ağacının Bulunduğu Yerler
Güney Afrika, Fransız Guyanası ve Amazon ormanlarında yetişir.
Zeytin Ağacı
Zeytin Ağacının Özellikleri
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklı olan zeytin, dayanıklılığın sembolüdür.
Zeytin Ağacının Bulunduğu Yerler
Bir Tesbihi Değerli Kılan Unsurlar Nelerdir?
Materyal
Tesbihler, inci, necef, yakut, akik, ametist gibi değerli taşlar; kehribar, oltu taşı gibi fosillerin yanı sıra abanoz, ceviz ve kuka gibi ağaçların da aralarında yer aldığı birçok farklı materyalden üretilebilirler. Tüm bu materyaller arasında ise değerli taşlardan üretilen tesbihler en değerlileridir. Çünkü değerli taşlar şifa özelliklerinin yanı sıra kendilerine has renkleri, dokuları, sesleri ile olağanüstü bir güzelliktedirler. Ayrıca nadir bulunurlar ve aşırı sert olduklarından işlemeleri ustalık gerektirir.
Taneler ve Boyutları
Tesbihteki tanelerin ve imamenin büyüklüğü, tesbihi değerli kılan önemli bir unsurdur. Tesbihin değeri, tanelerin boyutları büyüdükçe misli misli artar. Örneğin 8 mm çapında bir tane varsayalım 8 USD değerinde iken; (rakamlar tamamen varsayımsaldır) 16 mm çapında bir tane 50 USD olabilir. Çünkü iri taneler daha nadir bulunurlar.
Renk Uyumu
Değerli taşlardan yapılmış tesbihlerde, her bir tane; dokusu açısından diğerinden farklı ve benzersizdir. Buna karşın tesbihi bir araya getiren taneler ve imame arasında hoş bir ton uyumu olmalı, seyretmesi insana zevk vermelidir.
Ses Uyumu
Tesbihin çekilmesi esnasında tanelerin birbirine çarparken çıkardıkları ses de çok önemlidir. Özellikle değerli taşlardan yapılmış tesbihlerin çekilirken çıkardıkları ses, kuş cıvıltısını andırır ve sakinleştirici özellikleri vardır. Özellikle iri taneli tesbihlerde bu ses çok daha belirgindir ve hoş bir duygu verir.
İmame ve Boyutu
Tesbihin imamesinin, taneler ile aynı materyalden, renkten ve desenden olması, ayrıca iri olması tesbihin değerini misli misli arttırır. Çünkü bu büyüklükte parçayı bulmak, bu derece sert bir materyalin ortasından sicimin geçeceği dikine uzun bir delik açmak çok zordur. Genellikle bir imame yapmak için birkaç imame delinirken kırıldığı için kaybedilir. Bazen sadece imame, tesbihteki tüm tanelerden daha değerli olabilir. Bu yüzden sıradan tesbihlerde çoğunlukla gümüş vb. malzemelerden imameler kullanırlar.
Orijinallik
Günümüzde gelişen teknoloji ile birçok renkli cam materyal değerli taşlara benzetilebilmektedir. Bunların maliyetleri de çok düşük olmaktadır. Buna karşın, herhangi bir şifa özelliklerinin olmaması bir yana, tanelerin rengi, dokusu ve sesleri de sıradandır.
İşçilik
Temel kural olarak bir tesbihin işlenmesi ne kadar güç ise, tesbih o kadar değerlidir.
