37 ) ÇATI KİREMİT PROJE TASARIM VE UYGULAMALARI

KİREMİT

ÇATI UYGULAMALARI

 

Kiremidi ilk olarak Antik Yunanlıların bulduğu kabul edilmektedir.
 
Pişmiş topraktan yapılan bu ilk örnekler, M.Ö. 4. yüzyılda Korintler tarafından konkav (içbükey) seramik levhalar şeklinde üretilip kullanılmıştır.
 
Kiremidin tarihsel gelişimi ve yaygınlaşması şu aşamalardan geçmiştir:
 
 Antik Yunan ve Roma Dönemi
 
 İlk Üretim: 
 
 
Yunanlılar, çatılarda hafifçe çukurlaştırılmış ince seramik levhalar kullanarak kiremidin temelini atmışlardır.
 
 Geliştirme: 
 
 
Romalılar, Yunanlılardan aldıkları bu tasarımı küçülterek ve yuvarlak formlar vererek daha dayanıklı hale getirmişlerdir.
 
 Standartlar: 
 
 
Tuğla ve kiremitteki ilk standartlar Romalılar tarafından oluşturulmuş;
 
Malzeme daha ince fakat daha sağlam üretilmeye başlanmıştır.
 
Yayılım: 
 
Romalılar, kiremidi işgal ettikleri
 
İspanya,
 
İngiltere,
 
Fransa
 
Ve
 
Almanya
 
Gibi bölgelere taşıyarak tüm Avrupa’da yaygınlaşmasını sağlamışlardır.
 
Tasarım ve Türler
 
Antik Tasarım:
 
 Romalılar çatılarda iki ana kiremit türü kullanırdı:
 
"tegula" adı verilen yamuk biçimli yassı kiremitler ve "imbrex" adı verilen yarım koni biçimli kiremitler.
 
 Modern Gelişmeler: 
 
 
Günümüzde kullanılan Marsilya, Alaturka (Osmanlı) ve Oluklu gibi kiremit çeşitleri,
 
Bu tarihsel sürecin modern presleme teknolojisiyle birleşmiş halleridir.
 

 Tuğla dünya tarihinde imalatı yapılan ilk yapı malzemesidir.

Kil ile suyun buluşması ve ateşle ile beraberliği tuğlanın doğuşunu oluşturmuştur.

Çok eski çağlarda her bina önce bir tuğla üretim tesisi olmuş, üretilen tuğlalar daha sonra bu binanın yapımında kullanılmıştır.

Şu halde ilk üretim tesisi, tuğladan yapılan ilk evdir.

     Artık ilk yerleşim yerlerinin ve kültürlerinin tuğla yapımınıa uygun olan

Alüvyonlu toprakların yer aldığı geniş nehir havzalarında kurulduğu bilinmektedir.

Tuğla sanatınında başlangıcı işte bu dönemlere rastlar.

Bu bölgeler, Mezopotamya'da yer alan Nil, Euprates/Tigris nehirlerinin aşağı bölgeleridir.

Bu bölgelerde yapılan kazılarda en eski bulguların kalıplanmış kil tabletler ve duvar rölyeflerinden oluştuğu gözlenmiştir.

Buda gösteriyor ki tuğla üretimi daha bu zamanlarda başlamış ve o zamanlar bile tapınaklar,

En zengin yapılar bu tuğla tabletler ile inşa edilmiştir.

Kullanılan bu pişmemiş kil tabletler zamanımızda kullanılan tuğlalara benzer boyutlarda ve elle düzeltilerek şekillendirilmişti.

Bu kil tabletlerde(tuğla) yapılan Carbon 14 deneyleri ise M.Ö. 13000 yılını göstermektedir.

Yani günümüzde tam tamına 15000 yıl önce ilk tuğlanın insan oğlunun elinde şekillendiğini söyliyebiliriz.

     Bir süre sonra insanlar daha sağlam binalar, daha yüksek kuleler inşa etmek istedirler.