Bu yüzden de son derece sert, buna karşın kırılgan oldukları için işlemesi de o derece güç olan değerli taşlar, yine yüksek değere sahiptirler.
Örneğin çok yumuşak materyaller olan ve bir çakıyla bile işlenebilen oltu taşı,
lüle taşı gibi materyallere karşın,
sadece kendisinden daha sert yegane materyal olan elmas ile işlenebilen (aşındırılabilen, şekil verilebilen) değerli taşlardan yapılan tesbihler çok daha değerlidir.
İşçilikteki ikinci önemli unsur ise tanelerin tornada mı yoksa elde mi işlendiğidir.
Düz yüzeyli (yani üstünde herhangi bir el işçiliği (desen, işleme vb. olmayan) küre, fıçı, silindir vb.
formlardaki taneler, tornaya takılarak -görece- kolay işlenirler.
Buna karşın tanelerin yüzeyine ayrıca çeşitli desenler işlenmişse
(çiçek, hayvan gibi çeşitli şekiller vb.)
veya taneler fasetalı olarak tabir edilen çok yüzeyli şekilde üretilmişse tesbihin değeri işlemenin detay seviyesi de göz önüne alınarak misli misli artar.
Örneğin lüle taşından bir taneye desen işlemek birkaç dakika sürerken,
çok sert değerli taşlara aynı deseni işlemek tek bir tane için günler sürebilir. Bu da tesbihin değerini arttırır.
İşçiliği değerlendirirken göz önünde tutulacak bir başka unsur da, imamesinden tutulup aşağı doğru sarkıtılan tesbihin tanelerinin ne kadar düz dizildiğidir.
Yandan bakıldığında tanelerin biri dışarda, biri içerde görünüyor ise
(içlerinde sarhoş tabir edilen, tam ortadan delinmemiş taneler var ise)
bu görünüm tesbihin değerini işçilik açısından düşürür. Taneler ne kadar düz dizilmiş ise tesbihin işçilik açısından değeri o kadar artar.
Sadelik ve Tevazu
Tesbih aynı zamanda sahibinin kişiliğini yansıtır. Bu yüzden değerli bir tesbih sade ve makul olmalıdır. Nasıl ki alçak gönüllü ve tevazu sahibi bir insan, rüküş olmaz ise, değerli bir tesbih de fazla süslü olmamalıdır. Bir tesbih temelde taneler ve imameden oluşur. Bu yüzden de aşırı süslenmiş, üzerlerine isim yazılmış vb. tesbihler hoş karşılanmazlar.
Sonuç
Kısa bir değerlendirmeyle,
bir tesbihi değerli kılan unsurlar;
kullanılan materyalin nadirliği,
tanelerin ve imamenin iriliği,
renk ve ses uyumu,
tesbihin üretiminde sarf edilen emek,
işçiliğindeki ustalıktır.
TAŞ TESBİHLER
Sadece bir ipe dizili, çeşitli maddelerden yapılan belirli sayıda taneler mi?
Tesbih, aslında bir ibadet eşyasıdır.
Tesbihin doksan dokuz tanesi Allah'ın Esma-ül Hüsna denilen doksan dokuz adının sayılmasıdır.
Namaz sonunda sırası ile otuz üçer defa Sübhanallah-Elhamdulillah-Allahu Ekber sözleri tekrarlanır,
İslam'da ibadetin bir gereği olan tesbih, otuzüçlük ve doksandokuzluk dizileri ile aynı zamanda bir sanat dalı olarak gelişmiş, t
esbih yapan atölyeler tezgahlar açılmıştır.
Tesbih yapımında

Zümrüt,


Yakut,

Lapis,


Firuze,


Lületaşı,
Akik,


Kuars,



Oltu,
Ametist,
Yeşim,
Yıldız taşı,
Necef,
Kan taşı,
Şah maksut
gibi kıymetli
ve
yarı kıymetli taşların
yanı sıra;
Sedef,
İnci,
Mercan,
Fildişi,
Deve dişi,
Mors dişi,
Deve Kemiği,
Fil kemiği,
Bağa,
Keçi,
Manda,
Geyik,
Ceylan,
Bufalo,
Sergerdan(Gergedan boynuzu),
gibi hayvansal ürünlerden tesbihler yapılır.
Organik maddelerden yapılan
Kehribar,
,
Siyah kehribar,
ayrıca Abanoz,
Zeytin çekirdeği,
Gül,
Peleseng(gemi ağacı),
Vengi(Sandal Ağacı),
Demirhindi,
Sakız Ağacı,
Kuka,
Narçıl,
Andız,
gül ağacı,
Yılan ağacı,
Öd ağac,
gibi bitki kökenli tesbihlerin yanı sıra
kristal,
Beykoz boncuğu
gibi cam tesbihlerin de yapıldığı
görülür.
Tesbihlerin 33'lük bölümlerini ayıran ayrı parçalara "nişane",
iki ucu birleştiren ve genellikle çok süslü yapılan parçaya da "imame" denir.
Altın, gümüş ve ibrişim püsküllü imamelerin ucuna takılan degerli taşlar,
dizili veya altın, gümüş tel örgülü saçaklar tesbihe ayrı bır guzellık verir...
En iyi tesbihler Osmanlılar devrinde İstanbul'da yapılmış, İstanbul'da yüzlerce tesbih atölyesi açılmıştır.
Tesbihlerin çok ufak tanelilerine "zenne" yani "kadın tesbihi" denir...
Bir de genellikle ceviz ve Ihlamur ağacından yapılan iri taneli en büyüğü 999'luk zikir tesbihleri mevcuttur.
Bunlar tekke işi olup zikir ayinleri sırasında çekilir...
Türkiye'de birçok müzede büyüklü küçüklü tesbih koleksiyonları bulunduğu gibi pek çok tesbih meraklısı çok değerli tesbih koleksiyonlarına sahiptir...
Tesbihte 33 sayisinin nedeni Kameri Takvimi'nde bizim 33 yilimizin 1 yil etmesidir...
Değerli Taş
Tesbihler
(GEM)
Değerli doğal taşlar, özellikle insan vücuduyla yakın temas haline bulunabilecek alanlarda kullanılmış,
İşte, tesbih üretiminde kullanılan değerli naturel taşlar:
Akuamarin Tesbih
Aleksandrit Tesbih
Ametist Tesbih
Anjelit Tesbih
Aventurin (Yıldız Taşı) Tesbih
Aytaşı Tesbih
Azurit Tesbih
Çeroit Tesbih
Jasper Tesbih
Kalsedon Tesbih
Kantaşı Tesbih
Kaplangözü Tesbih
Kuvars Tesbih
Labradorit Tesbih
Lal Taşı Tesbih
Lapis Tesbih
Malahit Tesbih
Opal Tesbih
Sedef Tesbih
Sitrin Tesbih
Sodalit Tesbih
Turkuaz (Firuze Taşı) Tesbih
Turmalin Tesbih
Yeşim Taşı Tesbih