Tabiki bu binalar daha hoş görünen binalar olacaktı.

İşte bu aşamada pişmiş tuğla ortaya çıkıyor. Sıcak canlı bir renk ve daha sağlam bir yapı malzemesi. Zaman ise M.Ö. 4. yüzyıldır.

     1877-1917 yılları arasında Alman Arkeolog Robert KOLDWEY tarafından

Babil şehrinde yapılan kazı ve araştırmalarda halen modern binalarda günümüzdede kullanılan tuğlalara benzer düzgün şekilli,

Yeskin kenarlı, çok teknik imal edilmiş tuğlalar bulunmuştur.

     Bu nedenle dünyanın 7 harikasından biri olan bu tarihi yapı, pişmiş tuğlanın sistemli ve düzenli ilk kullanıldığı bina olarak kabul edilir.

Bu yapı tuğla endüstrisi için bir simgedir çünkü yüksek kapasiteli ilk üretim tesisidir.

Bu dönemde ve daha sonra tuğla yapımının

Anadolu'ya ve Avrupa'ya yayıldığını ve gittikçe yaygınlaştığını görüyoruz.

Mezopotamya'da ise tuğla ve tuğla üretimi

Asurlular,

Persler,

Sasaniler

Ve

Islam kültürü

İle gelişmiş değişik boyutlara taşmıştır.

Doğu ve batı kültürü hemen hemen ortak ilerlemiş,

Sonuçta tuğla tüm yerleşim bölgelerinin vazgeçilmez yapı malzemesi olma özelliğini korumuştur.

     Yunanlı yazar Pindar,

M.Ö. 5. yüzyılda Yunanlıların mermeri bularak heykel yapımında ve binalarda kullanıldığını anlatır.

Yunanlılar mermeri önce binalarda duvar malzemesi olarak kullandılar

Fakat mermerin olumsuzlukları nedeni ile tekrar tuğlaya döndüler.

Bu arada pişmiş tuğlanın kullanılmaya başlaması ile birlikte çatı malzemesi boşluğu yaşandı.

Bu boşluk ise yine Korintlerin Konkav kiremiti bulmuş olması ile doldu.

Çatılarımızda kullandığımız bugünkü yuvarlak kiremitlere benzer kiremitler imal ettiler

Tek farkları biraz daha kalın ve büyük boyutlu olmalarıydı.

Yapılan araştırmalar ilk kullanılan kiremitlerin 2- 3 cm . kalınlığında, 50 cm . eninde ve 80- 100 cm . boyunda olduğunu göstermiştir.

Kiremiti daha sonra Yunanlılar geliştirmiş, onlardan da Romalılar devralmıştır.

Batı Avrupa'da Romalılar Yunan kiremit formlarını mümkün olduğunca geliştirdiler. Özellikle yuvarlak kiremitte neredeyse bu günkü üretim kalitesine yaklaştıklarını söyleyebiliriz.

     Kiremit ve tuğlada ilk standartlar

Romalılar tarafından geliştirilmiş ve uygulamaya sokulmuştur.

Kalınlık nedeni ile oluşan kuruma ve pişirme problemlerini çözmeye çalışmışlar ve böylece ilk araştırma faaliyetleri de onlar sayesinde başlamıştır.

Bu çalışmalar sonucunda mümkün olduğunca ince fakat eskisine göre çok daha sağlam malzemeler üretmişlerdir.

İspanya, İngiltere, Fransa, Belçika ve Almanya'ya tuğla ve kiremiti tanıtan, kullanımının yaygınlaşmasını sağlayan yine Romalılardır.

O zamanlarda bina yapımında çalışan Romalı Lejyonerler gün kişi başına 120-140 büyük boy, 220-240 adet küçük boy tuğla üretiyorlardı.

     Bir süre sonra tuğla artık sadece inşaat için imal edilen

Yapı malzemesi olmaktan çıkmış ve satılmak için imal edilmeye hatta 100 km . kadar

Uzak bölgelere dahi deniz ve nehir yoluyla gönderilmeye başlanmıştır.

Bunu da yine Romalılar başarmıştır. Zira tuğla ve kiremiti bir sanayi dalı haline getiren onlardır.

     Anadolu'ya baktığımızda burada da gelişmelerin yukarıdaki tarihlere paralel olarak gerçekleştiğini görüyoruz.

Tarih kitapları Anadolu'da ilk pişmiş tuğlanın endüstriyel anlamda üretim ve kullanımının

M.Ö. 4. yüzyılda Lidyalılar tarafından başlatıldığını yazıyor.

Bu dönem Babil kulesinin yapımı ile hemen hemen aynı dönemlere rastlamaktadır.

Tuğla ve Kiremit Anadolu da Yunanlılardan sonra Bizanslıların katkılarıyla gelişmiştir.

Daha sonra Selçuklular Bizanslılardan bu gelişmeyi devralmıştır.

Selçukluların da bu konuda epeyce ilerledikleri bir gerçektir.

Selçuklu mimarisinde tuğla özellikle taş ile birlikte önemli bir mimari birliktelik yaşamıştır.

Bundan sonra Osmanlı dönemine geçiş yaşanıyor ve Osmanlılar zamanında kiremiti ve tuğla üretimi önemli gelişmeler yaşıyor.

Küçük ve Konkav Osmanlı Kiremitlerinin yapımı bu dönemde gerçekleşiyor.

Anadolu'da kiremit ve tuğlaya ilk standart Osmanlılar döneminde getiriliyor.

Fatih Sultan Mehmet dönemi tuğlaları 4.5 x 28 x 28 cm. ebatlarında, hatıllarda kullanılanlar ise daha ince imal ediliyordu.

Taban tuğlaları ise 25 x 25 cm. boyutlarında ve kare şeklinde veya çapları 30- 60 cm . arasında değişen altıgenler biçimindeydi.

Kullanılan standartlar dışına çıkan tuğlalar inşaatlarda kullandırılmaz hatta satışına dahi izin verilmezdi.

     Bundan sonraki dönemde 18. yüzyıla kadar

 

Tuğla Endüstrisi'nde önemli değişiklikler görülmemiştir.

 

Fakat Rönesans sonrası sanayi devriminin başlaması ile bu endüstri dalı da gelişmeye başlamıştır.

 

Her şeyden önce standardizasyon çalışmaları ve emek yoğun çalışmanın mümkün olduğunca azaltılması konusu

 

Her dalda olduğu gibi tuğla ve kiremit endüstrisinde de ön plandadır. Teknolojinin en son gelişmeleri tuğla ve kiremitte bugün çok yoğun

 

kullanılmaktadır. Bu iki malzeme 21. yüzyılın vazgeçilmezleri olmaya adaydır.

 

 

 

 

Detay Çatı

 

 

Kiremit, binlerce yıllık bir tarihe sahip olan ve çatı kaplamaları için kullanılan bir malzemedir

İnsanoğlunun kil ile buluşması yerleşik hayata geçtiği dönemlerde evlerinin yapımında kil tabletleri kullanmasıyla gerçekleşmiştir.

M.Ö.13. yüzyılda kurutulmuş halde bulunan kil tabletleri, kiremit ve tuğlanın fonksiyonel özellerini göstermektedir.

Babil Kule ’si yapımında ilk kez pişirilmiş tuğlanın 85 milyondan fazla kullanıldığı bilinmektedir.

Alman Arkeolog Robert Koldwey’in 1877-1917 yılları arasında Babil şehrinde yaptığı kazılarda günümüz tuğlalarına benzer özelliklere sahip tuğlalar bulunmuştur.

Pişmiş tuğlanın kullanılması ile çatı kaplama malzemesi ihtiyacı doğmuştur.

Korintlerin M.Ö. 4. yüzyılda konkav kiremitleri ilk kez ürettiği kabul edilmektedir.

Konkav kiremitleri öncelikle ebat farklılaştırarak Yunanlılar sonrasında daha küçük ve yuvarlak ebatlarda üreterek Romalılar geliştirmiştir.