Tane Ölçüsü 8 x 8 mm
İmameden Uzunluk 20 cm
Püskül 3 cm
Gümüş, simgesi Ag olan, beyaz, parlak, kıymetli bir metalik elementtir. Atom numarası Z=47, atom ağırlığı M=107,868 g dır.
Değerli ve asal metallerden biri olan gümüş, havadan etkilenmez ve toprakta doğal olarak, katıksız halde bulunur. Bu özelliğiyle gümüş, bakır ve altınla birlikte bilinen en eski metallerden biridir.
Gümüş Madeni’ nin Fiziksel Özellikleri :
Parlak ve beyaz bir metal olan gümüşün, ergime noktası 961,9°C, kaynama noktası 1950°C ve özgül ağırlığı ise 10,5 gr/cm3 tür. Çoğu bileşiklerinde 1 değerliklidir. Sembolü Ag (Latince’ de argentum kelimesinden gelmektedir)dir. Bakır ve altınla birlikte, elementleri sınıflandırma çizelgesinin IB kümesinde yer alır. Son derece dövülgen ve telleşebilir bir yapıda olan gümüş, ısıyı ve elektriği çok iyi iletir; bu nedenle elektriktede kullanılır. Gümüş, bakır ve altınla birlikte alaşım, özelliklede sülfür ve klorür olarak bulunur. Genellikle altın, kurşun ve çinkonun mineralleriyle bir arada görülür. Merkez yüzlü kübik sistemlere bağlıdır, sertliği azdır.
Gümüş Madeni’ nin Metalürjisi :
En çok kullanılan yöntem, siyanürleme’ dir. Doğal gümüş filizi, ince toz haline getirilir ve hava oksijeni varlığında sodyum oluşturmak için sodyum siyanürle (NaCN) işlemden geçirilir. Ayrıca gümüş, nikel ve özellikle kurşun metalürjilerinin aşağıdaki yöntemlere göre elde edilen bir yan ürünüdür.
Gümüş Elde Etme Yöntemleri :
1. Çinkolama yöntemi : Ergimiş gümüşlü kurşuna çinko katılır; çünkü, sıvı çinko, sıvı kurşunda çözünmez; gümüş, çinkoda üç bin kez daha çok çözünür. Böylelikle gümüş, oluşan gümüş-çinko alaşımının damıtılmasıyla elde edilir.
2. Pattinson yöntemi : Gümüşlü ergimiş kurşun, sıvı ve katı haller arası bir sıcaklıkta korunur; oluşan saf kurşun billurları alınır. Kalan sıvı yalnızca gümüş içerir.
3. Kal yöntemi : Pattinson yöntemi ile elde edilmiş alaşımın kurşununu uzaklaştırmaya yönelik bu işlem, erimiş alaşımdaki kurşunu yükseltgemeye dsayanır. Gümüş, yükseltgenmez ve kolayca ayrılır, eleoktroliz yoluyla arıtılır. Hazırlanması için daha çok, civayla amalgam (malgama) yönteminden yararlanılır. Buna karşılık cıva, her zaman , gümüş eşyaları bozan bir amalgam oluşturur.
Gümüşün kimyasal özellikleri :
Gümüşün kovalans bileşikleri oluşturma eğilimi vardır. Temel yükseltgenme derecesi 1 olmakla birlikte, gümüşü geçiş elementlerine yaklaştıran 2 ve 3 değerleride bulunur. Halojenlerle, gümüşflüorür (AgF) dışında, suda hiç çözünmeyen tuzlar elde edilir. Yapısı elmasınkine benzeyen gümüş iyodür (AgI) 146 °C üstünde, özel bir yapı bozukluğu gösterir. Ag iyonları, I- iyonlarının sert ağı içinde serbestçe yer değiştirebilirler.
Gümüş bromür fotoğrafçılıkta kullanılır : bu madde, görünen ışığın, mor ötesi ışınların, X, y, vb. ışınların foto kimyasal etkisi altında bozulur ve kararır. Developman sırasında Ag iyonları, organik bir indirgen (pirogallol, hidrokinon, genol, vb.) yardımıyla metalik gümüşe indirgenir. Laktat ve sitrat gibi organik gümüş tuzları da fotoğrafçılıkta kullanılan maddelerdir. Oksijenin, sıvı gümüşteki çözünürlüğü çok büyüktür ve sıcaklık artışıyla azalır.
Gümüş oksit (Ag2O) ancak, 15 atm altında ve 300°C ‘taki böülnmüş gümüşün ısıtılmasıyla elde edilebilir. Bu da, gümüşün havada bozulmayışını açıklar. AgO, aGno3 ′ ın eleoktrolizi sırasında anotta oluşan yada sıcakta, potasyum permanganat yardımıyla gümüş oksitin yükseltgenmesiyle elde edilen, Ag2O3 ′ ten kalkılarak hazırlanır.
Gümüş Neden Kararır?
Siyah gümüş (Ag2S), önemli bir gümüş mineralidir. Ama havadaki kükürtlü hidrojen (H2S) etkisi altında ya da gümüş bir eşyanın, kükürt bakımından zengin bir maddeyle (yumurta sarısı, kükürtlü kauçuk) teması sırasında oluşur. Bu durumda gümüşün “karardığı” söylenir.
Gümüş nitrat, son derece çözünen bir maddedir ve çözünürlüğü 20°C’ tan 100°C’ a geçince dört katı artar. Dağlayıcı olarak kullanılan, güçlü bir yükseltgendir. Gümüş üç yükseltgenme derecesinde kompleks iyonlar oluşturur. Sözgelimi, amonyakla amin elde edilir.