Bu gelişmeler sonucu kiremidin bilinen adı Yunan Kiremit olmuştur.

Günümüzde kullanılan Osmanlı Kiremidine benzer şekilde ve yakın kalitede üretimi yapıldığı ve kullanıldığı görülmüştür

Romalılar kiremitte ilk standart özellikleri getirmiştir.

Yunan Kiremit ’inin Avrupa’ya ticaretinin yapılması, tanıtılması ve kullanılmasında Romalılar önemli rol almıştır.

Anadolu’da da pişmiş tuğla ve kiremit kullanımının Avrupa’ya paralel zamanlarda olduğu görülmektedir. 

M.Ö. 4. Yüzyılda Lidyalılar pişmiş ürünlerin üretim ve kullanımını Anadolu’da gerçekleştirilmiştir.  

Anadolu’da kiremidin üretimi ve geliştirilmesi ile ilgili en önemli dönemler Osmanlı ile yaşanmıştır.

Konkav ve küçük ebatlı Osmanlı kiremit üretilmiştir.

Anadolu’da ilk kiremit standardı uygulanarak Osmanlı kiremit üretilmiş yaygınlaşması için kullanımı zorunlu hale getirilmiştir.

Sanayi Devrimine kadar kiremit büyük değişimler yaşamamıştır.

18. ve 19. Yüzyıllar da buharlı makinelerin kullanılması ile endüstriyel üretime geçilmiştir.

Endüstriyel gelişim hammadde hazırlama, pres gelişimleri ve ürünlerin pişirilmesi için farklı tip fırınların kullanılmasıyla devam etmiştir.

Özellikle fırınların kullanılması (Hoffman ve Tünel Tip) ile üretim verimliliğini artırmış ve maliyet avantajı yaratmıştır.

Uzun ömürlü ve kolay ulaşılabilen yapı malzemesi olan kiremit kullanımı oldukça artmıştır.

Türkiye’de Cumhuriyetin ilk yıllarında ihtiyaç duyulan temel inşaat malzemelerinden biri kiremit ve tuğla olmuştur.

Savaş sırasında yıkılıp-yıkılan kentlerin bir an önce imar edilebilmesi ve bu malzemelerin sağlanması için

Kiremit ve Tuğla fabrikalarının kurulması gerekmiştir.

Eskişehir kiremit ve tuğla üretimi için en ideal yerlerden biridir.

Çünkü toprağı kiremit ve tuğla üretimine uygun ve demiryolu taşımacılığında avantajlara sahiptir.

1927 yılında Marsilya tipi kiremit üretimini Eskişehir’de gerçekleştirilmiştir.

Günümüzde kil kiremit ve tuğla üretimi halen Eskişehir, Çorum, Manisa, Kütahya ağırlıklı olmak üzere çeşitli üretim tesislerinde devam etmektedir. 

Günümüzde Kiremit Üretimi

Çatı kaplama malzemesi olarak kil ve agrega esaslı kiremitler çok tercih edilmektedir.

M.Ö. 4. yüzyılda Korintlerin ürettiği ilk kiremitler yüzyıllar boyu gelişmiş ve günümüz teknolojisi ile üretilen son halini almıştır.

En üst kalitede üretilen kil kiremitler, mikrokil teknolojisi kullanılarak

500 mikron altına öğütülen kil veya killi hammadde karışımının,

Su ilavesi ile homojen bir karışım haline getirilmesi yoluyla otomatik preslerde şekillendirilip ve otomatik kurutulduktan sonra

Uygun sıcaklıkta otomatik tünel fırınlarda doğalgazla pişirilmesi ile elde edilir.

Kil kiremitler doğal ve dayanıklı malzeme tercih edenler tarafından tercih edilmektedir.

Agrega esaslı kiremitler ilk olarak 19. Yüzyılda Almanya’nın Bavyera bölgesinde üretilmeye başlanmıştır.

Kum, su, çimento, agrega ve doğal renk pigmenti ile oluşturulan hammadde karışımının kalıplar üzerine preslenmesiyle üretilir.

Kiremit yüzey rengi, çift kat renklendirme teknolojisi ve hammadde karışımına eklenen pigmentlerle

İç bünyesinin de renklendirilmesi sayesinde uzun ömürlü renk dayanımına sahiptir.

Renklendirme işlemi tamamlanan kiremitlerin belirli ısıda kürlenmesi tamamlanır.

Agrega esaslı kiremitler farklı renk ve modeldeki kiremit çeşitleriyle alternatif çatı kaplama malzemesi sunmaktadır. T

ürkiye’de de farklı şehirlerde üretim tesisleri bulunan agrega kiremitler son yıllarda özellikle tercih edilmektedir. 

Kil Kiremit Teknik Özellikleri

Kil kiremitler TS EN 1304 Standardına göre yan ve üst kenarından kenetlenebilen kiremitlerdir.

TS EN-1304 Kiremit Standardı’nda belirtilen TS EN-538 eğilme mukavemeti testine göre bir kiremidin 120 kgf dayanıklılığa sahip olması gerekir.

Bu dayanıklılık, çatıdaki yüklere karşı gerekli, ama çoğu zaman yeterli değildir.

Mikronize hammadde teknolojisi kullanılarak üretilen kiremitler, kiremit tipine göre standardın çok üzerine çıkabilen eğilme mukavemetlerine sahiptir.

Bu teknoloji ile üretilen kiremitler pürüzsüz yüzey, sağlamlık, su sızdırmazlık, dona dayanıklılık ve kireç patlamayan kiremit olarak karakterize edilir.

Ülkemizde kil kiremit üretimi Alaturka kiremiti ile başlamış olup yeni ürünlerin araştırılması ve yeni tasarımların yapılması ile

Marsilya ve şekilli modelleri de üretilmeye ve kullanılmaya başlanmıştır.

Genellikle Marsilya tipi kiremit tercih edilmektedir.

Çatının göründüğü bireysel konutlarda şekilli kiremit tercihi ön plana çıkmaktadır. 

 

Adını ilk üretildiği yerden alan farklı tipleri bulunmaktadır:

Aslan Pençesi (Son mahya)

Üçyol mahya

Dört yol mahya

Havalandırma kiremiti

VenedikFloransa

İsoflat

Ciremitto

Çiçek mahya

Kenar kiremidi

Yuvarlak mahya

Köşeli mahya

Marsilya

Valensiya

İlk mahya

Oluklu

Villa

Granada

Toskano

 

TÜM MALZEMELİ UYGULAMARDA OLDUĞU

GİBİ

KİREMİT  ÇATI

  UYGULAMALARINDADA 

1 ) KALİTELİ MALZEME

2 ) KALİTELİ İMALAT 

3 ) KALİTELİ MONTAJ İŞÇİLİK

 

 

 

KALİTELİ İŞ EKİP İŞİDİR

 

 

''''''ÖNEMLİDİR'''''''

PAYLAŞIMLARIMIZ 

GOOGLE VE DİĞER  ARAMA  MOTORUNDA  YAYINLANMIŞ 

ÇEŞİTLİ  ÇALIŞMALARDAKİ  ALINTILARDAN OLUŞMAKTADIR  VE  TAMAMEN BİZE  İLGİNÇ  GELEN  KONULARIN 

PAYLAŞIMINDA  FAYDA SAĞLAYABİLECEĞİMİZ DÜŞÜNCESİNDEN HAREKETLE ORTAYA  ÇIKMIŞTIR

VE

TİCARİ  DEĞİLDİR..

BİLGİ  AKTARIMLARIMIZDA  SAKINCALI  VEYA  PAYLAŞIMI  İSTENMEYEN ALINTILAR  OLURSA UYARILDIĞIMIZDA  PAYLAŞIMLARIMIZDAN  ÇIKARILACAKTIR...!!