Gümüşün Faydaları
Gümüşün sağlığa olan faydaları Juli Sezar zamanından beri biliniyor.
Romalılar küçük gümüş parçacıklarını yanıkları,kesikleri ve yaraları tedavi etmek için kullanırlardı.
Grekler su ve şarap kaplarını bakterilerden temizlemek için gümüşü kullanırlardı.
14.yüzyılda Avrupanın merkezinde nüfusun % 25 i vebadan ölmüştü,sadece çingeneler bu felaketten etkilenmemişlerdi.
Çingenelerin tedavi amacıyla gümüşü küçük partiküllere ayırıp açık bir damardan vücuda verdikleri biliniyordu.
Partiküller kan dolaşımı sayesinde bütün vücuda yayılıp bakteri ve virüsleri yok ediyordu.Bu partiküllerin gereğinden fazla olması nedeniyle çingenelerin çoğu argyria hastası olmuşlardı.
Argyria vücuda aşırı miktarda gümüş alınması sonucu ciltte mavi-gri bir renklenmenin oluşmasıdır.Daha çok,uzun yıllar gümüş fabrikalarında çalışan insanlarda görülür.
Doktorlar gümüşün faydalarını biliyorlar ve hastalarına eğer sağlıklı olmak istiyorlarsa gümüş tabaklarda ve gümüş çatal bıçak kaşık kullanarak yemek yemelerini tavsiye ediyorlardı.
İnsanlar bebeklerine emmeleri için gümüş kaşık vermeye başladı.Ağzında gümüş kaşıkla doğmak deyimi burdan gelmiştir, çünki bunu o zamanlarda zengin aileler yapabiliyordu.Ve zengin çocuğu olmak yani doğuştan kısmetli olmak manasına kullanılan bu deyim burdan türemiştir.
Dr Henry Crookes,1900 lerin başında gümüşü pek çok hastalığın tedavisinde kullanmıştır.
Bilimsel çalışmaları sonucu bilinen hiç bir mikrobun kolloid gümüşe 6 dakkadan fazla dayanamayacağını söylemiştir.
Dr J.Mark Hovel british medical journal de kolloid gümüşün virüslerin kontrolünde özellikle etkili olduğunu rapor etmiştir.
2.Dünya savaşı sırasında penisilin keşfedildi ve sentetik olarak üretildi.Böylece tıpta patenti alınmış sentetik ilaçlarla büyük ilaç firmalarını çok zengin eden yeni bir çağ başladı.Bu şirketler patentini almadıkları hiçbir şeyi satmayacaklardır ve tabiatta bulunan maddeler patentlenemezler.Bu zamanda kimyasal,sentetik antibiyotikler pek popülerdir artık.Yakın zamanlarda penisilinin virüslere karşı etkisiz ve pek çok insan için alerjik olduğu anlaşıldığı halde.
GÜMÜŞ İMAME


*
***
*********
*******************
********************************
''''''ÖNEMLİDİR'''''''
PAYLAŞIMLARIMIZ
GOOGLE VE DİĞER ARAMA MOTORUNDA YAYINLANMIŞ
ÇEŞİTLİ ÇALIŞMALARDAKİ ALINTILARDAN OLUŞMAKTADIR VE TAMAMEN BİZE İLGİNÇ GELEN KONULARIN
PAYLAŞIMINDA FAYDA SAĞLAYABİLECEĞİMİZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE ORTAYA ÇIKMIŞTIR
VE
TİCARİ DEĞİLDİR..
BİLGİ AKTARIMLARIMIZDA SAKINCALI VEYA PAYLAŞIMI İSTENMEYEN ALINTILAR OLURSA UYARILDIĞIMIZDA PAYLAŞIMLARIMIZDAN ÇIKARILACAKTIR...!!